Mahmut Övür

Mahmut Övür

‘Ben Nobel’imi Devlet Bahçeli’den aldım’

Giriş Tarihi:

MHP Lideri Devlet Bahçeli, yakın tarihimizin kırılma noktalarında çok ciddi rol oynamış ve oynamaya da devam ediyor. Son 10 yılında BaşkanErdoğan'la senkronize yürüttüğü siyasi yolculuğunu geçen yılın son günlerinde tarihi bir çıkışla taçlandırdı.
Öcalan'a yaptığı "Terörü sonlandır,örgütü bitir" çağrısıyla sadece siyasiezberleri bozmadı, ülkede yeni bir ikliminde önünü açtı. Söylediği her şeyin bir arkaplanı vardı ve ısrarla dile getirdiği "Türk-Kürt birlikteliği" yaklaşımına dayanıyordu.Son üç-dört konuşmasını özelliklesürece "siyasi çıkar" üzerinden bakanaydınların, siyasetçilerin dikkatle okumasındayarar var. Çünkü işin sadece siyasiboyutu yok, ondan çok daha önemli insaniboyutu var.
Bahçeli-DEM Partililer görüşmesinden bir süre sonra Yeni Birlik Gazetesi yazarı Yaşar İçen o görüşmeye dair şu çarpıcı notu aktardı:
"Bahçeli'nin Kürt yazar MuhsinKızılkaya'nın 'Bir Dil Niye Kanar'kitabına vurgu yapması ve oradakicümleler/duygular üzerinden aldığıilhamı dile getirmesi oldukça değerliydi."
Milliyetçi bir siyasi liderin, yıllarca yasak dil ilan edilen Kürtçe ile ilgili bu hassasiyeti, doğal olarak milyonlarca Kürt'ü hem şaşırtmış hem de duygulandırmıştı.
Bahçeli'yi etkileyen ve ilham veren yazar Sevgili Muhsin Kızılkaya, onlarca Türkçe- Kürtçe kitaba imza atan, bin yıllık Türk- Kürt birlikteliğine yürekten inanan sayısı az "ortak" aydınlarımızın başında geliyor.
Onun hayatında derin izler bırakan dil yarasına ilişkin kitabının bir gün milliyetçi bir lider tarafından ilham kaynağı olarak kabul görmesi örneğine az rastlanır bir durumdu.
Bu bana yıllar önce rahmetli MusaAnter'in anlattığı şu anekdotu hatırlattı:
"Kürt ve Kürtçe'nin yasak olduğuyıllarda ne zaman gazetede Kürt İdrisveya Kürt Cemali ile ilgili bir haberçıksa birbirimize gönderir, sevinçtenuçardık. Onların mafya olmaları, suçişlemeleri bizi ilgilendirmezdi. Önemliolan 'Kürt' yazılmasıydı."
Peki Muhsin Kızılkaya bu duruma nasıl bakıyordu?
Sorunun cevabı için aradığımda Habertürk'te yayınlanacak, "Gelek spasberêz Dewlet Baxçelî..." başlıklı bir yazı yazdığını belirtiyor ve şöyle diyordu:
"Çok ayrıntısını bilmiyorum amaeğer adım geçmişse bu bir yazar içintarif edilemez bir duygu. Yazmanınasıl amacı da bu. Ülkenin en önemlisorununun konuşulduğu bir siyasizemine, bir yazar yazılarıyla katkısunuyorsa bundan daha güzel ne olabilir?
Bu duyguyu tarif etmem imkânsız.Bir yazar niye yazar? Karşılık bulmasıiçin. Adım bile geçmişse bundan onurduyarım. Ben Nobel ödülümü DevletBahçeli'den almış oldum."


AHMEDİ HANİ, MEHMET UZUN VE KALEMİN GÜCÜ
Milliyetçi bir lider ile Kürtçe yazan bir yazarın buluşması aslında yeni dönemi anlatan en anlamlı fotoğraf. O fotoğrafın arkasında da bin yıllık bir birliktelik vardı ve Kızılkaya o birlikteliğin son 100 yılda yaşanan kırılmalara, tahribatlara rağmen dimdik ayakta kaldığını ve devam edeceğini söylüyordu:
"Yaklaşık 90-100 yıldır çok partilisistem ve demokrasi var. Kürtlerdevlet içinde yer almış, başbakan,bakanlar ve yüksek bürokratlar çıkarmış.Türkiye'de en büyük problemKürt dilinin yasaklanmasıydı. Bu datoplumda nasyonalizme yol açtı. Benbaşından beri bu ülkede Kürt meselesinindil meselesi olduğunu, bu halledildiğindemeselenin de çözüleceğinisavundum. Kürtler Türkiye'den ayrılmakistemiyor, bağımsız bir devlet yada kanton kurmak da istemiyorlar.Kendi dil ve kimlikleri ile bu ülkenineşit vatandaşları olmak istiyorlar.
Büyük Kürt yazar Mehmet Uzun'un kitaplarını Türkçe'ye çevirdim. Bir kitabının ismi 'Kalemin Gücü ve Görkemi'dir. Ahmedi Hani daha 1600'lü yıllarda Kürtlere bunu tavsiye etmiş, 'Düşmanlarınızın kılıcı keskindir,sizin de kaleminiz keskin olsun' demiş. Ama maalesef Kürtler içinde kalemin gücü ve görkemi silah kadar rağbet görmedi."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin