ABD'nin son dönemde Venezuela, İran ve Rusya ekseninde izlediği ham petrol stratejisi, yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel güç dengelerini de doğrudan etkileyen bir jeoekonomik manevraya dönüşmüş durumda. Washington, bir yandan petrol arzını ve fiyatlarını yönetmeyi, diğer yandan ise bu üç ülkeden önemli miktarda petrol temin eden Çin'i sıkıştırmayı hedefleyen çok katmanlı bir baskı politikası izliyor. Ancak bu stratejinin sahadaki etkileri, hedeflenen sonuçlarla ortaya çıkan sonuçlar arasında belirgin bir gerilim ve hatta çelişki üretmeye şimdiden başlamış görünüyor.
ABD'nin Venezuela üzerindeki baskıyı artırarak ülkenin devasa petrol rezervleri üzerindeki kontrolü fiilen ele geçirme arayışı, ilk bakışta arz güvenliğini ve fiyatistikrarını sağlamaya yönelik rasyonel bir hamle gibi okunabilir. Venezuela petrolünün ABD sistemine daha yoğun entegre edilmesi, hem Çin'in bu kaynağa erişimini sınırlayacak, hem de petrol piyasasında Washington'a manevra alanı açacaktır. Bu açıdan bakıldığında, ABD, petrolü klasik bir emtia olmaktan çıkarıp stratejik bir araç olarak yeniden devreye almaktadır.
İran'a yönelik çizilen sert çerçeve de bu yaklaşımın devamı olarak gözükmekte. İran'la ticaret yapan ülkelere, özellikle Çin'e, yüzde25 ek gümrük vergisi tehdidi yöneltilmesi; Tahran'ın enerji gelirlerini kısmayı ve Çin'in ucuz tedarik kanallarını daraltmayı amaçlamakta. Trump Yönetimi bu yolla, hem İran'ı masaya çekmeyi hem de Pekin'i enerji alanında daha pahalı ve daha sınırlıseçeneklere yönlendirmeyi hedeflemekte.
Ancak, bu iki hamlenin birlikte oluşturduğu etki, beklenenin aksine Rusya'nın tedarikçirolünü görece güçlendiren bir sonuç da üretmekte. İran ve Venezuela üzerindeki baskılar arttıkça, gerek bu iki ülke, gerekse de Çin ve Hindistan gibi yüksek ham petrol ithalatı gerçekleştiren ülkeler Rusya ile dahaderin enerji, finans ve lojistik iş birliklerine yönelecektir. Bilhassa Çin, bu koşullarda Rus petrolüne daha daha da yaslanacak hale gelmekte. Böylece, ABD'nin rakiplerini zayıflatma amacıyla başlattığı strateji, dolaylı olarak Moskova'nın enerji diplomasisinde yeni bir alan kazanmasına imkan tanıyacak gibi gözüküyor.
Bu noktada ortaya çıkan çelişkiyi iyi okuyalım; ABD bir yandan Rusya'nın petrol gelirlerini kısıtlayarak Putin'i Ukrayna Savaşı'nı sona erdirmeye zorlamak istemekte; diğer yandan ise uyguladığı yaptırımlar ve baskılar yoluyla Rusya'yı Çin ve küresel Güney için daha vazgeçilmez bir tedarikçi konumuna itmekte. Yani strateji, aynı anda hem Rusya'yı sıkıştırmayı, hem de onu jeoekonomik olarak merkezileştirmeyi besleyen ikizıt sonuç üretmekte.
Bu durum Avrupa ve Birleşik Krallık'ta da ciddi bir rahatsızlığa sebep olmakta. Çünkü ABD'nin enerji üzerinden oluşturduğu gerilimler, Orta Doğu'yu ve Latin Amerika'yı daha kırılgan hale getirirken, Avrupa'nın enerji güvenliği, enflasyon görünümü ve göç baskısı açısından riskleri dekatlamakta. Ayrıca Trump Yönetimi'nin hamlelerinin Rusya'yı köşeye sıkıştırmaktan ziyade, Çin ve küresel Güney ile dahaderin bir stratejik bütünleşmeye ittiği algısı, Avrupa başkentlerinde dikkatle izlenmekte. ABD'nin petrol stratejisi kısa vadede baskı üretme kapasitesine sahip olsa da, orta ve uzun vadede karmaşık ve çelişkili etkiler doğurablir. Rakipleri zayıflatmak isterken onları birbirine yaklaştırma, Çin'i sıkıştırırken alternatif sistemleri hızlandırma ve Rusya'yı sınırlamak isterken jeoekonomikrolünü yeniden güçlendirme riski Trump Yönetimi'nin petrol stratejisinin temelaçmazını oluşturuyor.
Bu nedenle asıl soru, ABD'nin petrolü birgüç aracı olarak kullanıp kullanmadığı değil;bu aracın küresel sistemde ne tür ikincil dalgalanmalaroluşturduğudur. Bugün görünen,petrol üzerinden kurulan baskı mimarisinintek yönlü bir hakimiyet üretmektençok, çok merkezli ve daha karmaşık bir enerji-jeopolitik düzeni hızlandırdığıdır. Buda 'ters tepme' ihtimalini, basit bir eleştiriolmaktan çıkarıp ciddiyetle tartışılması gerekenbir stratejik soruya dönüştürmektedir.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.