Kerem Alkin
Kerem Alkin

Çin 100 yıllık ‘Sanayileşme Düzeni’ni kırdı

Dünya ekonomisinin yaklaşık yüz yıllık 'modern sanayileşme' hikayesinin görünmez bir kuralı vardı; zenginleşen ülke, emeğin pahalılaştığı sektörlerden çekilir; emek yoğun çalışan fabrikalar kalkınma merdiveninin bir alt basamağındaki ülkelere yönelir. 1970'lerde Japonya zenginleşirken, tekstil ve emek yoğun üretim Güney Kore ve Tayvan'a kaydı. Onlar zenginleşince sıra Çin'e ve Güneydoğu Asya'ya geldi. Çin'in ücretleri yükseldiğinde ise, bu defa Vietnam, Bangladeş, Endonezya'nın, ardından Hindistan ve Afrika'nın üretim zincirinde daha fazla yer aldığına şahit olduk.
İktisat literatüründe bu süreç 'Uçan Kazlar Modeli' olarak tanımlanmakta. Öndeki kaz yükselirken arkadakine alan açıyor. Fabrikayla birlikte sermaye, teknoloji, ihracat geliri, yetişmiş işgücü ve nihayetinde refah da ülkeden ülkeye taşınıyor; du. Çin, hegemonik üretim anlayışı ile, 100 yıllık bu modern sanayileşme düzenini kırdı. Çin zenginleşti, ancak üretim merdiveninin alt basamaklarını terk etmedi.
Tekstil, ayakkabı, oyuncak ve mobilyayı üretmeye devam ederken elektrikli otomobile, bataryaya, güneş paneline, hızlı trene, robotiğe, yarı iletkenlere ve yapay zekaya da girdi. Pekin'in tercihi bilinçli. Başkan Şi yönetimi geleneksel sektörleri 'düşük seviye sanayiler' olarak değerlendirip, terk edilemeyeceğini açıkça ortaya koydu. Amaç, bu sektörleri kapatmak yerine teknoloji, dijitalleşme ve otomasyonla farklı bir yapıya dönüştürmekti.
Çin'in küresel boyuttaki bu üretim ve ihracat iddiasını 'tam spektrumlu sanayi egemenliği' olarak tanımladığımızda. yeni bir modelin ortaya çıktığına şahit oluyoruz. Çin karşılaştırmalı üstünlüğünü kaybettiği sektörlerden çekilmek yerine, devlet desteği, devasa ölçek ekonomisi, otomasyon, ucuz finansman, lojistik altyapı ve dünyanın en bütünleşmiş tedarik ekosistemlerinden birisi sayesinde, rekabet üstünlüğünü adeta yeniden üretiyor.
Rakamlar çarpıcı. Çin'in dünya imalat sanayi katma değerindeki payı, 1990'da yüzde 3'e bile ulaşmazken, bugün yüzde 30'lara dayanmış durumda. Çin artık kendisinden sonra dünya sıralamasında gelen birkaç büyük sanayi ekonomisinin toplamıyla tek başına yarışacak ölçüde devasa bir üretim kapasitesine sahip. İşte küresel şok ta burada başlıyor. ABD ve Avrupa açısından sorun Çin'in artık yalnızca ucuz tüketim malları üretmesi değil. Çin, Batı'nın üstün olduğu otomotiv, makine, enerji teknolojileri ve giderek daha ileri teknoloji alanlarında doğrudan rakip haline gelmekte.
Avrupa açısından tablo özellikle daha da ağır. Çin bir zamanlar Alman makinelerinin bir numaralı müşterisiydi. Bugün ise, olağanüstü bir hızda, imalat sanayinin nedeneyse her alanında giderek kendi makinelerini, otomobillerini ve teknolojisini üreten bir Çin'le karşı karşıyayız. Avrupa'nın derinleşen rekabet gücü problemi ile Çin'in yükselişi artık birbirinden bağımsız okunabilecek başlıklar değil.
Fakat meselenin diğer yarısı Küresel Güney Ülkeleri. Çünkü Çin üretim merdiveninin alt basamaklarını boşaltmayarak, Vietnam'dan Hindistan'a, Afrika'dan Latin Amerika'ya kadar gelişmekte olan ülkelerin sanayileşme alanını daraltıyor. Çin'in 'üretim hegemonyası' 'ucuz işgücü' kavramının olası avantajını da zayıflatıyor. Çinli fabrikanın arkasında düşük ücret değil; robot, devasa ölçek, liman, tedarikçi ağı, teknoloji, ucuz finansman ve devlet kapasitesinin oluşturduğu bütün bir sanayi ekosistemi bulunuyor.
Bu nedenle Çin'in yükselişi paradoksal biçimde, Küresel Güney'in sanayileşme motivasyonunu da zayıflatabilecek bir risk oluşturuyor. Bu nedenle, belki de Başkan Trump'ın Çin konusunda yıllardır ısrar ettiği temel noktanın hakkını teslim etmek gerekiyor. Trump hiçbir zaman Çin meselesini salt ticaret açığı olarak görmedi. Amerikan üretim kapasitesinin kaybını milli güç sorunu olarak okudu. Tarifeler, yerli üretimin desteklenmesi, kritik tedarik zincirlerinin geri getirilmesi ve Çin'in stratejik sektörlerdeki hakimiyetinin kırılması arayışı bu yaklaşımın parçaları oldu.
Dünya şimdi çok daha büyük bir 'Çin Şoku' ile karşı karşıya. İlk Çin şoku tekstil, oyuncak, ayakkabı ve basit tüketim malları üzerinden geldi. Yeni Çin şoku ise. elektrikli araç, batarya, güneş teknolojileri, makine, robotik ve giderek ileri teknoloji üzerinden geliyor. Birincisi Batı'daki düşük katma değerli işleri vurmuştu. İkincisi ise, sanayi ekonomilerinin teknolojik kalbine adeta saldırı niteliğinde. Önümüzdeki dönemin temel sorusu, 'Çin'in bırakmadığı sanayileşme alanında, dünyanın geri kalanı dirençli olabilmek için nasıl işbirliği oluşturmalı' olacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin