Mahmut Övür
Mahmut Övür

CHP-DEM Parti ittifakı

Birkaç süreç aynı zaman diliminde iç içe yaşanıyor. Terörsüz Türkiye çerçevesinde atılan siyasi adımlar, üst üste patlayan skandallar toplumu sarstığı gibi arınma ve yeniden yapılanma umudu da taşıyor. Ve bazı alanlarda yaşanan çöküşün içinden "yeni" ilişkiler, yeni ittifaklar doğuyor.
Bunu için de siyasette olup bitenlere bakmak yeterli. Siyasette klasik deyimle kartlar yeniden karılıyor. Özellikle son 10 yılda cumhuriyetin 4 ana kolonu sayılan siyasi akımlarında yaşanan bölünmeler, ayrılıklar tesadüf değil.
Önce AK Parti'ye bakalım. AK Parti derin bir bölünme yaşamadı ama içinden birilerinin umut bağladığı iki küçük parti çıktı. Aynı şeyi MHP de yaşadı. Milliyetçiliğin merkez partisi MHP'den ayrılanlar da iki hatta üç parti kurdu. En derin siyasi krize ise daha çok başka partileri büyüten CHP sürüklendi. Yakın geçmişini küçük ayrılıklarla atlatan CHP, bugün çok daha büyük ayrılık yaşadı ve bölündü. Buna rağmen ayakta kalmayı başardı. Şimdi benzer bir iç hesaplaşma DEM Parti'de yaşanıyor. DEM Parti, Öcalan'ın önerisiyle Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi'ne dönüşerek "Türkiye Partisi" mi olacak yoksa "sol ve milliyetçi" bir ayrılık mı yaşayacak? Bunu yakında göreceğiz.
Bütün bu bölünmelerin en ilginç yanı ise ana gövdeden ayrılan partilerin başarısız olması ve "yeni siyaset" ortaya koyamaması. Bu yüzden hiçbiri cazibe merkezi olamadı ve hiçbiri ana akım partinin "taklitçisi" olmaktan öteye geçemedi. Büyük ihtimalle Yeni Parti de aynı kaderi paylaşacak.
Çünkü Yeni Parti, "Terörsüz Türkiye" projesi gibi ülkenin en kritik meselesinde sınavı geçemedi, ikircikli davrandı ve negatif siyasetin simgesi oldu.
Oysa bu projeyle ilgili çerçeve yasanın Meclis'ten 467 oyla geçmesi tarihi bir dönüm noktasıydı ve siyasetin artık bu eksen üzerinde yeniden şekilleneceğinin işaret fişeğiydi.
O işaret fişeği, kutuplaşmaya, skandallara, sınamalara rağmen tarihi bir sorunda ortaklaşmayı başaran dört partiyi, AK Parti, CHP, MHP ve yeni adı ne olursa olsun DEM Parti'yi siyasetin merkezine oturttu.
Böylece milli mesellerde bir araya gelen "ana akım" bu dört partinin önünde, bugüne kadar başarılamayan ve Başkan Erdoğan'ın Meclis açılışında altını çizdiği "mutabakat içinde rekabet" siyasetini hayata geçirme fırsatı var.
Bir süre önce Nebi Miş Hoca da bu gerçeğe dikkat çekmişti:
"Son yıllarda, iç cephenin tahkiminden 'Büyük Türkiye mutabakatı'na ve cephe siyasetinin geride bırakılmasından 'mutabakat içinde rekabet' söylemine kadar yeni bir siyaset anlayışı gündemde tutuluyor."
Bu durum doğal olarak yeni ittifakları da siyasetin önüne getiriyor. Tıpkı Terörsüz Türkiye projesinde olduğu gibi partiler arasında, yeni anayasa, siyasi partiler ve seçim kanunu gibi birçok alanda yeni "mutabakat" örnekleri görebiliriz.
Peki rekabet nasıl yaşanacak?
İşte bu noktada yeni yeni konuşulmaya başlanan bir gelişmeden söz ediliyor: CHP-DEM Parti ittifakından...
Bir yanda AK Parti ve MHP'nin başını çektiği "Cumhur İttifakı", öte yanda CHP ve DEM'in başını çekeceği ve içinde cumhuriyetçi sol ve sosyal demokratların olacağı "merkez sol ittifak"... Şiddetin siyaseti zehirlemediği bir dönemde böyle bir siyasi tabloya ihtiyaç var.
Şimdiden bazı CHP'li siyasetçiler bunu seslendirmeye başladı bile... Öcalan da son açıklamasında CHP'nin adını anmadı ama yeni partinin kapsama alanıyla ilgili şu vurgusu dikkat çekiciydi:
"Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular için de bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır."
Bu siyasi tablo gerçekleşirse hem siyaset normalleşir hem de gerçek bir rekabetin önünü açılır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin