Kılıçdaroğlu-Özel ‘gizli’ görüştüler mi?
CHP içinde o kadar çok kavga, gürültü oldu ki, artık kullanılmayan, yıpranmayan siyasi kavram kalmadı. "Kılıçlar çekildi, bomba kulis, son düello, ipler koptu" gibi aklınıza gelen her kavram onlarca kez kullanıldı içi boşaltıldı. Siyaset tatsızlaştı. Geçmişte çok kullanılan "abi" formülleri de tükendiği için en ufak bir "diyalog" çabası bile artık inandırıcı gelmiyor
Ortada absürt bir durum var; hem eski genel başkana "hain" diyorlar hem de dönüp aynı "hain" genel başkana "partiyi bölmeyin, buluşun" diye çağrı yapıyorlar.
Öfkeli CHP sosyolojisi daha çok "düşmanlığı" beslemesine rağmen bugünlerde "buluşun, birleşin" diyen çabalar da az değil ve öne çıkmış durumda. Bu işin öncülüğünü de ilginçtir, CHP'yi bugünlere sürükleyen 38'inci kurultayda Ekrem İmamoğlu'nun divan başkanı olmasını öneren ve çok isteyen Engin Altay ve Gürsel Erol ikilisiyle Ali Öztunç yapıyor.
Bu sürecin altından da bir "çapanoğlu" çıkar mı bilemem ama Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında mekik dokuyan bu üçlünün çabasıyla son günlerde bir yumuşama havası olduğu da çok açık. Bu üçlü mü sağladı yoksa başka bir kanal mı devreye girdi bilmiyorum ama önceki gece Ankara kulislerine -artık bomba demek de etkisini yitirdi- çarpıcı bir haber düştü. Meğer bu üçlü ekibin gelip gitmesi sadece kamuoyunu yeni sürece alıştırmak içinmiş, arka planda Kılıçdaroğlu Özgür Özel ciddi ciddi görüşüyormuş.
Anlatılanlara göre Özgür Özel'e ekibinin nelere karıştığı, CHP'yi nasıl bir tehlikenin beklediği, son fezlekenin ciddiyeti iyi anlatılmış ki, Kemal Bey'e pek de itiraz etmemiş. Bazı ihraçlara bile sesini çıkarmayacağı söyleniyor. Tansiyonu düşürmek için iki tarafın da zamana ihtiyacı olduğu hatırlatan kulisçiler şu kaygıyı dile getirmekte ısrar ediyor:
"Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel'le bir diyalog kurmasından en çok rahatsız olan eşi Selva Kılıçdaroğlu oldu... Yakın çevresi, Selva Kılıçdaroğlu'nun kendisini hasta eden o kurultay gününü, Özgür Özel'in vefasızlığını unutamadığını ve onu affetmeyeceğini söylüyor."
Bu görüşmede İstanbul'dan İzmir'e kadar il başkanlarının durumu da ele alınmış. Hatta İstanbul'a adı çok geçen Gürsel Tekin'in değil, daha genç bir ismin geleceği, İzmir'e ise daha önce belediye başkanı olan bir işadamının ya da eski gençlik kolları başkanı İrfan İnanç'ın getirileceği bile konuşulmuş.
Hedef de belirlenmiş: Kılıçdaroğlu genel başkan, Özgür Özel cumhurbaşkanı adayı...
***
MUHİTTİN BÖCEK'İN İTİRAFI VE ZEYREK'İN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ
CHP'nin nasıl bir bataklığa sürüklendiğinin son çarpıcı örneğini Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek yeni itiraflarıyla anlattı. Aslında uzun zamandır Böcek'in 20 gün açıklanmayan adaylığı karşılığında ciddi paralar verdiği ve ondan sonra adaylığının açıklandığı yazıldı, konuşuldu. Rakam 20 milyon euro olunca da, "Böyle iftira olmaz" diye kıyamet koptu, ortalık yangın yerine döndü. Henüz net değil ama baba-oğul Böcek'lere göre rakam 1 milyon euro ve 950 bin euro arasında kaldı. Rüşvetin küçüğü büyüğü olmaz ama herhalde CHP'nin yeni nesil siyasetçileri bir milyon euroyu rüşvetten saymıyor.
Durum gerçekten vahim ve yeni boyutlar eklenerek devam ediyor.
Manisa olayı ilk konuşulduğunda da ölümü derin üzüntü yaratan ve şüpheli görülen belediye başkanı Ferdi Zeyrek'in adı geçmişti ama kimse yazmak istememişti. Hatta o günlerde CHP'liler arasında Zeyrek'in çevresine "Turpun büyüğü benim" diye espri yaptığı bile konuşuluyordu.
Şimdi Muhittin Böcek, onun da adını veriyor ve net bir rüşvet olayından söz ediyor:
"Makam aracım olan 07 ABB 008 plakalı Audi A8 L ve arkasındaki koruma araçlarıyla Manisa'ya gittik. Yanımda bir çanta içerisinde tam 950 bin euro nakit para götürdüm. Ofiste Ferdi Zeyrek ile baş başa kaldığımızda, masasının yanına içi euro dolu çantayı bıraktım. 'Seçim sürecinde katkımız olsun' dedim. Bunu Özgür Özel'in talimatıyla, adaylığıma katkısı olur düşüncesiyle yaptım."
Daha neler çıkacak bilinmez ama Özgür Özel'in işi hiç kolay değil.