İmamoğlu’na destek neden düştü?
CHP, belediye eksenli "yolsuzlukve aşk" skandallarıyla sarsılırken, sadece yerel seçimlerde yakaladığı motivasyonu kaybetmedi, bütün umudunu bağladığı ve mağduriyet çıkarmak için uğraştığı İmamoğlu rüzgârı da artık esmiyor.
Ne Silivri'deki duruşmalar ilgi çekiyor ne de eski coşkuyla meydanlar dolup taşıyor.
Peki ne oldu da böyle oldu dersiniz?
Aslında özel bir şey yok, sadece başından beri belli olan flu fotoğraf netleşiyor. Ciddi bir yolsuzluk yapıldığı kanaati güçleniyor.
Bunu en başta öngörmek hiç de zor değildi. CHP yönetimi hem bunu öngörmedi hem de siyaset üretmek yerine "yolsuzlukdamgalı bir mağduriyet" üretme derdine düştü. Ama olmadı.
Olmadığını da bizzat CHP'ye yakınlığıyla bilinen araştırmacılar söylüyor. Birkaç gün önce siyasi analizleriyle dikkat çeken BekirAğırdır'ın sahibi olduğu Veri Enstitüsü çok ilginç bir araştırma yayınladı.
Araştırmanın özeti şu: İmamoğludavası siyasi mi hukuki mi? Yani İmamoğlu siyaseten mi içeride yoksa "yolsuzluk" iddiasıyla mı?
Araştırmayı ilginç kılan sadece bugün bu soruya verilen cevaplar değil, aynı şirketin bir yıl önce 25 Mart 2025'te aynı konuda aldığı cevaplarla arasındaki fark.
Önce bu farka bakalım. Araştırmayla ilgili ilk analizi Veri Enstitüsü Direktörü Dr.Erman Bakırcı yapmış.
Dr. Bakırcı önce şu tespiti yapıyor:
"Mart 2025'te Ekrem İmamoğlututuklandığında, toplumun yüzde65'i bu hamleyi doğrudan 'hükümetin muhalefete baskı girişimi' olarakokudu. Endişe, umutsuzluk ve öfke hızla yayıldı."
Peki bir yıl sonra bugün durum ne ve rakamlar ne diyor?
Dr. Bakırcı bu soruya "Duygularınevrimi: Şoktan mesafeye" arabaşlığıyla cevap veriyor:
"Rakamlar sert: Bir yıl önceyüzde 51 olan endişe yüzde 29'a,yüzde 29 olan öfke 17'ye, yüzde 40 olan umutsuzluk 27'ye düşmüş."
Anlaşılan meseleyle yani İmamoğlu'nun yaptıklarıyla kurulan duygusal ilişki değişmiş. Nasıl bir değişim olduğunu ve ne anlama geldiğini de yine kendisinden dinleyelim:
"En dikkat çekici kayma burada: Tutuklamayı 'tamamen siyasi' bulanlar yüzde 46'dan 27'ye düşmüş. 'Tamamen hukuki' diyenler yüzde12'den 21'e çıkmış."
Ortada siyasi diyenlerde 19 puanlık bir düşüş olduğu çok açık. Artık bunu "bulanıklaşmaolabilir" diye açıklamanın bir anlamı var mı?
CHP yönetimi gibi araştırmacılar da bu değişimi kabullenmekte zorlanıyor. Oysa 9 Mart öncesi ve sonrası halktaki bu algıyı oluşturan İmamoğlu ve ekibinin alicengiz oyunuyla cumhurbaşkanı adaylığını dayatmasıydı.
Gerçekte İmamoğlu siyasi söylemi nedeniyle değil, kurduğu "yolsuzluk sistemi" iddiasıyla cezaevinde. Araştırma bunun CHP sosyolojisinde de giderek kabullenildiğini gösteriyor. Yolsuzluk iddiaları ve kişilerin nasıl zenginleştikleri daha görünür oldukça sokaktaki insanın kanaati de değişiyor. Olay bu kadar basit.
Haklarını yemeyelim, araştırmayı yapanlar bu gerçeği istemeseler de seslendiriyor:
"Bir yıl boyunca tekrar edilen'hukuki süreç', 'yolsuzluk', 'usulsüzlük'çerçevesi toplumun bir kısmındagerçekten karşılık bulmuş olabilir."
Dikkatinizi çekmiştir, yine "bulmuşolabilir" gibi gerçekten bir değişim olabileceğine inanmayan, şüpheyle bakan bir yaklaşım var. Bu nedenle "ancak" deyip şöyle devam ediyor:
"Ancak bu değişimi bütünüylesahici ikna ile açıklamak da kolaydeğil; çünkü aynı araştırmada adaletsisteminin eşit işlemediğini düşünenler açık çoğunlukta..."
Gördüğünüz gibi araştırmacı halkın sahiden "ikna" olduğuna inanmıyor. Çünkü bu değişimin sebebinin adalet sisteminin eşit işlemediği olduğunu söylüyor.
Keşke bu araştırmayı yapanlar sadece "siyasi mi hukuki mi?" sorusu yerine İmamoğlu'nun Boğaz'a nazır üç villayı15 milyona almasını, ekibindeki zenginleşmeyi, lüks arabaları, villaları ve bunlara inanıp inanmadıklarını sorsalardı. O zaman halkın ikna mı olduğunu yoksa iktidarın siyasi hegemonyasıyla mı kanaat değiştirdiğini daha iyi anlarlardı.


