Çanakkale’den Hürmüz’e
ABD Başkanı Trump'ı Hürmüz Boğazı'nın karanlık sularına siyonist lobi mi itti yoksa ABD Doları'nın sarsılan iktidarını kurtarma çabası mı sürükledi bilinmez ama bu soru da artık çok geride kaldı.
ABD boğazına kadar bu işin içine girdi ve tarihinin en büyük açmazıyla karşı karşıya. Aslında bu biraz da kaçınılmaz bir durumdu. Trump boşuna Kanada'ya, Grönland'a çemkirmiyor; boşuna Venezuela petrolüne, Ukrayna'nın nadir madenlerine çökmeye çalışmıyor.
Çünkü son 100 yılın en büyük küresel gücü ABD imparatorluğu sürekli irtifa kaybediyor.
Hâlâ en büyük güç ama kurduğu ve tek hâkim olduğu dolara dayalı sistem artık yürümüyor. Sürekli kriz üretiyor. Çin'in yükselişi karşısında da direnemiyor. Belki ABD yönetimi bu kriz üreten süreci daha iyi yönetebilirdi ama bütün büyük güçlerin kaçınılmaz kaderi onun da yakasını bırakmadı.
Dünyada "filozof yatırımcı" olarak bilinen ABD'li Ray Dalio, geçen hafta yaptığı analizde doların tahtının sallandığına dikkat çekerek savaşın ABD'nin çöküşünü hızlandırabileceğini ileri sürdü.
Çünkü savaş, dünya ticaretinin en önemli hattı Hürmüz Boğazı'nda yaşanıyor. Ünlü yatırımcı, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün ABD'nin küresel liderliğinin devam edip etmeyeceğinin final testi olduğunu söylüyor: "Geçişler yuan üzerinden olursapetrodolar sistemi göçer, ABD'nin gücübuharlaşır."
Ünlü yatırımcı bu tabloyu ABD'den önceki küresel güçlerin kaderine benzetiyor ve "Güneş Batmayan İmparatorluk" İngiltere'nin 1956'daki Süveyş Kanalı nedeniyle girdiği savaş örneğini veriyor. O tarihte yeni küresel güç ABD savaşa müdahale etmiş ve İngilizlerin dünya hâkimiyetine son noktayı koymuştu.
Ancak birçok siyasi analizci ve ekonomist, İngiliz İmparatorluğu'nun esas çöküş darbesini Süveyş'ten önce Çanakkale'de yediğine dikkat çekiyor. İşgalci İngilizler, dünyanın en büyük donanmasıyla geldiği Çanakkale Boğazı'nda uzun ve çok güçlü saldırılarına rağmen 250 bin şehit veren Türk milletinin direncini kıramadı ve Çanakkale Boğazı'nı da geçemedi.
Bu İngiltere için düşüşün ilk işareteydi
ABD'li filozof yatırımcı Dalio, İngiliz, Osmanlı, Fransa ve Hollanda gibi birçok küresel imparatorluğun deniz gücüyle dünyayı kontrol ettiğinden söz ediyor ve şu çarpıcı sonucu çıkartıyor: "Bunların gerilemesüreçleri birbirlerine çok benziyor.Amerika da bu yolda ilerliyor. Dünyayıbir deniz gücü kontrol eder. O denizgücü imparatorluğunun sonuna yaklaştığındaönemli bir deniz yolunu ele geçirmeyeçalışır. Bunu başaramadığında dasüper güç pozisyonunu kaybeder."
Daha 2012 yılında küresel ekonomi için tehlike çanları çaldığını söyleyen ve ekonomide yaşanacak felaketi "Büyük Tufan" olarak niteleyen ekonomi gazetecisi Erkan Öz, Dalio'nun bu yaklaşımına şöyle destek veriyor: "Eğer ABD burada bir sıkıntıya girersesüper güç pozisyonu riske girer."
Şimdi geriye dönüp son birkaç güne bakalım. ABD Başkanı Trump ne yapacağını şaşırmış durumda. İran'la görüştüğünü, barışın geleceğini söylüyor. Sonra dayanamıyor savaşı derinleştireceği tehdidinde bulunuyor.
Bu Trump'ın kapıyı açık tutmak istediğinin işareti. Ancak İran da artık ABD'ye güvenmiyor ve güvenmemekte de çok haklı. Buna rağmen yeni bir yol bulunacağını tahmin ediyorum; çünkü seçime gidecek olan Trump taviz vermeye hazır ve krizi aşmak istiyor.
Bu noktada asıl soru şu: ABD, siyonist İsrail'i durdurabilecek mi?
ABD'li uzmanlar bile buna inanmıyor ama şu gerçeği de göz ardı etmemek gerekiyor: Terör devleti İsrail'i belki de tek durdurabilecek isim Trump.


