12 madde bize ne anlatıyor?
Giriş Tarihi:
Klasik ve tekrar olacak ama söylemeliyim; tarihi ve olağanüstü günlerden geçiyoruz. Siyaset, ortaklaşa bu ülkenin en büyük sorunu terör meselesini devreden çıkarmanın eşiğinde.
AK Parti, MHP ve DEM Parti'nin imzalarıyla 12 maddelik "terörü sonlandıran" yasa tasarısı nihayet Meclis Başkanlığı'na sunuldu.
Bunun ne anlama geldiğini herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Mesele sadece kendisini fesheden PKK ve KCK'yı silahsızlandırmayı hedefleyen, geri dönüşlerini sağlayan 12 maddeden ibaret değil. Hele bir af hiç değil.
Bu bir başlangıçtır. Bu, bin yıldır birlikte yaşayan Türk ve Kürt kardeşliğinin tescilidir. Bu, terörle, emperyalist planlarla bin yıllık kardeşliğin bozulamayacağının dünyaya ilanıdır.
Bu, darbelerle, kuşatmalarla, terör saldırılarıyla yol getirilmek istenen bir milletin ayağa kalkışının ilk işaretidir.
Bu nedenle dün Meclis'e sunulan 12 madde tarihe, yasal içeriğinden çok siyasal yol açıcılığıyla geçecek. Bir anlamda Türkiye Yüzyılı başlamış olacak.
Tek tek her madde üzerine çok şey söylenebilir, itiraz edenler, eksik bulanlar da çıkabilir ama esas olan bu hamleyle Türkiye'nin neyi başardığı ve bu coğrafyaya nasıl bir ufuk kazandıracağıdır.
Bugün Türkiye'de atılacak adım, aynı zamanda bölgeyi de terörden arındıracak tarihi bir adımdır. İçinden geçtiğimiz savaş günlerinde bile bu adımın ne kadar önemli olduğu ortada. ABD'nin özellikle de siyonist İsrail'in dayatmasına rağmen, bölgedeki silahlı güçlerin, Barzani, Talabani ve PKK'nın İran'a yönelik bir harekete katılmamaları tesadüfi değil.
Bu Türkiye'nin bölgesel gücünün ve Öcalan'la silahları devreden çıkarma görüşmelerinin başarısıdır.
Şu gerçeğin de artık bilinmesi gerekiyor: PKK ve KCK'lı aktörler arasında hâlâ eski milliyetçi paradigmalarla, şiddet diliyle konuşanlar olsa da artık örgüt büyük oranda "silah ve şiddeti" kafasında bitirmiş durumda.
Birkaç gün önce Selahattin Demirtaş'ın PKK'lı ağabeyi Nurettin Demirtaş, gazeteci İrfan Aktan'a bu konuda geçmişle kıyaslanmayacak önemli bir açıklama yaptı: "Bugün Meclis gündemine gelen yasal düzenlemeler gerçekleşmese bile biz bir daha silaha dönmeyeceğiz."
Küresel güçler ve bazı bölge ülkeleri son 50 yıldır Türkiye'nin terör meselesini çözmemesi için ellerinden geleni yaptı. Ama artık hem Türkiye onların oyununu görüyor ve bozuyor hem de güçleri yetmiyor.
Bu gerçeği belki ilk gören Öcalan'dı ama son dönemde bizzat sahada bütün PKK ve KCK'lı aktörler de gördü. Siyaset de çok değişti. Artık devlet kurma, statü gibi 20'nci yüzyılda öne çıkan "ulusal" taleplerin yerini şimdi ortak yaşam, demokrasi ve refah aldı.
Türkiye bugüne kadar teröre karşı askeri anlamda birçok başarı elde etti ama işin bugünkü noktaya gelmesini sivil siyaset sağladı. Bu siyasetin başarısıdır. Bir iki parti hariç Meclis'teki bütün partiler de katkı veriyor. Ama esas başarının altındaki imza, yıllar önce Leyla Zana'nın da dediği gibi Başkan Erdoğan'ındı ve onu son ezber bozan çıkışıyla yalnız bırakmayan MHP lideri Devlet Bahçeli'nindi.
Yazıyı da Başkan Erdoğan'ın iki tespitiyle bitirelim. İlki siyasetçinin risk üstlenmesiyle ilgili:
"Terörü bitirmek için hep bir arayış içinde olduk. Hiçbir siyasetçinin almadığı riskleri aldık. Terör sadece milletimizin canını yakmamış, ekonomimize de büyük darbe vurmuştur. Eğer eski paradigmalarla devam etseydik; çok açık söyleyeyim bu noktaya gelemezdik."
İkincisi ise 12 maddenin nasıl bir sinerjiye yol açacağıyla ilgili bir çağrı:
"Avrupa ve dünyanın diğer yerlerinde örgüte müzahir lobileri de ülkemizin yanında görmek istiyoruz."
AK Parti, MHP ve DEM Parti'nin imzalarıyla 12 maddelik "terörü sonlandıran" yasa tasarısı nihayet Meclis Başkanlığı'na sunuldu.
Bunun ne anlama geldiğini herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Mesele sadece kendisini fesheden PKK ve KCK'yı silahsızlandırmayı hedefleyen, geri dönüşlerini sağlayan 12 maddeden ibaret değil. Hele bir af hiç değil.
Bu bir başlangıçtır. Bu, bin yıldır birlikte yaşayan Türk ve Kürt kardeşliğinin tescilidir. Bu, terörle, emperyalist planlarla bin yıllık kardeşliğin bozulamayacağının dünyaya ilanıdır.
Bu, darbelerle, kuşatmalarla, terör saldırılarıyla yol getirilmek istenen bir milletin ayağa kalkışının ilk işaretidir.
Bu nedenle dün Meclis'e sunulan 12 madde tarihe, yasal içeriğinden çok siyasal yol açıcılığıyla geçecek. Bir anlamda Türkiye Yüzyılı başlamış olacak.
Tek tek her madde üzerine çok şey söylenebilir, itiraz edenler, eksik bulanlar da çıkabilir ama esas olan bu hamleyle Türkiye'nin neyi başardığı ve bu coğrafyaya nasıl bir ufuk kazandıracağıdır.
Bugün Türkiye'de atılacak adım, aynı zamanda bölgeyi de terörden arındıracak tarihi bir adımdır. İçinden geçtiğimiz savaş günlerinde bile bu adımın ne kadar önemli olduğu ortada. ABD'nin özellikle de siyonist İsrail'in dayatmasına rağmen, bölgedeki silahlı güçlerin, Barzani, Talabani ve PKK'nın İran'a yönelik bir harekete katılmamaları tesadüfi değil.
Bu Türkiye'nin bölgesel gücünün ve Öcalan'la silahları devreden çıkarma görüşmelerinin başarısıdır.
Şu gerçeğin de artık bilinmesi gerekiyor: PKK ve KCK'lı aktörler arasında hâlâ eski milliyetçi paradigmalarla, şiddet diliyle konuşanlar olsa da artık örgüt büyük oranda "silah ve şiddeti" kafasında bitirmiş durumda.
Birkaç gün önce Selahattin Demirtaş'ın PKK'lı ağabeyi Nurettin Demirtaş, gazeteci İrfan Aktan'a bu konuda geçmişle kıyaslanmayacak önemli bir açıklama yaptı: "Bugün Meclis gündemine gelen yasal düzenlemeler gerçekleşmese bile biz bir daha silaha dönmeyeceğiz."
Küresel güçler ve bazı bölge ülkeleri son 50 yıldır Türkiye'nin terör meselesini çözmemesi için ellerinden geleni yaptı. Ama artık hem Türkiye onların oyununu görüyor ve bozuyor hem de güçleri yetmiyor.
Bu gerçeği belki ilk gören Öcalan'dı ama son dönemde bizzat sahada bütün PKK ve KCK'lı aktörler de gördü. Siyaset de çok değişti. Artık devlet kurma, statü gibi 20'nci yüzyılda öne çıkan "ulusal" taleplerin yerini şimdi ortak yaşam, demokrasi ve refah aldı.
Türkiye bugüne kadar teröre karşı askeri anlamda birçok başarı elde etti ama işin bugünkü noktaya gelmesini sivil siyaset sağladı. Bu siyasetin başarısıdır. Bir iki parti hariç Meclis'teki bütün partiler de katkı veriyor. Ama esas başarının altındaki imza, yıllar önce Leyla Zana'nın da dediği gibi Başkan Erdoğan'ındı ve onu son ezber bozan çıkışıyla yalnız bırakmayan MHP lideri Devlet Bahçeli'nindi.
Yazıyı da Başkan Erdoğan'ın iki tespitiyle bitirelim. İlki siyasetçinin risk üstlenmesiyle ilgili:
"Terörü bitirmek için hep bir arayış içinde olduk. Hiçbir siyasetçinin almadığı riskleri aldık. Terör sadece milletimizin canını yakmamış, ekonomimize de büyük darbe vurmuştur. Eğer eski paradigmalarla devam etseydik; çok açık söyleyeyim bu noktaya gelemezdik."
İkincisi ise 12 maddenin nasıl bir sinerjiye yol açacağıyla ilgili bir çağrı:
"Avrupa ve dünyanın diğer yerlerinde örgüte müzahir lobileri de ülkemizin yanında görmek istiyoruz."