Melih Altınok
Melih Altınok

Yüksek tahsil

İki milyonu aşkın genç, üniversite tercihi yapmanın telaşında. Çevremde görüyorum, velileri de ellerindeki "para kazandıran meslekler" listeleriyle enselerinde.
İşleri zor. 2000'lerin başında bir milyon ile bir buçuk milyon arasında dolaşan yükseköğretim öğrenci sayısı bugün 6 milyonu aştı.
Her yüz kişiden yaklaşık yedi-sekizi yükseköğretim kurumuna kayıtlı durumda.
Avrupa'yla kıyaslandığında bu oran birçok Batı Avrupa ülkesine yakın, hatta bazılarına göre biraz daha yüksek. Avrupa Birliği ortalaması genelde yüzde beş-altı bandında kalırken, ABD'de de benzer şekilde yüzde altı-yedi arasında dolaşıyor.
Bölge ülkelerine bakıldığında ise Türkiye açık ara önde. Yunanistan'da yüzde beş-altı, Bulgaristan ve Romanya'da yüzde dört-beş, Azerbaycan, İran ve Gürcistan'da yüzde üç-beş bandı hâkimken Irak ve Suriye'de rakamlar çok daha düşük seviyelerde.
25-34 yaş grubundaki yükseköğretim mezunu oranı ise 2008'de yüzde 13.5 iken 2025'te yüzde 45.6'ya çıktı. OECD ortalaması aynı yaş grubunda yüzde 48-49 civarında; Türkiye bu seviyeye epey yaklaşmış durumda.
ABD'de yüzde 50'nin biraz üzerinde seyreden bu oran, bölge ülkelerinde genellikle yüzde 20-40 arasında kalıyor.
Çalışan nüfus içindeki pay da buna paralel artıyor. Yükseköğretim mezunlarının istihdam oranı genel ortalamanın üzerinde seyrettiği için, çalışanlar arasında üniversite mezunlarının payı kabaca yüzde 30-35 bandına yaklaşmış görünüyor.
Yirmi yıl öncesine göre belirgin bir yükseliş bu. Mezun sayısı arttıkça ve eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne katılım da güçleniyor. Yine de iş bulma süreleri hâlâ uzun ve bazı alanlarda istihdam daha zayıf kalabiliyor.
Üniversitelerin işsizliğin park alanına dönüştüğünü söyleyen Umberto Eco'nun "bekleme salonu" metaforu, bu rakamların gölgesinde daha bir anlam kazanıyor. Gençler üniversiteye girerken belki de sadece bir diploma peşinde değil; aynı zamanda hayatın bir sonraki aşamasına geçişi ertelemenin, belirsizliği bir süreliğine park etmenin peşinde.
Nasıl olsa yüksek lisansıydı, şuydu buydu derken 30 yaşına kadar "öğrenciyim" demek normal.
Bugünlerdeki tercih telaşı da aslında bu ertelemenin ilk adımlarından biri; alışacaklar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin