Melih Altınok

Melih Altınok

Bitse de gitsek

Giriş Tarihi:

Tüm dünyada "eski hayatınızı unutun, asla tam anlamda normale dönemeyeceğiz diye korku pompalansa da benim hâlâ umudum var. İnsanlık üzerine giydirilen deli gömleğini geç de olsa yırtıp atacak.
Evet, okulda "paylaşmama dersi" alan, eski kuşaklarla aralarına duvarlar örülen çocukların bu "travmayı" atlatması kolay olmayacak. İşimiz kolay değil. Ama insanoğlu bugüne bu umutla geldi.
Pandemi sürecinde kendilerine herkesten çok ihtiyaç duyulan, hayatımızda daha fazla söz sahibi olan bilim insanları, tıp profesörleriyse kolay kolay unutulmayacak.
Kuşkusuz içlerinde en renkli olanı Türk televizyonlarına ABD'den bağlanan Prof. Dr MehmetÇilingiroğlu.
Papyonsuz görünce tanıyamadığımız Çilingiroğlu programlarda kâh dans ediyor kâh şarkı söylüyor. Ama ne neşe...
Ne güzel. Sıkıcı ekranlarda yüzümüzü güldüren altın bulsun.
Ne var ki hocanın keyfi her zaman yerinde olmuyor. Neşesi gibi sinirinin de ayarı olmadığı için kafası atınca çekiyor HattoriHanzo'nun kılıcını. Ama "kontrollü" şekilde sallıyor.
Hükümete yakın kanaldaysaCHP'yi doğruyor... Geçenlerde de HalkTV'deydi. Karşısında CHP yandaşıgazetecileri görünce MHP'ye yüklendi:
"Ben Devlet Bahçeli'yi anlamış değilim.
İflas etsin MHP'yi, geçsin AK Parti'ye, orada el kaldırsın. Niye bir partisi var anlamış değilim. Bahçeli'ye saygım sonsuz. Çıkıyor diyor ki 'Tabipler Odası'nı kapatmamız lazım', 'Anayasa Mahkemesi'ni kapatmamız lazım'...İmparatorluk mu kuruyorsun lan!.. Böyle bir şey olabilir mi ya!.."
Sözlerinin içeriğini bir kenara koyun, sizin de içinizden "sorduk mu, sen bize koronayı anlat" demek gelmiyor mu?
Ama olacağı buydu.
Mesele Çilingiroğlu değil. O gündelik hayatın müdahalelerle sekteye uğratıldığı dönemlerde zaaflarımızı fark edip sahneye fırlayan karakterlerden sadece biri.
Zira herhangi bir meslek grubunun, zümrenin gündelik hayat pratiklerinize bu kadar müdahale etmesine göz yumarsanız sonu hep aynı olur.
12 Eylül sonrası generallerin hötzötçülüğünü, 90'larda ise polis devletini tartışıyorduk. Demek milenyum insancıklarının kaderinde de "bilim insanı vesayetini" konuşmak varmış.
Peki, tamam tıp!

***


EMRET BAKANIM!

"Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy, sonradaneklenmiş bölümlerin temizlendiğini söylüyor.Vakıflar Genel Müdürlüğü isekullanılamaz hale gelen formu bozulmuş yerlerin kaldırıldığını açıklamış.Oldu olacak 1965'te yapılmış (bumantıkla sonradan eklenmiş) huniçatıyı da yıksınlar. Gerçek her neolursa olsun, bir tarihi eser resto -rasyonunda beton matkabı ile yıkımyapılması gerçeğini değiştirmiyor.Kim bilir, gözle görülmeyen yerler -de yapılan restorasyonlarda dahaneler var?"
Deniz Zeyrek, 14 Ağustos 2020'de Sözcü'de "Galata'ya kıymayın efendiler" başlıklı yazısında bu satırları kaleme aldı. Aynı Zeyrek, iki ay sonra İstanbul'da Bakan'la geçirdiği bir günün ardından dün de köşesinde şunları yazıyordu:
"(Restorasyonda) 100 gündeiyi iş çıkarılmış. Bana inanmazsanız..."
Kim sana niye inansın Deniz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin