Su akıyor...
ABD, Suriye'nin Deyrizor bölgesindePKK-YPG'nin üzerineyürüyen rejim güçlerine havasaldırısı düzenledi.
Daha sonra da ABD'nin vurduğu bu grubun rejim taraftarı İranlı bir grup olduğu açıklandı.
ABD'nin ağır hava saldırısını fırsat bilen bir grup DEAŞ'lının da bu esnada petrol bölgesinde alan genişletmek için harekete geçtiği iddia ediliyor.
Tablo nasıl da karışık görünüyor değil mi?
PKK-YPG, yıllarca kendilerine kucak açan, terör kamplarına müsaade eden Şam'ın başınabela oluyor...
Irak'taki Kandil üssünün yıllardır sırtını dayadığı İran, Suriye'de PKKYPGile savaşıyor...
ABD'nin savaşıyorum dediği DEAŞ, conilerin PKKYPG'lilereoluşturduğu "güvenli bölgelerde" barınıp, onlarla senkronize hareket ediyor...
Tabii bu arada kendilerine radikalİslami isimler bulan gruplar, ABD'ninve PKK-YPG'nin şu an karşısında olanRusya'nın savaş uçağını düşürmeyiihmal etmiyorlar.
Devletler ile terör örgütlerinin ilişkileri, bölgeye ve zamana göre değişiklik gösterse de, yol yöntem hep aynı. Yani ressamın tarzından tablosunu okumak mümkün.
Bu yüzden bölgedeki politikaları değerlendirirken mutlaka somut durumunsomut tahlilini yapmak gerekiyor.
Emperyalist devletler aylık hattagündelik takılırken, Ankara'nın geçmiştekipolitikalarında ısrar edip düz birçizgide ilerlemesi gerektiğini dayatmakmantıksız.
Yeniçağın diplomasisi artık anlık.
Geçen yıl kaybettiğimiz ünlü düşünür Zygmunt Bauman da küreselleşme çağında bu "hareketliliğin" varoluşunzorunlu koşulu haline geldiğinin ısrarla altını çiziyordu.
Bu ilkesizlik anlamına gelmiyor.
Aksine oyunun yeni kurallarınıçabuk kavramak, öğrenmek ve onauygun oynamak...
Kaldı ki start çoktan verildi ve bizim yapmamız gereken iddialıyız dediğimiz rakiplerimize yetişmek için level atlamak.
Emin olun, yarışta iyi bir derece alınca, geçmişte sırtımıza yüklenen emanetlerikendilerinin sanıp sahiplenenler de kendilerine geleceklerdir.


