İmamoğlu’nun siyasi şovunu bitiren ‘dostu’
Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve bu oluşumu destekleyen aydınlar, medya mensupları neredeyse bir buçuk yıldır, "Asrın Yolsuzluk Davası" olarak nitelenen "İmamoğlu Suç Örgütü" davasını "siyasi operasyon" diye nitelemek için bas bas bağırdı durdu.
Hiçbiri 4 bin sayfalık iddianamede yer alan rüşvet, irtikâp ya da ihaleye fesat karıştırma iddialarını ağzına almadı. Koca koca aydınlar dâhil hiçbiri onca rezilliği, para trafiğini, "Sistem" adına kesilen raconları, Jetgiller pespayeliğini, pervasız tehditleri görmedi.
Mahkeme salonlarında "siyasi şov" için yapmadıkları şey kalmadı.
Ama işe yaramadı. Şovun biteceğini o günlerde de yazdım; çünkü sırada daha 76 itirafçı vardı ve o "76 itirafçı konuşursa..." ortada ne "siyasi şov" ne de İmamoğlu'nu savunacak "yüz" kalırdı. Öyle de oldu.
Bir süredir İmamoğlu'nun Silivri'de derin bir hayal kırıklığı yaşadığı konuşuluyor. Yakın dostları, iş arkadaşları, ortak olduğu müteahhitler konuştukça, "Rüşvet verdim, aldın" dedikçe yüzler düştü, izleyici salonu boşaldı ve siyasi operasyon sesleri de azalır oldu.
Hepsi bir yana İmamoğlu'nu asıl şoke eden kişi, yakın dostu, kendi yerine Beylikdüzü Belediye Başkanı yaptığı Murat Çalık oldu.
Üzerinde pek durulmadı ama Çalık'ın açıklaması, siyaseten bütün itirafçıların söylediğinden daha sarsıcıydı. Çünkü içeriden biriydi ve arınma diyenlerin CHP'yi seçtiği, siyasi operasyon diyenlerin Yeni Parti'yi geçtiği bir zaman diliminde o da CHP'de kalmayı tercih etti:
"Cumhuriyet Halk Partisi benim için yalnızca bir siyasi parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'yle bağım, ailemden gelen köklü bir siyasi aidiyete dayanmaktadır. Bu bağ, kişisel beklentilerin çok ötesindedir."
Çalık'ın tarihi kırılma anında yaptığı bu tercih Özgür Özel, İmamoğlu ve Yeni Parti'nin "siyasi operasyon" argümanını da yerle bir etti.
Davanın simgesi yaptıkları bir isim, onların deyimiyle "Butlan CHP"sini tercih etmişti:
Bundan daha ağır bir siyasi kayıp olamazdı. İmamoğlu sustu, konuşamadı bile. Özgür Özel ise ne diyeceğini şaşırdı:
"Ama Çalık, 'CHP'de kalacağım', butlan yönetimi bambaşka bir tutuma geçiyor. Ortada büyük bir ilkesizlik var yani..."
Gördüğüm kadarıyla Çalık'ın bu kritik çıkışını CHP yönetimi de gerektiği gibi değerlendirmedi. Neyse bir süre sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ilk kez karnından konuşmayarak bu açığı kapatan bir çıkış yaptı:
"İmamoğlu siyasi tutuklu değil. Siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmadı. Bir kişi cumhurbaşkanı adayı ilan edildi, bundan sonra bu oldu diye buna 'siyasi dava' diyemezsiniz."
Herhalde bu çıkışlar İmamoğlu'nu çok sarstı ki bir süre hiç konuşmadı. Nihayet Murat Çalık'ın sözlerinin unutulduğu, Kılıçdaroğlu'nun sözlerinin üzerinden ise tam bir hafta geçtikten sonra Kılıçdaroğlu'nun yaşını da diline dolayarak şöyle diyebildi:
"Ben, tümüyle siyasi davaların muhatabıyım. Ben siyasi tutukluyum, tutsağım."
Doğrusu asıl merak edilen, İmamoğlu'nun Kılıçdaroğlu'na verdiği cevap değil, pozisyonunu boşa düşüren yakın dostu Murat Çalık'a ne dediği...
Hiçbiri 4 bin sayfalık iddianamede yer alan rüşvet, irtikâp ya da ihaleye fesat karıştırma iddialarını ağzına almadı. Koca koca aydınlar dâhil hiçbiri onca rezilliği, para trafiğini, "Sistem" adına kesilen raconları, Jetgiller pespayeliğini, pervasız tehditleri görmedi.
Mahkeme salonlarında "siyasi şov" için yapmadıkları şey kalmadı.
Ama işe yaramadı. Şovun biteceğini o günlerde de yazdım; çünkü sırada daha 76 itirafçı vardı ve o "76 itirafçı konuşursa..." ortada ne "siyasi şov" ne de İmamoğlu'nu savunacak "yüz" kalırdı. Öyle de oldu.
Bir süredir İmamoğlu'nun Silivri'de derin bir hayal kırıklığı yaşadığı konuşuluyor. Yakın dostları, iş arkadaşları, ortak olduğu müteahhitler konuştukça, "Rüşvet verdim, aldın" dedikçe yüzler düştü, izleyici salonu boşaldı ve siyasi operasyon sesleri de azalır oldu.
Hepsi bir yana İmamoğlu'nu asıl şoke eden kişi, yakın dostu, kendi yerine Beylikdüzü Belediye Başkanı yaptığı Murat Çalık oldu.
Üzerinde pek durulmadı ama Çalık'ın açıklaması, siyaseten bütün itirafçıların söylediğinden daha sarsıcıydı. Çünkü içeriden biriydi ve arınma diyenlerin CHP'yi seçtiği, siyasi operasyon diyenlerin Yeni Parti'yi geçtiği bir zaman diliminde o da CHP'de kalmayı tercih etti:
"Cumhuriyet Halk Partisi benim için yalnızca bir siyasi parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'yle bağım, ailemden gelen köklü bir siyasi aidiyete dayanmaktadır. Bu bağ, kişisel beklentilerin çok ötesindedir."
Çalık'ın tarihi kırılma anında yaptığı bu tercih Özgür Özel, İmamoğlu ve Yeni Parti'nin "siyasi operasyon" argümanını da yerle bir etti.
Davanın simgesi yaptıkları bir isim, onların deyimiyle "Butlan CHP"sini tercih etmişti:
Bundan daha ağır bir siyasi kayıp olamazdı. İmamoğlu sustu, konuşamadı bile. Özgür Özel ise ne diyeceğini şaşırdı:
"Ama Çalık, 'CHP'de kalacağım', butlan yönetimi bambaşka bir tutuma geçiyor. Ortada büyük bir ilkesizlik var yani..."
Gördüğüm kadarıyla Çalık'ın bu kritik çıkışını CHP yönetimi de gerektiği gibi değerlendirmedi. Neyse bir süre sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ilk kez karnından konuşmayarak bu açığı kapatan bir çıkış yaptı:
"İmamoğlu siyasi tutuklu değil. Siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmadı. Bir kişi cumhurbaşkanı adayı ilan edildi, bundan sonra bu oldu diye buna 'siyasi dava' diyemezsiniz."
Herhalde bu çıkışlar İmamoğlu'nu çok sarstı ki bir süre hiç konuşmadı. Nihayet Murat Çalık'ın sözlerinin unutulduğu, Kılıçdaroğlu'nun sözlerinin üzerinden ise tam bir hafta geçtikten sonra Kılıçdaroğlu'nun yaşını da diline dolayarak şöyle diyebildi:
"Ben, tümüyle siyasi davaların muhatabıyım. Ben siyasi tutukluyum, tutsağım."
Doğrusu asıl merak edilen, İmamoğlu'nun Kılıçdaroğlu'na verdiği cevap değil, pozisyonunu boşa düşüren yakın dostu Murat Çalık'a ne dediği...