Mahmut Övür
Mahmut Övür

Fon skandalı ve borsanın ‘dokunulmazları’

Günlerdir kamuoyu, borsayı sallayan fon skandalının bir numaralı ismi Emre Tezmen'i konuşuyor. Oysa borsa çevreleri neredeyse son 5 yıldır Tezmen ve Tera'sıyla yatıp kalkıyor. Yaklaşık bir yıl önce 4 Ekim 2025'te borsadaki "tehlikeli gidişata" dikkat çeken bir yazı yazmıştım: "Yolsuzluklar ve borsa vurgununun kilit isimleri."
Yazda, Investco Holding'in borsa sicili bir hayli kabarık patronu Nihat Özçelik ve 13 şüphelinin tutuklanmasına, Kahve Diyarı zincirlerinin sahibi Abdurrahman Yılmaz'ın şirketini ortak etmek koşuluyla Verusa Holding'in borsaya açılmasına değinmiş ve şu soruyu sormuştum:
"Borsaya açılmalarına kim izin verdi?"
İşin püf noktası tam da burası... İster geçen yıl yapılan operasyonlara, ister bugünlerde tutuklamaları devam eden Tera, Pusula, Hedef Holding, Bulls Portföy ya da Ufuk Yatırım'a yönelik operasyonlara bakın, hepsinin ortak noktası, çok kolay borsaya açılıp içi boş şirketler üzerinden kısa sürede milyar dolarlara hükmediyor olmaları.
Tera ve Emre Tezmen adını da o günlerde duydum. Duymamak ne mümkün, öyle büyümüşlerdi ki borsa çevresinde ona ve şirketine "artık dokunulmaz" deniyordu.
Oysa aynı günlerde dışarıdan ve içeriden şikâyetler artmış, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de uyarmıştı. Ama o pervasızca paralarına para katmaya devam ediyordu.
Savcılığın ortaya koyduğu şu çarpıcı tablo bile vurgunun boyutunu görmek açısından yeterli:
"Tera'nın 4 şirketinin 9 milyar lira olan piyasa değeri, 1 yıl sonra tam 620 milyar liraya fırlamış."
Bunu akılla, ticaret veya yatırımla açıklamak mümkün değil, bunun adı dolandırıcılık...
Bunlar borsanın yeni kralları. Hepsi de aynı yöntemle zenginleşmiş. Sayıları da bir elin parmaklarını geçmez; Tera Holding Emre Tezmen ve baba eski bakan Oğuz Tezmen, Hedef Holding Serap Gökalp-Namık Kemal Gökalp, Pusula Holding Serdar Turhan, Pusula Portföy Muhammed Yarız ve Bulls Yatırım Kemal Akkaya...
Ortak noktaları da lüks arabalar, uçaklar, yatlar, şaşaalı özel hayatlar, özel ilişkiler ve pervasızlıklar...
Ne ilginç değil mi? Son yıllarda yapılan İBB eksenli "asrın yolsuzluk" davası dâhil bütün "yolsuzluk" operasyonlarında hep aynı şaşaalı hayatlar, aynı pervasızlıklar görüldü. Ve ne yazık ki, belediyelerde ortaya serilen bu rezillikler "siyasi operasyon" diye sahiplenilince yenilerinin de önü kesilemedi. Soruşturmalar sürerken bile birçok belediyede korkusuzca alınan rüşvetler "suçüstü" operasyonlarıyla ortaya çıktı.
Borsa da farklı değildi. Geçen yıl borsadaki iki holdinge yönelik operasyonlara rağmen kimse "Sıra bize de gelir" diye umursamadı, vurgun devam etti. Oysa eninde sonunda "temiz eller" borsaya da uzanacaktı ve öyle de oldu.
İşin belki de en önemli yanı, süreç skandala dönüşmeden önlenmesiydi. Geçen yıl da dile getirdiğim şu iki soru hâlâ önemini koruyor:
"Borsaya açılan içi boş şirketlere kimler izin veriyor ve o şirketler herkesin gözü önünde akıl almaz hızla yükselirken neden denetlenmiyor?"
Buna rağmen de şu gerçeğin altını çizelim: Artık Türkiye'de siyasi parti ayrımı gözetilmeden belediyelerden kamuya, özel sektörden sivil toplum örgütlerine, faili meçhullerden yeni nesil çetelere yönelik büyük bir temiz eller operasyonu yapılıyor ve bunu durduracak bir güç de yok.
Çünkü arkada güçlü bir siyasi irade ve milletin beklentisi var. Onu da Başkan Erdoğan, BM dönüşü net bir şekilde seslendirdi:
"Şunun bilinmesini isterim: Sorumluluğu olan kim varsa bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin