Mahmut Övür

Mahmut Övür

Kürt meselesine ezber bozan bir yaklaşım

Giriş Tarihi:

Nihayet Suriye hükümeti ile SDG arasında anlaşma sağlandı. Türkiye'yi de yakından ilgilendiren Kürt meselesinde kritik bir engel böylece aşıldı. Çünkü neredeyse bir yıldır hâlâ "şiddet örgütü" kafasıyla bölgesel ve küresel gelişmelere bakan YPG, 10 Mart dâhil yapılan antlaşmalara uymayarak akıl almaz bir kara propaganda yürüttü. DEM Partililer ve bazı Kürt siyasetçiler de bu rüzgâra kapılarak gereksiz bir gerginlik siyasetine alan açtı. Neyse ki istedikleri olmadı ve süreç tam da "terörsüzbölge" siyasetine yakışır biçimde olumlu bitti.
Artık küresel sistemin altüst olduğu bir zaman diliminde, herkesin, bütün siyasi aktörlerin şapkasını önüne koyup eski siyasi argümanlarını gözden geçirmesi gerekiyor. Bugüne 100 yıl öncenin paradigmalarıyla bakamayız artık. Devletlerin risk altında olduğu bu dönemde örgütlerin fırsatçılık yapmasının ne anlama geldiğini ve nasıl trajedilereyol açtığını da bu coğrafyanın insanları çok iyi biliyor.
Nereden bakarsanız bakın bu bölgenin kaderi birlik olmaktan geçiyor. İster iç içe yaşayan halklar, isterse sınırları belli devletler açısından bakın yeni gerçeğimiz, BaşkanErdoğan'ın altını çizdiği Türk-Kürtve Arap birlikteliğinden ve sivil siyasetten geçiyor.
Artık Türkiye'deki Kürt meselesine de bu pencereden bakılması gerekiyor ve bakış açıları da değişmeli. Gerçekçi olalım; 100 yıl öncenin paradigmaları, bugünün beklentilerine cevap vermiyor. Ortada iç içe geçmiş, 5 milyonu aşkın evlilik yapmış, aynı şehirleri, aynı mahalleyi, aynı apartmanı paylaşan bir Türk-Kürt sosyolojisi var. "Biz ayrılamayız" noktasındayız.
Şimdi gelin, farklı bir bakış açısıyla Kürt meselesine bakan Kürt bir yazara kulak verelim. Sevgili Muhsin Kızılkaya'dan söz ediyorum. Kızılkaya, geçen yıl "terörsüzTürkiye" sürecini ezber bozançıkışıyla başlatan MHP lideri DevletBahçeli'nin "Bir Dil Niye Kanar"kitabına vurgu yapmasıyla gündemegelmiş ve şucevabı vermişti:
"Bu duyguyutarifetmem imkânsız. Adımbile geçmişsebundan onurduyarım. BenNobel ödülümüDevletBahçeli'den almış oldum."
Çarpıcı edebiyat ve tarihi yazılarıyladikkat çeken Kızılkaya, birkaçgün önce Habertürk'te "Kürtçe,Kürdistan'dan daha kıymetlidir"başlıklı bir yazı yazdı.
İşte farklı bakış dediğim o yazıdan bir bölümü paylaşmak istiyorum.
Kızılkaya, ulus devletler çağında pıtırak gibi devletlerin kurulduğunu ama Kürtlerin bir devlet kuramadığını belirtiyor ve şöyle diyordu:
"Tam tersine, toprakları dört devlet arasında bölüştürüldü. O devletlerin 'eşit vatandaşı' olmanın önü kesildi. Ötekileştirildi. Dilleri yasaklandı. Kimlikleri inkâr edildi. İsyan ettiler; liderleri darağacına gitti. Ağladılar; duyan olmadı.
Tarih kadar uzun bir hikâyenin sonunda geldik bugüne.
Bu saatten sonra Kürtlerinbir devlet kurmaları mümkündeğil. (Bana göre akılcı bir girişimde değil.) Eğri oturup doğrukonuşalım, iğneyi önce kendimizebatıralım. Dört farklı devletinsınırları içinde yaşayanKürtlerden bir devlet çıkarmak,bir yaz gecesi, ışıksız bir yerdeberrak gökyüzündeki yıldızlarısaymaktan daha zor bir iştir. Ayrıntısına hiç girmeyeceğim.
Peki, sen ne öneriyorsun diyeceksiniz?
Ben Kürtlere kuracakları birdevlet yerine, yaşadıkları devletlerinsınırları içinde orayıkim yönetiyorsa, hangi partiiktidardaysa veya iktidara geliyorsaonunla ittifak yapıp oülkenin yönetimine ortak olmayıöneriyorum!
Tek çözüm yolu budur bana göre.
Ulus devletler çağı geridekaldı. Kürtler bu treni yüz yılönce kaçırdı. Şimdi dünya yeni birçağa giriyor. Yapay zekâ bize yeni birdünya ve yeni bir hayat vadediyor."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin