Mahmut Övür
Mahmut Övür

Başarıyı kardeşlikle taçlandırma vakti

Bazı tarihi dönemler vardır; devletler yalnızca ne yaptıklarıyla değil, neyi sonsuza kadar geride bıraktıklarıyla büyürler.
Türkiye tam da böyle bir anın eşiğinde....
Bu sebeple bugün konuşulan mesele, sıradan bir siyasi açılım meselesi değil. Adına ister "Terörsüz Türkiye", ister "çözüm", ister "barış süreci" densin; milletin aradığı cevap açıktır:
"Silahlar gerçekten ve geri dönmemek üzere bırakılacak mı? Örgüt, bütün unsurlarıyla feshedilecek mi?"
İşte sürecin meşruiyeti bu soruların cevabında saklı. Devlet, terörü sona erdirmek için hukuk düzenlemesi yapabilir. Silaha bulaşmamış insanların topluma dönüşünü sağlayabilir. Dağdan ineni yeniden hayata kazandırabilir. Ancak bunları yapmak, şehitleri unutmak değildir, yeni şehitlerin gelmesini engelleyerek onların emanetine sahip çıkmaktır.
Ayrıca bu süreç, Kürt vatandaşlarımızı herhangi bir örgütün gölgesinde değerlendirme yanlışından kurtulmanın da fırsatıdır.
Kürtler bu ülkenin misafiri değil, bu devletin, bu toprağın ve bu bayrağın asli sahiplerindendir.
Türk ile Kürt arasındaki bağ, örgütlerin kurduğu geçici ittifaklardan değil; tarihten, imandan, komşuluktan, akrabalıktan ve ortak kaderden doğmuştur.
Bu nedenle yeni dönem, yalnızca silahların sustuğu değil; siyasetin terörden, vatandaşlığın etnik vesayetten ve kardeşliğin örgüt baskısından kurtulduğu yeni bir dönem olmalı.
Burada iktidara da muhalefete de büyük sorumluluk düşüyor.
Bu mesele seçim hesabına, parti propagandasına veya şahsi siyasi geleceklere indirgenemez. Şu ana kadar çerçeve yasaya atılan imzalar, Yeni Parti'nin çark etmesi hariç bunun başarıldığını gösteriyor.
Bugün milletin ezici çoğunluğu da sürece karşı değil, sadece aldatılmaya karşıdır. Barıştan korkmuyor; silahların yeniden ortaya çıkmasından korkuyor. Bunu da anlamak gerekiyor. Bu nedenle yeni sürecin parolası romantizm değil, "güvence"dir.
Silah bırakma kesin, fesih doğrulanmış, hukuk şeffaf, devlet de kararlıysa gerisi gelir.
Bunlar sağlandığında kazanan; oğlunu askere gönderirken yüreği titremeyen anne olacaktır.
Kazanan; kepenk kapatmak zorunda kalmayan esnaf olacaktır.
Kazanan; öğretmenin, doktorun ve yatırımcının güvenle gittiği şehirler olacaktır.
Kazanan; teröre harcanan kaynakların fabrikaya, okula, tarıma, teknolojiye ve gençlerin geleceğine yöneltildiği Türkiye olacaktır.
Asıl büyük zafer budur.
Türkiye, terörü sadece askeri olarak yenmedi, siyaset üzerindeki terör vesayetini de alt etti.
Şimdi bu başarıyı hukukla kalıcılaştırma, siyasetle güçlendirme ve kardeşlikle taçlandırma zamanıdır.
Bunun zemini de var. Çünkü bu ülkede barışın kapısı açık, bölünmenin kapası kapalıdır. Siyasetin yolu açık, silahın yolu kapalıdır. Kardeşliğin yolu açık, etnik nefretin yolu kapalıdır.
Türkiye'nin geleceği de bu nedenle çok açık... Şehitlerimizin aziz hatırasına zarar vermeden, gazilerimizin başını öne eğdirmeden, Kürt vatandaşlarımızın onurunu hiçbir örgütün ipoteğine bırakmadan bu tarihi mesele artık son eşikte.
Yeter ki barışı zayıflık, kararlılığı intikam, kardeşliği de teslimiyet zannetmeyelim. Bugün önümüzde yalnızca bir kanun teklifi değil, yeni bir yüzyılın kapısı duruyor.
O kapıdan Türk'üyle Kürt'üyle, sağcısıyla solcusuyla, iktidarıyla muhalefetiyle birlikte geçebilirsek yalnızca terörü bitirmiş olmayacağız. Emperyalizmin bu topraklar üzerinde yüz yıldır kullandığı en kanlı silahı da elinden almış olacağız.
Bugün "o gün"dür... Kardeşliğin kazanacağı, terörün de bir daha geri dönememek üzere tarihin karanlığına gömüleceği ilk gün...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin