Vuslata hazır mısın?
Geldiğimiz âlemden tekrar o âleme dönüşe "vuslat" dediler. Vuslat fiziki olarak toprağa dönüştür, mana olarak Rabb'e kavuşmaktır. Herkes bu yolculuğa mutlaka çıkacaktır. Bazıları heyecanla, bazıları ise korkarak. Mutlaka hesap için Rabb'e varılacaktır. Onun için sık sık kişi nefsiyle muhasebe etmeli. "Allah'ın huzuruna çıkmaya hazır mıyım?" diye kendini sorgulamalı.
Yüce Rabb'ini bilen vuslata hazırdır. Sadık bir iman ile iman eden, kalbiselim ile Rabbe' koşan vuslata hazırdır. Namazını kılan, farzlara itina gösteren, haramdan nefret eden, kul hakkını önemseyen, ahirete iman edip o güne göre hazırlanan, yüce Kitap Kuran-ı Kerim'e teslim olan vuslata hazırdır. Dua alan, hırsızlık yapmayan, merhametli olan, emanete ihanet etmeyen vuslata hazırdır.
KİM VUSLATTAN KORKAR?
Allah'a dönmekten kim çekinir, kim Allah'ı arzu etmez? Allah'ın huzuruna döndüğünde hesap veremeyen elbette. Haram içinde bocalayan, kul hakkı yiyen, hırsızlık yapan, insaf, namus ve izan bilmeyen, peygamberleri kabul etmeyen, yüce Kitap Kuran-ı Kerim'e iman etmeyen vuslattan çekinir. Onlar için vuslat hesaba çekilmedir.
HZ. PEYGAMBER'E VUSLAT
Mana ehli, Peygamber'e hasret çekiyor. O'na ulaşmayı, dünyanın bütün müjdelerinden daha önemli sayar. Hz. Peygamber'le bir anı, bütün bir ebedi âleme üstün kabul eder. Zira yüce Allah'ın Hz. Peygamber'e ne kadar kıymet verdiğini iyi biliyorlar. Kitap şöyle buyurur:
"Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanma dileseler, Resul de onlar için bağışlanma dileseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici bulurlardı." (Nisa, 64).
Gerek müminler, gerek imanında sıkıntı olanlar olsun günah işlediklerinde Hz. Peygamber'e gelip dua isteselerdi Allah onları affederdi. Bu Hz. Peygamber hayatta iken böyleydi. Şimdi ise Efendimizin şefaatine sığınma vaktidir. Yozgatlı Said Fenni şöyle der:
"Resulullah'ın mezarını görmeden ölürsem, vücudumdan arta kalan kemiklerim kıyamete kadar inleyip durur."
Şiirinin sonunda da şöyle haykırır:
"Ey Kasım'ın babası. Ey Allah'ın Resulü! Sana sığındım." Bir başka gönül dostu der ki: "Biz mariziz (hastayız) tabibimiz sensin. Biz sana göremediğimizden ötürü hastayız. Yüzümüz sararmış, rengimiz kaçmışsa şayet O'na vuslat geciktiği içindir."
***
ŞİRKE GÖTÜREN MODERNİZM PUTU
Kuran'a uymak yerine Kuran'ı kendine uyduran; Kitap'sız bir İslam planlayan; Kuran-ı Kerim'in bazı ayetlerini tarihsel yaftası ile devreden çıkarmaya çalışan; sahih hadisleri bile kafasına ve zihniyetine uymadığı için "Benim için bir mana ifade etmiyor" diye reddeden çağdaş felsefi akımların peşinde koşan ve adeta bu felsefi akımları Allah'ın kitabından üstün sayan, felsefecileri birer peygamber sıfatıyla ululayan, Batılıların ve Batıcılığın büyüleyici ışığı altında ezilen kompleks sahibi, bu modernist kafa insanları şirke davet ediyorlar. Onlar kendilerine yeni bir put ilan ettiler: Akıl. Aklı doğru yolda, hakikati bulmada, bilimsel faaliyetlerde, Kuran'ın hakikatini haykırmakta, Hz. Peygamber'in ahlakına davet etmekte değil, Batı zihniyetine kul ve köle olmakta kullandılar. Akıllarına pislik karıştıranlar bunlardır. Aşağılık duygusu içinde kıvranan bu zihniyet, insanlığa inkârdan başka hiçbir şey hediye edemez.
Modernistler Kuran'dan şüphe ederler. Hz. Peygamber'in Kuran tefsiri ve uygulaması mahiyetindeki hadisleri yok sayarlar. Kuran-ı Kerim'i yeni bir metodoloji ile okurlarken kadim ilahi vahiy kültürünü egolarına mahkûm ederler. Batı'ya yenilgi etkisi altında darmadağınık bir anlayışla hareket ederler. Tutarlı değillerdir. Modernistler (bazıları iyi niyetli olsa da) ilahi vahyi bozduklarının farkında bile değillerdir.
İslam coğrafyasında; Abduh, Afgani, Ahmed Han, Reşid Rıza, Çerağ Ali, Ebu Reyye, Fazlurrahman, dış dünyada ise Goldziher, M.Watt ve yüzlerce oryantalist... Bu noktada modernistleri ve oryantalistleri birbirinden ayırmak da pek doğal değildir. Özellikle bazılarının bilimsel ve insaflı değerlendirmelerde bulunduğunu da söylemek lazım.
Şunu da belirtmek gerek: İslam Kuran-ı Kerim, sahih hadisler, Hz. Peygamber'in uygulamaları, kıyas, içtihat, icma gibi hayati mekanizmanın ismidir. İslam bağnazlığı ve kazuistik yapılanmayı kabul etmez. Ancak vahyin kendisine ve sahih sünnete yönelik dezenformasyona da kapıyı aralamaz. Aklıselim, ergin akıl, vahiy disiplininden kopmaz, erdemli akıl İslam'a uygundur. Şunu da ekleyelim: İslam âlemindeki modernist damar, Batılı oryantalizmden hayli etkilenmiştir.
***
AHİRETTE MÜFLİS KİMDİR?
Ebu Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Resulullah (SAV) şöyle buyurdu:
"Bilir misiniz, müflis kimdir?" Ashab-ı kirâm, "Bize göre müflis, parası pulu, malı mülkü kalmayan kimsedir" dediler. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: "Benim ümmetimin asıl müflisi, kıyamet günü İlahi huzura namaz, oruç ve zekât getirecek bir kimsedir ki, bu kişi aynı zamanda birinin namusuna dil uzatmış, bir başkasına iftira etmiş, ötekinin malını yemiş, birinin kanını dökmüş, bir diğerini dövmüş biri olarak gelir. Yaptıklarının hesabını vermeye başlar. Hak sahiplerinin her biri kısas olarak onun iyiliklerinin sevabından alır. Ödeşme tamamlanmadan iyilikleri biterse, bu defa alacaklıların günahlarından alınıp buna yüklenir ve neticede cehenneme atılır."
Allah'ım sana sığınırım!
Allah'ım sahtekâr gülücüklerden, dost görünen düşmandan, ikiyüzlü insandan, sinsi arkadaştan, iyi gün dostundan, harama el uzatandan, şer payesi için her kapıyı aşındırandan, dostu tökezlediğinde yaygara koparandan, hakikate değil menfaate boyun eğenden, bencil arkadaştan, besmelesiz her işten, harama bulaşmış her şeyden sana sığınırım.
Keşke toprak olsaydım
Mahşer gününde hayvanlar da diriltilir (Tekvir, 5). Sonra hesaba çekilir. Hesap bittiğinde yani zalim ve mazlum olan hayvanlar arasındaki hesap bittiğinde hayvanlara "Toprak olun" denilir. Bu dehşetli anı gören imansızlar derler ki: "Keşke toprak olsaydım." (Nebe, 39-40).
Necip Fazıl'ı anarken...
Ağlayın su yükselsin! Belki kurtulur gemi. Anne seccaden gelsin Bize dua et e mi?