Çin ABD’yi Orta Doğu’ya gömmeye kararlı
Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
Çin'in ABD ile büyük güç rekabetinde; rakibine para, zaman, prestij ve askeri kapasite kaybettirmek için seçtiği cephe netleşti. Pekin, Washington'la Pasifik'te erken hesaplaşma yerine Amerikan gücünü Orta Doğu'nun yıpratıcı savaş alanında tutacak şartları beslemenin kendisi için emsalsiz bir fırsat oluşturduğunun farkında. İran'a ulaşan finansman kanalları, çift kullanımlı parçalar, mühimmat ve uydu görüntüleri aynı resmin parçaları. Çin, savaşın doğrudan tarafı haline gelmeden İran'ın dayanma kapasitesini tahkim etmeyi sürdürüyor ve Washington'ın dikkatini Körfez'e bağlayarak, Trump yönetimini adeta Orta Doğu'ya gömüyor.
Uluslararası haber ajansları, İran'ın Hong Kong merkezli bir aracı üzerinden 300 ila 400 Çin yapımı omuzdan atılan hava savunma sistemi almak üzere anlaşmaya vardığını yazdılar. Sevkiyat için Urumçi-Pakistan-İran hattı üzerinde çalışıldığı da haberlerde yer almakta. Pekin iddiaları reddetti. ABD'nin İran adına finansman ve silah tedarikini kolaylaştırdığı gerekçesiyle Çin ve Hong Kong merkezli kuruluşlara uyguladığı yaptırımlar ise, yalanlamalara rağmen, ABD'nin kaygısının boyutunu gösteriyor.
Uydu cephesindeki gelişmeler ise daha çarpıcı. Amerikalı yetkililer, İran'ın 17 Temmuz'da Ürdün'de üç Amerikan askerini öldüren saldırıdan önce ve sonra Çinli kuruluşlardan yüksek çözünürlüklü görüntüler aldığını öne sürüyor. Görüntüler hedef seçimi ile hasar tespitinde kullanıldıysa, hedefi görünür kılan veri ağı da savaşın bir parçası olmuş durumda. Çin devletiyle şirketler arasındaki bağ henüz açıklığa kavuşmamış olsa da bu ilişki modelinin Pekin'e 'stratejik inkar alanı' kazandırdığı aşikar. Neticede, teknoloji Çin'den çıkıyor, askeri sonucu ise İran üretiyor.
İşbirliğinin Yemen'e uzanan gölgesi de yavaş yavaş belirginleşmekte. Uluslararası haber ajanslarına göre Çin, kendi tankerlerinin Babülmendep'ten güvenli geçişi için Husilerle doğrudan temas kurdu. İran ise, Husilerden Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları artırmalarını istemesinin yanı sıra, daha fazla para, silah ve üst düzey subay da vadetmiş durumda. Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişi, Perim Adası ve Babülmendep üzerindeki baskıyı yoğunlaştırdı. İran Hürmüz'ü, Husiler Babülmendep'i sıkıştırarak petrol ticaretinin iki kapısına kilit vurma imkânı kazanmış gözüküyorlar.
Suudi petrol sahalarını Yanbu'ya bağlayan Doğu-Batı boru hattının vurulması kuşatmayı tehlikeli bir aşamaya taşımış durumda. Riyad ve Bağdat, saldırıyı gerçekleştiren dronların Irak'tan kalktığını açıkladılar. Kamuya açık bilgiler saldırıda doğrudan Çin rolünü elbette göstermiyor. Ancak, İran'a akan teknolojinin, tedarik ve istihbarat kapasitesinin, Irak'taki İran yanlısı gruplardan Husilere uzanan ağın toplam vuruş gücünü artırdığı aşikâr.
Çin ise, bu süreçte iki dil kullanmakta. Bir taraftan diplomasi masasında barış çağrısı yapıyor; diğer taraftan ticari ve teknolojik ağları ile İran'ın direnme kapasitesini ayakta tutuyor. Pekin, Husilerle teması sayesinde kendi gemilerine güvenlik koridoru açarken, batılı ülkeler yükselen navlun, sigorta ve enerji maliyetleriyle uğraşmakta. Bu aşamada maliyet Washington'a, stratejik getiri Pekin'e yazılıyor gözüküyor.
Çin'in hedefi net; ABD'yi İran, Körfez, Kızıldeniz ve Yemen'de sürekli kaynak harcayan bir güce dönüştürmek. Washington bölgeye daha fazla hava savunma sistemi, savaş gemisi ve mühimmat gönderdikçe, Pasifik'te Çin'i çevrelemek için ayıracağı kapasite daralıyor. Pekin'in hesabı ABD'nin Pasifik'e yönelmesini geciktirmek, ittifak sistemini yormak ve enerji damarlarındaki pazarlık gücünü büyütmek. ABD'nin içinde debelendiği Orta Doğu bataklığı, Çin'e Asya- Pasifik'te paha biçilemez bir stratejik zaman kazandırıyor.
Uluslararası haber ajansları, İran'ın Hong Kong merkezli bir aracı üzerinden 300 ila 400 Çin yapımı omuzdan atılan hava savunma sistemi almak üzere anlaşmaya vardığını yazdılar. Sevkiyat için Urumçi-Pakistan-İran hattı üzerinde çalışıldığı da haberlerde yer almakta. Pekin iddiaları reddetti. ABD'nin İran adına finansman ve silah tedarikini kolaylaştırdığı gerekçesiyle Çin ve Hong Kong merkezli kuruluşlara uyguladığı yaptırımlar ise, yalanlamalara rağmen, ABD'nin kaygısının boyutunu gösteriyor.
Uydu cephesindeki gelişmeler ise daha çarpıcı. Amerikalı yetkililer, İran'ın 17 Temmuz'da Ürdün'de üç Amerikan askerini öldüren saldırıdan önce ve sonra Çinli kuruluşlardan yüksek çözünürlüklü görüntüler aldığını öne sürüyor. Görüntüler hedef seçimi ile hasar tespitinde kullanıldıysa, hedefi görünür kılan veri ağı da savaşın bir parçası olmuş durumda. Çin devletiyle şirketler arasındaki bağ henüz açıklığa kavuşmamış olsa da bu ilişki modelinin Pekin'e 'stratejik inkar alanı' kazandırdığı aşikar. Neticede, teknoloji Çin'den çıkıyor, askeri sonucu ise İran üretiyor.
İşbirliğinin Yemen'e uzanan gölgesi de yavaş yavaş belirginleşmekte. Uluslararası haber ajanslarına göre Çin, kendi tankerlerinin Babülmendep'ten güvenli geçişi için Husilerle doğrudan temas kurdu. İran ise, Husilerden Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları artırmalarını istemesinin yanı sıra, daha fazla para, silah ve üst düzey subay da vadetmiş durumda. Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişi, Perim Adası ve Babülmendep üzerindeki baskıyı yoğunlaştırdı. İran Hürmüz'ü, Husiler Babülmendep'i sıkıştırarak petrol ticaretinin iki kapısına kilit vurma imkânı kazanmış gözüküyorlar.
Suudi petrol sahalarını Yanbu'ya bağlayan Doğu-Batı boru hattının vurulması kuşatmayı tehlikeli bir aşamaya taşımış durumda. Riyad ve Bağdat, saldırıyı gerçekleştiren dronların Irak'tan kalktığını açıkladılar. Kamuya açık bilgiler saldırıda doğrudan Çin rolünü elbette göstermiyor. Ancak, İran'a akan teknolojinin, tedarik ve istihbarat kapasitesinin, Irak'taki İran yanlısı gruplardan Husilere uzanan ağın toplam vuruş gücünü artırdığı aşikâr.
Çin ise, bu süreçte iki dil kullanmakta. Bir taraftan diplomasi masasında barış çağrısı yapıyor; diğer taraftan ticari ve teknolojik ağları ile İran'ın direnme kapasitesini ayakta tutuyor. Pekin, Husilerle teması sayesinde kendi gemilerine güvenlik koridoru açarken, batılı ülkeler yükselen navlun, sigorta ve enerji maliyetleriyle uğraşmakta. Bu aşamada maliyet Washington'a, stratejik getiri Pekin'e yazılıyor gözüküyor.
Çin'in hedefi net; ABD'yi İran, Körfez, Kızıldeniz ve Yemen'de sürekli kaynak harcayan bir güce dönüştürmek. Washington bölgeye daha fazla hava savunma sistemi, savaş gemisi ve mühimmat gönderdikçe, Pasifik'te Çin'i çevrelemek için ayıracağı kapasite daralıyor. Pekin'in hesabı ABD'nin Pasifik'e yönelmesini geciktirmek, ittifak sistemini yormak ve enerji damarlarındaki pazarlık gücünü büyütmek. ABD'nin içinde debelendiği Orta Doğu bataklığı, Çin'e Asya- Pasifik'te paha biçilemez bir stratejik zaman kazandırıyor.