Soykırımcılar Kaldığı Yerden!
İsrail'deki seçim sonuçlarını belki de tam olarak yorumlamadan önce seçimin kimle kim arasında olduğuna bakmalı, neyin seçildiğini ona göre analiz etmeliyiz.
Kuvvetli adaylardan ikisi de siyonist…
İşgali, hukuksuzluğu, katliamı, öldürmeyi şiar edinmiş kişiler…
Bir yanda Netanyahu, diğer yanda Eisenkot.
Tabii bunun yanında Smotrich, Ben-Gvir gibi azılı katiller de vardı.
Seçimin kazananı Netanyahu, kaybedeni Eisenkot.
Tam tersi de olabilirdi. Netanyahu kaybedip diğeri kazanabilirdi. Hatta tahminler bu yöndeydi.
Gazze'deki soykırımın, Batı Şeria'daki katliamların ve işgallerin siyasi sorumluluğunu taşıyan Netanyahu…
Diğer tarafta ise yıllarca İsrail ordusunun en üst kademesinde görev yapmış, Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturmuş, İsrail'in Filistin'de ve bölgedeki askeri operasyonlarını yönetmiş Eisenkot.
Yani Netanyahu'nun karşısında Filistin'e özgürlük vadeden, işgale son vereceğini söyleyen, İsrail'in savaş politikalarını reddeden bir isim yoktu.
Eisenkot, İsrail'in işgal politikalarına karşı bir alternatif değildi.
Netanyahu'nun karşısında başka bir İsrail, başka bir siyaset, başka bir gelecek önermiyordu.
Aralarındaki temel mücadele, işgalin sona erdirilmesi değil;
Savaşın nasıl yürütüleceği, nasıl kazanılacağı ve İsrail'in işgal hedeflerine nasıl ulaşacağı üzerineydi.
Seçim yarışları, her ikisi için de kimin daha çok öldüreceği, kimin daha çok işgal edeceği üzerine kuruluydu.
Gazze, Filistin, Suriye, Lübnan, İran ve diğer işgal planlarının sürdüğü coğrafyalar…
Biri diğerini savaşı kazanamamakla suçluyor, diğeri öbürünü…
Zaten kimse üzülmüyor Netanyahu kaldı diye ya da sevinmiyor.
Soykırım, katliam ve işgal kaldığı yerden devam.
****
Ama bu seçim bize bir şeyi daha hatırlattı.
O da bu katil sürüsünün ne kadar destekçisi olduğu…
Elbette ki arada masumlar vardır. Savaş istemeyen, Gazze'ye, Filistin'e özgürlük isteyen İsrailliler de vardır.
Ama görünen o ki istemeyen oldukça fazla.
Soykırım sürmeli, savaşlar devam etmeli, işgaller daha da artmalı, siyonizm dünyaya yayılmalıdır diyen milyonlarca İsrailli var.
Esas tehlike de zaten bu!.
Dünyanın görmezden geldiği, insanların hâlâ iyi niyetle bir şeyler söyleyebildiği ama niyetlerini kaybettiği acı ve büyük bir tablo var.
Hem de çok tehlikeli bir tablo.
İnsanlığı bekleyen…
Netanyahu'dan, ben-Gvir'den daha tehlikeli!
***
Ve gelelim diğerlerine…
Yani İsrail'in eski- yeni müttefiklerine.
Sanırım isimlerini tek tek saymaya gerek yok.
Zaten anmaya da gerek yok.
Sadece bilelim yeter.
Çünkü bu soykırımın, katliamların ve işgallerin devam etmesini sağlayanlar yalnızca İsrail'deki siyasi iradeden ibaret değil.
Bu politikaların arkasında duran, destekleyen, görmezden gelen ve her defasında İsrail'e yeni hareket alanı açan başka ülkeler ve yönetimler de var.
Bir tarafta insan hakları, özgürlükler, demokrasi nutukları atanlar; diğer tarafta bütün bunların ayaklar altına alınmasına siyasi, diplomatik ve askeri destek verenler…
Yani bir kez daha yüksek ve gür bir sesle:
"İşte Batı'nın gerçek yüzü!" deme zamanı.
O yüzden daha iyi anlamak lazım Mekke İttifakı'nı, Bedir Mutabakatı'nı.
***
Velhasıl…
İsrail'de sandıktan kimin çıktığı kadar, o sandığın ortaya koyduğu iradeye dünyanın nasıl karşılık vereceği de önemli.
Çünkü mesele artık yalnızca İsrail'in seçimleri değil.
Mesele, insanlığın kendi değerleriyle yüzleşip yüzleşemeyeceği.
biliyor ve inanıyoruz ki insanlık kazanacak
İyiler kazanacak