Mahmut Övür
Mahmut Övür

Kozinoğlu, FETÖ ve Gladyo

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "temiz eller" operasyonlarıyla deyim yerindeyse ezberleri bozuyor. Dokunulmaz denilenlere dokunuyor, meçhul kalmış dosyaları açıyor, en son fahiş fiyatlarla ülkeyi yaşanmaz kılan Deli Dumrul'lara uzanan operasyona imza atıyor.
Mesele de sadece yargıya güveni artırmak değil, devlet- toplum ilişkisini zehirleyen yapıları temizlemek. Bu açıdan her operasyonun ayrı bir önemi var. Ama en önemlisi hiç kuşkusuz, Türkiye'nin yakın tarihine damgasını vuran, darbelere zemin hazırlayan "siyasi faili meçhul" cinayet dosyaları...
Onlardan biri de medyanın enine boyuna tartıştığı eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu dosyası ya da "cinayeti"... Bu bir milat olabilir.
Daha o günlerde, 15 Kasım 2011'de Kozinoğlu'nun ölümüne "şüphe" ile bakmış ve şu notu düşmüştüm:
"Kaşif Kozinoğlu'nu MİT'in gizemli ismi olarak tanıdık. Şimdi cezaevinde ölümüyle bu gizem biraz daha arttı. Geçmişi Özel Harp Dairesi ile MİT parantezinde geçen bir istihbaratçının cezaevinde ölümü elbette 'şüphe' uyandırır. Tıpkı Aydınlık gazetesinde 'Kontrgerilla'ya ilişkin bilgiler veren, MİT'le ilişkili Turan Çağlar'ın 1983 yılındaki 'kalp krizi'nden ölümü gibi."
Aslında karanlıkta kalan sadece Kozinoğlu'nun ölümü değil, geriye dönüp bakın özellikle 90'ların başında, Muammer Aksoy'dan Uğur Mumcu'ya, Eşref Bitlis'ten adları unutulan onlarca aydın, asker işadamı ve bürokrat katledilmesine, hiçbiri de aydınlatılamadı.
Hatta daha gerilerde, 70'li yıllarda çok kritik ve kanlı operasyonlar oldu. Dönemin CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit ya da gazeteci Uğur Mumcu sık sık o operasyonların arka planında NATO'cu generallerin, Özel Harp Dairesi'nin, CIA ve Gladyo'nun olduğunu söylerdi.
Şu iki vahim olayı da hatırlatmakta yarar var: Başbakanlık yapan Ecevit'e 1977 yılında İzmir Çiğli, o olaydan 10 yıl sonra da 1987 yılında Başbakan Turgut Özal'a yapılan Kartal Demirağ suikastı, failleri bilindiği hâlde aydınlatılamadı.
Sahi yakın tarihimizdeki onlarca karanlık olayın failleri kimdi?
Kozinoğlu'nun ölümü ya da öldürülmesi de bu sürecin bir devamı. Bir yanıyla Türkiye'deki derin yapı içinde yaşanan ayrılığa işaret ediyor, diğer yanıyla da Gladyo- FETÖ ilişkisine uzanıyor. Bu yüzden o dönemde devletin kılcal damarlarına kadar sızan FETÖ'nün olağan şüpheli olması hiç şaşırtıcı değil. Bugünlerde çok konuşulan Kurtlar Vadisi Pusu'daki şifreli mesajlar da tesadüf değil. Senaristler inkâr etse de FETÖ elebaşı Gülen'in şifreli konuşmalarının diziye yansıdığı çok açık.
Kozinoğlu cinayetindeki FETÖ şüphesi sadece diziyle alakalı da değil. Belki de en önemli gösterge, FETÖ'nün MİT hesabı ve devlete mesaj vermesi... FETÖ 2000'lerin başından itibaren MİT'i ele geçirmek için çırpınıp durdu. O günlerde MİT'in başına geçeceği söylenen Necip Hablemitoğlu cinayetinin arkasında da böyle bir hesap var. O cinayetle ilgili yıllar sonra büyük bir operasyon yapılmasına rağmen olay aydınlatılamadı. İşin bir ayağında da BND gerçeği var.
Kozinoğlu meselesinde de durum farklı değil. O günlerde "One minute" nedeniyle iktidar ile Batı arasında, aynı şekilde ordu ve derin yapı içinde Avrasyacı- Batıcı çatışması vardı. Batı ve aparatı FETÖ'nün ilk hedefi de MİT'ti ve MİT'i ele geçirmek için kaldırılması gereken engellerden biriydi Kozinoğlu.
FETÖ'yü iyi bilen ve bu kavganın yakın tanığı Ümit Akdemir şöyle diyor:
"FETÖ'nün klasik yöntemi, tehdit gördüğü kişilerin önce muhitini temizlemek ve devletin hafızası olacak kişileri saf dışı bırakmaktı. 'One minute'ten sonra hedef Başbakan Erdoğan ve o dönem MİT Müsteşarı Hakan Fidan'dı. O tarihte, 'Hakan Fidan giderse kim gelir?' diye baktıkları için FETÖ, Kozinoğlu'na yöneldi. Zaten birkaç ay sonra da 7 Şubat MİT Operasyonu oldu."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin