Suikast da yalansa...
13 Temmuz 2024'te Pennsylvania'da Başkan Trump'a yönelik suikast girişimi, Amerikan siyasetinin en dramatik anlarından biriydi.
Bir kurşun Trump'ın kulağını sıyırdı. Corey Comperatore isimli bir sivil hayatını kaybetti. 20 yaşındaki saldırgan Thomas Matthew Crooks ise olay yerinde öldürüldü.
Olayın hemen ardından "Tanrı Trump'ı korudu" naraları yükseldi, kanlı yumruk fotoğrafı kısa sürede efsaneleşti.
Bugün ise aynı MAGA tabanının bir kısmı, "Bu iş yalandan sahnelendi" diyor. Bu şüpheyi besleyen en dikkat çekici unsur, Trump'ın başkanlığı döneminde soruşturmanın erken kapatılması ve kendisinin bu konuda derin bir sessizliğe bürünmesi.
FBI, Kasım 2025'te soruşturmayı tamamladığını açıkladı. Crooks'un tek başına hareket ettiği, net bir motivasyonunun bulunmadığı ve başka bağlantı tespit edilemediği belirtildi.
Ancak Kongre'deki Cumhuriyetçi milletvekilleri Pat Fallon ve Mike Kelly, FBI'ın bilgi sakladığını, yeni dijital izlerin paylaşılmadığını ve bazı dosyaların hâlâ kapalı tutulduğunu söylüyor. Trump yönetimi altındaki FBI Direktörü Kash Patel'in "Elimizden geleni yaptık" açıklaması da tabanı tatmin etmedi.
Gerçekten tuhaf değil mi?
Kendi hayatına kasteden bir saldırının en ince ayrıntılarını bir başkan neden kamuoyuyla paylaşmaz?
Trump, o meşhur "Fight! Fight! Fight!" fotoğrafını kampanyasının simgesine dönüştürmüştü. Peki neden Crooks'un ailesi, bilgisayarları, sosyal medya geçmişi ve cenaze sürecine ilişkin tüm ayrıntılar konusunda tam şeffaflık sağlanmadı? Neden konu "Geçmişte kaldı" denilerek hızla rafa kaldırıldı?
Bu suskunluk, komplo teorilerini besliyor. Tucker Carlson ve Joe Kent, soruşturmanın erken kesildiğini öne sürüyor. Tim Dillon ise daha ileri gidip "Sahnelendi bence" diyor.
Ortada ironik bir tablo var. Trump'ın yıllarca "derin devlet" diye eleştirdiği mekanizmalar, şimdi kendi yönetimi altında tartışılıyor.
Oysa böyle bir suikast girişimi gerçekten yaşandıysa, en küçük şüpheyi dahi ortadan kaldıracak açıklıkta aydınlatılması gerekirdi. Corey Comperatore'nin ailesi bile hâlâ gerçeğin tüm yönleriyle ortaya konmasını istiyor.
Ben de "Adam kulağından vuruldu, elinden değil; böyle bir oyun olur mu?" diye itiraz ediyordum. Mantığım hâlâ aynı yerde duruyor. Ancak Trump'ın soruşturmanın üzerine gitmemesini, meseleyi hızlıca kapatmasını açıklamak kolay değil. Bu tavır, ister istemez baskı, tehdit ya da başka bilinmeyen dinamikler ihtimalini akla getiriyor.
Öte yandan, pandemiden bu yana yaşananlar birçok kişiye hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmemeyi öğretti.
Bu yüzden soru hâlâ ortada... Suikast gerçekten yalansa... Gerçeği saklamak kime yarıyor?