Melih Altınok
Melih Altınok

ABD-Çin ittifakı

Geçen haftalarda Kral Charles'ın ABD'yi bol bol iğnelediği Washington ziyareti esnasında şunları yazmıştım:
"Dünya siyasetindeki temel gerilimi 'ABD-Çin rekabeti' klişesine indirgemek kolaycılık. Asıl kavganın Atlantik'in iki yakasında, ABD ve İngiltere arasında olduğuna dair pek çok işaret var."
Trump'ın Pekin ziyareti, konunun ne kadar nüanslı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Şi Cinping, Trump'ı ve aralarında Elon Musk'ın da bulunduğu Amerikalı iş insanlarını ağırladığı sofrada çarpıcı bir temenni dile getirdi:
"Çin ulusunun şahlanışı ile Amerika'yı yeniden büyük yapma anlayışı el ele yürüyebilir."
Bu basit bir nezaket cümlesi değil.
Herkesin "kaçınılmaz çatışma" diye gerginlik yarattığı bir dönemde, en kritik dosya Hürmüz Boğazı'ydı. Pekin burada herhangi bir direnç göstermedi. Beyaz Saray'ın açıklamasına göre Şi Cinping, Boğaz'ın serbest enerji akışına açık tutulmasını, askerileştirilmesine ve geçiş ücretine karşı olduklarını net biçimde ifade etti. Çin'in gelecekte Ortadoğu'ya bağımlılığını azaltmak için daha fazla Amerikan petrolü alma konusundaki ilgisini de dile getirdi. Her iki taraf İran'ın asla nükleer silaha sahip olamayacağı konusunda da anlaştı.
Bu tablo, ekranlardaki savaş çığırtkanlarının çizdiği siyah-beyaz resmin aksine, çok daha karmaşık. Rekabet derinleşse de ortak çıkarlar işbirliğini zorunlu kılıyor. Ne tam ittifak ne sıcak savaş; karşılıklı bağımlılığın dayattığı soğuk bir pragmatizm hâkim.
ABD-Çin ilişkilerinde en büyük engel olarak görülen Trump'ın bizzat masada olması, kapsamlı bir işbirliği kapısını aralıyor. Hürmüz krizi, Pekin için Ortadoğu enerji bağımlılığını azaltıp Amerikan kaynaklarına yönelme fırsatı sunuyor. Ortak bir enerji pragmatizmi doğabilir.
Finansal alanda da göbek bağı sürüyor. Çin'in Amerikan tahvil stoku 693 milyar dolara gerileyerek 17 yılın en düşük seviyesine indi. Aynı dönemde altın rezervleri 74 milyon onsun üzerine çıktı. Bu, dolar hegemonyasına karşı bir sigorta gibi görünse de Pekin'in hâlâ en büyük yabancı tahvil sahiplerinden biri olması, tam kopuşun ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Karşılıklı ekonomik bağımlılık, gerilimi frenleyen en güçlü mekanizma.
Haftaya Putin'in Çin ziyareti gerçekleşecek. Moskova-Pekin ekseni enerji ve strateji alanında güçlenirken, Elon Musk, Jensen Huang, Tim Cook gibi Amerikan iş dünyasının devleri Pekin'de fabrika ve pazar anlaşmaları peşinde koşuyor. Bu manzara, ideolojik bloklaşmadan ziyade çok katmanlı, pragmatik bir oyunu işaret ediyor.
Sonuç olarak, herkesin öngördüğü "büyük savaş" yerine iki güç, ulusal çıkarlarını maksimize ederken birbirlerine muhtaç olduklarını kabul ediyor. Hürmüz'ün açık kalması, Tayvan'da istikrar, tahvil-altın dengesi... Hepsi bu soğuk pragmatizmin parçaları.
Sizce bu "soğuk barış"tan en çok hangi ülke rahatsız olmuştur?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin