Melih Altınok

Melih Altınok

Saldırı İsrail’e değil Türkiye’ye

Giriş Tarihi:

İstanbul Levent'teki İsrail Konsolosluğu'nun bulunduğu binanın önünde dün silah sesleri yükseldi. Saat 12.00 sıralarında İsrail Konsolosluğu'nun da bulunduğu plazanın önüne uzun namlulu silahlarla gelen 3 saldırgan, güvenlik tedbiri alan polislere saldırı düzenledi. Polis ekiplerinin karşılık vermesiyle çatışma çıktı. Çatışmada saldırganlardan 1'i öldürülürken, 2 saldırgan yaralı olarak etkisiz hâle getirildi.
Çok şükür şehidimiz yok. Bir polis kulağından, bir diğeri de ayağından hafif yaralandı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İzmit'ten kiralık araçla İstanbul'a geldikleri tespit edilen şahıslardan birinin "dini istismar eden örgütle" irtibatı olduğunu açıkladı. Söz konusu örgütün DEAŞ olduğu belirtiliyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında bir başsavcı vekili ile iki cumhuriyet savcısını görevlendirdi. Teröristlerin sorgusu devam ediyor ancak şimdiden saldırıyla ilgili ciddi soru işaretleri var.

KONSOLOSLUK BOŞTU
Öncelikle, tetikçilerin saldırı girişiminde bulunduğu İsrailKonsolosluğu binası 19 Ekim2023'ten beri boş. İçeride aktif diplomatik kadro bulunmuyor.
Sembolik/lojistik bir temsil noktası pozisyondaki bir hedefe yönelmenin sadece Türk güvenlik güçlerinezarar vereceği hesaplanmamış olamaz.
Dolayısıyla eylemin İsrail'e yönelik siyasi bir mesaj verme hedefiyle gerçekleştirildiğini düşünmek anlamsız. Öyle ya, İsrail'in boşalttığı, potansiyel bir hedef olarak korumadığı bir noktayı vurarak Tel Aviv'e ne demiş, nasıl bir zarar vermiş olabilirsiniz ki?
Bu saldırıyla İsrail'den çokTürk devlet otoritesine vurulmakistendiği ortada.

GÖZLER KÖRFEZ'DEN İSTANBUL'A ÇEVRİLMİŞKEN
Gazze soykırımıyla birlikte kopan Ankara ile Tel Aviv ilişkilerine rağmen Türkiye'deki eylemlerinsivil ve demokratik çerçevenindışına çıkmasına asla müsaadeedilmedi.
Son eylem, Türkiye'yi, diplomatik misyonların basıldığı Pakistan ve İran gibi devletlerin liginde gösterme çabasının bir ürünü gibi görünüyor.
Bu noktada, yıllardır küresel sermayenin güvenli liman olarak gördüğü Körfez'deki Dubai gibi şehirlerin yıldızının sönmesini, bölgedeki yeni cazibe merkezi olarak İstanbul'un öne çıkmasını da göz ardı edemeyiz. Daha geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın finans merkezi olacak dediği İstanbul'da gerçekleşen söz konusu eylemle dünyaya verilmek istenen mesajı tahmin etmek zor değil.

MOSSAD, DEAŞ'TAN DAHA NE İSTESİN?
Bugüne kadar Türkiye başta olmak üzere Müslüman ülkeleri pek çok kez terörle vuran DEAŞ'ıneylemleri bugüne kadar kiminişine yaradı?
Cevap gözümüzün önünde: ABD ve İsrail'e.
Bizzat ABD Başkanı'nın "Obamakurdu" dediği DEAŞ, bölgemizdeki emperyalist işgalcilerin varlığını meşrulaştırdı. Dahası ABD ve kimi Avrupalı devletlerin uluslararası hukuku ayaklar altına alarak, DEAŞ'la mücadele bahanesinin arkasına sığınan PKK-YPG'li teröristlere yaptıkları doğrudan-dolaylı yardımlara gerekçe oldu.
Sözüm ona, İslam adına savaştığını söyleyen bu karanlık yapının attığı her adımın MOSSAD'ın propagandasavaşında uygun yeredenk gelmesi de tesadüf olmasa gerek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin