‘Batıyorum’ diyen İran herkesi götürür!
ABD ve siyonist İsrail'in İran'a başlattıkları savaşın 6'ncı gününde işin rengi değişmeye başladı. Özellikle İran'ın, başta dini liderini kaybetmesine rağmen İsrail'e ve ABD'yle ilişkili Körfez ülkelerine saldırıyı yoğunlaştırması, Hürmüz Boğazı'nı kapatması savaşın seyrini değiştirdi.
Bu arada İran'dan ateşlenen bir füzenin Türkiye sahasında etkisiz hâle getirildiğini de belirtelim. Bu saldırıyla ilgili Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'yi telefonla arayarak Türkiye'nin tepkisini gösterdi ve çatışmaların yayılmasına neden olacak her türlü adımdan kaçınılması gerektiğini iletti.
Siyonist İsrail'in fitilini ateşlediği bu savaş çılgınlığının derinleşmesi ve nereye evrileceği meselesi artık sadece bölge ülkelerinin değil en başta da "küresel patron" havalarında dünyayı dizayn ettiğini sanan ABD'nin en önemli sorunu.
'DERİN BİR BELADAYIZ'
Çünkü bu savaşa ABD'nin neden girdiği sorusu kendi içinde yoğun tartışmalara yol açıyor ve şu soru soruluyor: ABD, bu savaşa sürüklendi mi yoksa küresel liderlik savaşının bir gereği olarak mı girdi?
Trump ve ekibinin buna net bir cevabı yok. ABD'nin ünlü uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. John Mearsheimer ise ABD'nin sürüklendiğini söylüyor. İki gün önceki bir söyleşide, Türkiye'ye yönelik analizleri de değerlendiren Prof. Mearsheimer, kendisine yöneltilen, "ABDhükümeti hukuken ve askeri açıdanbir hedef ortaya koydu mu?" soruna şu cevabı veriyor:
"Hedefin ne olduğunu tutarlı birşekilde açıklayamadılar. BaşkanTrump sürekli farklı şeyler söylüyor.Bir nedenden diğerine, oradan birbaşkasına bu kadar hızlı geçebilmesigerçekten şaşırtıcı. Sorunuzun büyükölçüde alakasız olduğunu düşünüyorum;çünkü sorunuz, treni biz sürüyormuşuzgibi bir varsayıma dayanıyor.Oysa gerçek şu: İsrailliler sürücü koltuğunda. Bu çok açık.
Benim kanaatime göre bu savaşıanlamlı bir biçimde kazanmamızınhiçbir yolu yok. Derin bir beladaolduğumuzu düşünüyorum.İranlıların yapması gereken tek şeyayakta kalmak ve bunu başarırlarsa kazanmış olurlar."
Ünlü profesörün, gidişatın sonuna ilişkin söyledikleri de çarpıcı:
"Diyelim ki ABD'nin saldırıları son derece başarılı oldu ve İran rejiminin çöküşü yaklaştı. Ben buna 'Götterdammerung anı' yani Alman mitolojisindeki 'tanrıların alacakaranlığı' diyorum. 'Her şeyin birlikte çöküşü' anlamında bir kavram. 'Batıyorum' diyedüşünen İranlılar, herkesi kendileriylebirlikte götürür. Ellerinde kalan füze ve insansız hava araçlarıyla Körfez bölgesindeki tüm petrol altyapısını yerle bir eder, dünya ekonomisine devasa zarar verir, Hürmüz Boğazı'nı uzun süre kapatırlar."
TÜRKLER FARKINDA
Prof. Mearsheimer'e eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in, "Türkiye, İsrail'in istikrarına İran'dan daha büyük bir tehdit oluşturuyor" sözleri hatırlatılıyor ve şu soru soruluyor: "Türkiye'nin İsrail'eyönelik harekete geçmesini bekliyormusunuz?"
Cevabı Türkiye'nin ABD'den çok yakından izlendiğini gösteriyor:
"Türkler bu dönemde saldırgan bir adım atmaz, bunu beklemiyorum. Ama Türkiye'nin İran'ın ayakta kalmasında derin çıkarları olduğunu düşünüyorum. Türkler şunu görüyor: Türkiye ve İran, İsrail'in çökertmek istediği Büyük Ortadoğu'nun iki büyük ülkesi. İsrail bölgeye hâkim olmak istiyor; İran'a yapmak istedikleri şey Suriye'ye yapılanın bir benzeri, onu parçalamak. Türkiye için de benzer bir şeyi hayal ediyorlar, mümkün olduğunca zayıflatmak.
Türkler bunun farkında. Sanırım önümüzdeki dönemde Türkiye'nin nükleersilahlar konusunda giderek daha sesli olacağını göreceğiz. Son iki-üç ayda Türklerin nükleer silah edinmeyi ciddi biçimde tartışmaya başladığını gösteren birkaç makale okudum. Bunun nedeni, İsrail'i bir tehdit olarak görmeleri, tıpkı İranlılar gibi."


