Ahirette ümidinizi yitirdiğinizde...
Hiçbir günahımızı hafife almayalım. Günahımızla gurur duymayalım.
Aksine günahımızın ağırlığından pişmanlık duyalım.
Utanalım.
Allah'tan mahcup olalım. Mahşer alemindeki bir manzara bize bakış tarzımızı yeniden gözden geçirme şansı veriyor.
Kişi hesaba çekilir. Ümidini yitirmiştir. Cehenneme gitmeye hazırlanıyor. Biraz sonra zincirlenecek. Belki sürüklenecek. Doksan dokuz defter önüne konur. Kişi deftere bakınca yüzü kızarır. Diyecek bir şeyi yoktur. Allah kulunu hesaba çeker.
Sorar: Ey kul! Sen şu defterde yazılı olanlardan bir şeyi inkar ediyor musun? Kul: Hayır Yarabbi. İnkar edecek bir şeyim yok.
Peki katip meleklerim sana zulmettiler mi? Yani yapmadığın günahı yazdılar mı? Hayır Yarabbi, der.
Allah (CC) sorar: Peki bir mazeretin var mı bu günahları işlerken? Hayır Ya Rabbi.
Peki senin bir iyiliğin var mı? Hayır yoktur Rabbim.
Allah buyurur: Hayır. Yanılıyorsun. Senin bizim yanımızda bir iyiliğin -özelliğin- var. Bugün sana zulmedilmeyecek. Allah ona bir kart çıkartır. O kartta - Allah bir, Muhammed O'nun Resulüdür - cümlesi yazılıydı.
Allah buyurur: Teraziye çık! Kul ürperir. Bu kart, bu defterin karşısında neye yarar ki?
Allah buyurur: Zulüm yok bugün. Defterler günah kefesine, kart ise iyilikler kefesine konur. Kart daha ağır basar. Adam dehşet içindedir. Kart ağır bastı diye sevinir.
Hz.Peygamber burada şöyle buyurdu: "Allah'ın isminin karşısında hiçbir şey Allah'ın isminden ağır basamaz. Nihayet kul cennete doğru götürülür." Hz. Peygamberin bize ilettiği bilgi bu şekilde. Burada Allah'ın yüce rahmetini, affının bolluğunu görüyoruz. O sonsuz keremiyle kerem eder. Cehennemden azat eder.
Bunu gören bizlerin de çok dikkatli ve sorumlu davranması gerekir. Bu rivayeti yanlış değerlendirmeyelim. Nasılsa Allah bizi affeder. O halde her günahı işleyebiliriz gibi bir yanlış sonuca varmayalım. Kişi cehennem korkusundan çok Allah'tan utanma duygusundan dolayı günahlardan uzak durmalıdır.
BAZI NÜKTELER, DERSLER
Mevlana camiye gidecek. Yoldan, yolun -sokağın- ortasını iri bir köpek kaplamış, köpek uyuyor. Mevlana camiye geçerken köpeği uyandırmamak için bekler. Belki dakikalarca.
Mevlana'nın beklediğini gören biri gelir ve ayağı ile dürterek köpeği yoldan çeker. Mevlana gözlerini açar ve şöyle der:
Siz onu rahatsız ettiniz. Biz uyanmasını bekliyorduk.
NE GÜZEL DİŞLERİ VAR!
Bir köpek. Ölmüş. Çöplüğe atmışlar. Üzerine sinekler üşüşmüş. Kokusu etrafa yayılıyor. Herkes ne kadar kötü leş derler. Allah dostu burnunu kapatmaz. Sessizce fısıldar:
Ama ne kadar güzel dişleri var!