Melih Altınok

Melih Altınok

Türkiye’yi savaşa çekmeye çalışıyorlar

Giriş Tarihi:

Türkiye Ukrayna'da patlak veren son büyük dünyakrizinde arabuluculuk rolünü üstlenebilecek nadir ülkelerden.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukraynave Rusya arasınagerilmiş ipte yürüyen Türkiye'nin dengesini korumayı başarıyor. Güçlü askeri ve ticari ilişkilerimizin olduğu iki ülkeyle kurduğu etkili diyalogkanallarını koruyor.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski'nin, Putin'in "Belarus'dagörüşelim" teklifine ilk cevap olarak "İstanbul olsun" demesi, Kremlin'in Ankara'yla olan temasının aksamaması bu dengenin bir göstergesi...



Ne var ki ülkedeki NATObeslemesi muhalefetTürkiye'nin bu rasyonel pozisyonunubozmak için elinden geleniyapıyor.
Öyle ki CHP'nin kanalı Halk TV başta olmak üzere muhalefet yandaşı kanallar, BayraktarSİHA'larının gönüllü reklamını yapar halde...
Şaka yapmıyorum. Halk Tv'den Ukrayna'nın ağzından "Maşallah Bayraktar TB 2SİHA'larına" diye KJ'ler atılıyor.
Propaganda o seviyedeki, SİHA'ların vurduklarınınenvanteri tutmakla görevliCHP Milletvekili SezginTanrıkulu da topa girerse şaşırmayız.
Evet, akıllarınca Rusya ile olan diyaloğumuzu bozacaklar... Bu hedefin meşru muhalefetin,yandaş gazeteciliğin sınırlarıiçinde olduğunu düşünüyorlar.
İşin kötüsü bu fondaş basının oltasına gelenler var...
Türkiye'nin Ukrayna'ya sattığı SİHA'ların "Rus askerlerinivurarak İdlib'de şehitolan askerlerimizin intikamınıaldığı türünden" provokatif mesajlar milliyetçi ve ulusalcı görünen hesaplar tarafından yayılıyor.
Aman dikkat!
Türkiye'nin tarafsızlığına zarar verecek hamasetin tuzak olduğunu aklımızdan çıkartmamalıyız.

***


GODOT'YU BEKLERKEN
Darbe girişimi, pandemi, ekonomik bunalım, Ukrayna krizi üzerinden dolaşıma sokulan 3. Dünya Savaşı senaryoları derken herkesin ağzında "sıradane var?" sorusu var.
Dün de sosyal medyada Kuzey Kore'nin füze denemesi haberi paylaşıp "Ne olacaksaolsun, bitse de gitsek artık" diye söylenenler vardı.
Dünyanın "cennet olmadığına" dair bu uyanışta pandeminin etkili olduğunu düşünüyorum.
Evet kimilerimiz için bu bir uyanış.



Zira çok değil ortalama bir insan ömrü kadar önce, Avrupa'nın göbeğinde insanlarınsabun yapıldığı toplamakamplarının kurulduğunu, Dresten'den Hiroşima'ya yüzbinlerce sivilin "intikam için" öldürüldüğünü adeta unutmuştuk.
Ancak, uyku mahmurluğundan mı dersiniz yoksa sersemlik mi bilmem, yıkıcı karamsarlığımız devam ediyor...
"Son bir şey olacak ve oda bize denk" gelecek beklentisikolektif bir kaygı bozukluğuhali aldı.
Bu ruh halinden sıkılanlara ilk tavsiyem, ömrünün son günlerinde olanlara hayatlarının nasıl geçtiğini sormaları.
Ben her defasında "Beklemektenömür nasıl geçtianlamadım" itirafını işitiyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin