‘Çıplak arama’ ve 264 milyonluk ihale
Bir siyasi ekip, siyaset yolculuğuna para ve yalanı bulaştırmışsa eskilerin deyimiyle abad olmaları mümkün değil. Bugün CHP'de yaşanan kaosun, şaibenin, yolsuzluk iddialarının asıl nedeni bu.
Geriye dönün bakın, CHP bu noktaya Ekrem İmamoğlu'nun yalan vaatleri, siyasete para sokması ve Özgür Özel'in de bunu meşrulaştırmak için sıklıkla "yalana" sarılmasıyla geldi. CHP içinde klikler, hizipler parti içi kanatlar hep vardı ve bu mücadele tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar kirli yürütülmemişti. İlginç bir şekilde bu ikilinin çevresinde oluşan siyasi aktörler veya bürokratlar da aynı tornadan çıkmış gibi. Adam suçüstü yakalansa bile inkâr ediyor, "siyasi operasyon" diye yargının gereğini yerine getirenlere iftira atıyor.
Bu konuda İmamoğlu'nun sicili bir hayli kabarık ama Özgür Özel de ondan geri kalmış değil. Hatırlayın, gazeteci Enver Aysever'in Silivri Cezaevi'nde Ekrem İmamoğlu'yla karşılaşmasında, "Hırsızın elini sıkmam" dediğini yazmış ve ortalık karışmıştı. Özgür Özel de meydanlara çıkıp benim yalan yazdığımı söylemişti. Daha ilginci, CHP kamuoyunun iyi tanıdığı iki avukat da bu yalanın yalancı tanığı olmuştu.
Sonra ne oldu? Enver Aysever hepsini yalanladı. Böyle onlarca siyasi yalanları var.
Son günlerde bu yalan kampanyasına bir isim daha katıldı. "İmamoğlu Suç Örgütü"nün önde gelen isimlerinden Fatoş Pınar Türker, bir kez daha "cezaevinde çıplak arama" iddialarıyla gündem oldu. Fondaş medya da hemen harekete geçti, rüşvet almak suçundan tutuklu Türker'i manşetlere taşıdı.
Oysa iddia yeni olmadığı gibi uygulama da sadece Türkiye'deki cezaevlerine özgü değildi. Ayrıca savcılıktan yapılan açıklamada da iddia araştırıldı ve yalanlandı.
Peki buna rağmen neden büyütüldü?
Çünkü ortada çok ciddi bir yolsuzluk ve rüşvet gerçeği vardı. Ne yaptığıyla ilgili sadece bir örnek verelim: Türker, İBB'nin bir iştirakinin müdürüyken bir ihale yapıyor. Davet usulüyle yapılan ihale 39 milyon 312 bin TL'ye bir firmaya veriliyor. İhaleyi alan firmanın kazancı ne kadar biliyor musunuz? 264 milyon... Akıl alır gibi değil, bundan daha net bir "kıyak" ihale olmaz. Herhalde yüzde yüz değil yüzde binlere varan bir kâr ettirmenin bir sırrı var.
İşte "İmamoğlu Suç Örgütü" davasında yargılanan siyasetçiler, bürokratlar bu sırrı saklıyor. Bu sır da ancak "yalanla" saklanır.
***
ÖZGÜR ÖZEL O UYARILARI DİNLESEYDİ
Son radikal hamlelerle CHP'de ipler tamamen koptu...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son hamlesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının ezberini bozdu. Onlar da Parti Meclisi'ni terk ederek karşı hamle yaptılar ama atı alan Üsküdar'ı geçmişti.
Arkasına sığındıkları CHP markası ve genel merkez artık onlarda değil, Kılıçdaroğlu ekibinde.
Bu saatten sonra, partiyi saran kirliliği ve yolsuzlukları umursamayanların tüzüğe sahip çıkmasını da kimse ciddiye almaz. O tüzüğe uyulsaydı, Özgür Özel kendisini Meclis tüzüğüne dayanarak grup başkanı ilan etmez, edemezdi.
Yaklaşık bir yıl önce rahmetli Deniz Baykal'ın "Prensi" olarak bilinen Prof. Dr. Metin Lütfü Baydar Hoca bana da gönderdiği şu metni sosyal medyada yayınladı.
Ne oldu dersiniz?
Bugün tüzüğe sarılanlar hemen harekete geçti ve partiden ihraç etti. Sonra mahkeme durdurma kararı verdi ama şu uyarısı bir ibretlik belge olarak tarihteki yerini aldı:
"Bir gerçeğin çok iyi anlaşılması gerekiyor! Eğer mahkemeden, kurultay iradesinin sakatlandığı gerekçesi ile mutlak butlan kararı çıkarsa bu; CHP Genel Başkanlığı'nın para ve çıkar karşılığı değiştirildiğinin açık tescili olarak siyasi tarihimize geçecektir.
Asıl dikkat çekilmesi, tartışılması gereken nokta budur. Bu durum yalnızca CHP için değil, devletin güvenliği için de çok ciddi bir tehdit anlamına gelir."
Eğer dün bu uyarılar dikkate alınsa ve siyaseten bir çözüm üretilseydi, bugün CHP siyasi tarihimizin en rezil durumuna düşürülmezdi.