Ulaşım sorunsalları
Okullar açıldı, hayırlı olsun.
Ama bu aynı zamanda büyükşehirlerde ne demek, hepimiz gayet yakından biliyoruz:
Trafik…
Keşmekeş…
Vakit, nakit ve sıhhat kaybı…
Maalesef böyle zamanlar başladığında ulaşım, ulaşamamaya dönüyor.
Malum, trafikte olan araç sayısı hemen her geçen gün artıyor.
Bazı istatistikler, veriler Avrupa modelleri ile karşılaştırılsa da aramızda temel bir fark var aslında.
Onlarda oluşan trafik çoğunlukla zaruret iken, bizde araç kullanımı keyfiyet.
Sıfır lüks sayılabilecek araç satışlarındaki artışın Ekonomik yorumlarla zıt oranda olması başka şekilde açıklanamaz sanırım.
Ama sonuçta öyle ya da böyle bir vaka var ortada.
Bunun için de insanlar, seçerek başlarına getirdikleri belediyelerden şehir içi ulaşım için çözüm bekliyorlar.
Ya yeni yollar yapılacak…
Ya da bireysel araç keyfiyetini göz ardı edebilecek toplu ulaşım alternatifleri sunulacak.
Ama yok.
Olmayınca olmuyor işte.
Ya yapmıyorlar, ya yapamıyorlar.
Olan da vatandaşa oluyor.
Bugün İstanbul ve Ankara gibi Türkiye'nin iki büyük şehrinin hali ortada.
Artık şikâyet bile etmiyoruz.
Çünkü hayatımızın bir standardı haline geldi trafik.
Toplu taşımada da bireysel araçta da aynı yere çıkıyor seçenek.
"Tercih Senin", diyor birileri:
Ya eziyet, ya eziyet…
*****
Gelelim diğer bir konuya…
Trafikteki zaman kaybı ve yakıt tasarrufu konusunda biraz ileri gidenler, tercihlerini artık motosikletten yana kullanmaya başladılar.
Sayıları her geçen gün artıyor.
Ama maalesef onlarla birlikte artan başka bir şey daha var.
Ölümlü kaza oranları..
Hepsini kastetmiyoruz ama kural ihlali denilince başı çekmekteler.
Biz değil, araştırmalar böyle söylüyor.
Ya kaldırımdan giderler…
Ya kasksız seyrederler…
Ya birden önümüze direksiyonu kırıp sağdan ya da soldan geçiverirler.
Durum bu.
Tüm haberlere, kesilen cezalara rağmen de bu kural ihlallerine ve meydan okumalara devam etmekteler.
Caydırıcı cezalar elbette olmalı..
Ama bu işe toplumsal olarak bir çözüm bulunmalı.
****
"Kredi Kartı Komisyonu sorunu" şimdi de dolmuşlarda baş gösterecek gibi..
Malum, otobüs ve taksilerden sonra artık dolmuşlarla da kredi kartıyla ödeme yapılabilecek.
Şimdilik İstanbul'da birkaç pilot ilçede başladı.
Ama yakında her dolmuşta geçerli olacak gibi.
Dikkatinizi çektimi bilmiyorum ama yüzde 7 gibi bir komisyondan bahsediliyor normal yolcu ücretinin dışında.
Malum, minibüsler şehir içi toplu ulaşımda en önemli araçlardan biri.
Kısa ya da uzun mesafe ciddi bir yolcu taşımacılığı yapıyorlar.
Yani tartışma giderek büyüyebilir
Sorun görmezden gelinemeyeceği gibi standart haline de gelmemesi gerekiyor.
Onun için kamu yararına çözümler ortaya konulabilir.
Mesela:.
Özellikle kamu bankaları, dolmuşlarda, minibüslerde, otobüslerde ve taksilerde, hatta küçük işletmelerde komisyon oranlarının düşük tutabilir.
Hem kullanım yaygınlaşır.
Hem esnafla vatandaş arasındaki tartışmalara daha az şahit olur.
Hem de nakit kullanımının da azaldığı şu dönemde kayıt dışılığın da ciddi oranda önüne geçilmiş olunur.
Yani:
Hem devlet kazanır, hem millet.
*****