Özel’in sicili ve Akın Gürlek
CHP Genel Başkanı ÖzgürÖzel, yine "muhalefet" olarak gündem olmayı başardı. Ama her zamanki gibi büyük bir skandala imza atarak bunu yaptı. Çünkü ciddi bir inandırıcılık sorunu var ve temiz bir sicile de sahip değil.
Buna rağmen büyük havayla çıkıp uzun süredir diline doladığı Adalet Bakanı Akın Gürlek'i hedefe koydu ve ateş etti:
"Adalet Bakanı AkınGürlek'in 452 milyondeğerinde 12 gayrimenkulü var."
Tabii bir de Lüksemburg'da yatının olduğunu ekledi.
Bu çıkışı, özellikle "İmamoğlu SuçÖrgütü" ve CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk rezaleti nedeniyle hortumları kesilen ve çok değil ama biraz da utançla gezen fondaş medyayı sevince boğdu.
Ama sevinçleri uzun sürmedi. Zira Bakan Gürlek, kendi üzerine kayıtlı 4 taşınmaz bulunduğunu, taşınmazların değerinin de belli olduğunu belirtip şunu söyledi:
"Benim verilemeyecekhesabım yok. Bukonuda da zaten bugünmanevi tazminat davasıaçacağız. İşte örnekbelgeler sunuyor, tapubelgeleri, bunlarınhepsi gerçek dışı, sahte belgeler."
Bu karşılaşma ister istemez CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Adalet Bakanı Akın Gürlek arasında "İmamoğlu SuçÖrgütü" operasyonuyla başlayan kavgayı hatırlattı. Ancak meselenin sadece o davayla sınırlı olmadığını da yine Bakan Gürlek hatırlattı:
"Özgür Özel'in birinciamacı asrın yolsuzluğudavasını perdelemek.İkincisi iseMuhittin Böcek davasındakibazı iddiaların üzerini örtmek."
Anlayacağınız işin bir ucunda da bizzat Özel'in kendisi var ve iş Manisa'daki bir benzin istasyonunda verildiği iddia edilen 20 milyondolar rezaletine kadar uzanıyor. Bu dosya derinleşirse o rezaletin altında sadece Özel değil CHP yönetimi de kalır.
Bakan Gürlek'in mal varlığı meselesi aslında bir turnusol kâğıdı işlevi gördü. Hem Özgür Özel'in iddialı çıkışlarının hiçbirinin doğru çıkmadığı ortaya serildi hem de fondaş medyanın "İştesizinkiler de yapıyor" sevinciyle sergiledikleri utanmazlık tescillendi.
Hatırlayın CHP Genel Başkanı Özel, bu yolsuzluk furyasının en somut örneği olan Manavgat'taki baklava kutusunda yakalanan euro'lar meselesinde yeri göğü inletmiş, 32 saatlik görüntünden söz etmişti. Sonra o görüntüleri gören olmadı.
Ama en büyük yalanı bu değildi. Yine bu köşede gazeteci Enver Aysever'in İmamoğlu'nun yüzüne karşı söylediği "Hırsızın elinisıkmam" sözünün yalan olduğunu önce iki avukat, Hüseyin Ersöz veYiğit Akalın söylemiş, bir süre sonra da CHP Genel Başkanı Özel bizzat soyadımı vererek, "Övür övür övünen,bir karış yalancı" diyerek benim "yalan" yazdığımı iddia etmişti. Oysa asıl yalan söyleyenin kendisi olduğunu anında gazeteci Enver Aysever, avukatı Mikail Dilbaz aracılığıyla açıkladı.
Siyasi yaşamı incelense kim bilir daha neler çıkacak. Ama bu konuda özür dilemediği gibi ders çıkarma gibi bir derdi de olmadı. Çünkü kendi siyasi ve medya kitlesinin sorgulamadığını iyi biliyor. Düşünün o medya mensuplarından biri hem de felsefecilerle, sosyologlarla zaman zaman ahlaki değerler üzerine söyleşiler yapan, söz söyleyen Kürşad Oğuz, Bakan Gürlek'in mal varlığıyla ilgili açıklamaları şöyle yorumladı:
"Özgür Özel bugünTürkiye'de bir ahlakdevrimi yaptı. Hiçbirşey olmayacak olsa bile bu oldu."
İnanılır gibi değil, milyon dolarlık hafriyat rantını, Medya AŞ vurgununu, "jet"giller rezaletini, lüks otoları saymıyorum, İmamoğlu'nun sadece İstanbul Boğazı'na nazır üç villayı 15 milyon TL'ye alması karşısında sessiz kalanlar nasıl bir "ahlaki devrim"den söz eder?
Tersi olmasın sakın...


