Tahir İnan
Tahir İnan

Doğu-Batı Denkleminden Çıkmak

Dünyada bugün şöyle bir diplomasi düzeni var.
Doğu ve Batı…
Bir tarafla konuşan, diğer tarafla konuşamıyor.
Bir ülkeyi müttefik ilan eden, karşısındakini düşman görüyor.
Krizlere çözüm aramak yerine, çoğu zaman krizlerin oluşturduğu yeni dengelerden çıkar devşiriliyor.
Türkiye ise tam bu noktada farklı bir yerde duruyor.
Devletler arası ilişkiler elbette karşılıklı çıkarları gözetir.
Ama Türkiye'nin dış politikasını yalnızca "Bu ülkeden ne kazanırım?" hesabıyla açıklamak eksik kalır.
Asıl fark burada:
Türkiye, kendi çıkarını gözetirken karşısındaki ülkenin de ayakta kalmasını, kalkınmasını ve toprak bütünlüğünü korumasını istiyor.
Bunun örnekleri çok.
Azerbaycan ile olan ilişkilerimiz malum.
Ama Ermenistan'ın bile bugün geldiği nokta, Türkiye ile iyi ilişkilerin seçim kazandırır hâle geldiğini gösteriyor.
Ukrayna'da savaşın tarafı olmadık.
Rusya'yla da konuştuk, Ukrayna'yla da.
Tahıl anlaşmasından esir takasına kadar birçok başlıkta iki taraf arasında diplomatik kanal açtık.
Libya'da tablo daha da çarpıcı.
Ülke, doğu ve batı arasında parçalanmanın eşiğine gelmişken her iki tarafın bir araya gelmesi Türkiye sayesinde an meselesi.
Somali'de ise Türkiye'nin yaklaşımı yalnızca güvenlikten ibaret değil.
Herkes sömürme ve parçalama derdindeyken Türkiye oradaydı.
Somali ile Etiyopya arasında savaş ihtimali yükseldiğinde de Ankara devreye girdi.
Balkanlar'da, Irak'ta, Suriye'de, hatta ve hatta Filipinler'de de benzer bir diplomasi anlayışının farklı örneklerini gördü dünya.
Filistin'de Türkiye'nin çizgisi ise savaşın ilk günlerinden itibaren değişmedi.
****
Şöyle düşünebilirsiniz:
"Tamam, her yerde Türkiye var ama…"
Bütün bunlar Türkiye'nin her krizi çözdüğü anlamına gelmiyor.
Zaten mesele de bu değil.
Mesele, krizlere hangi pencereden baktığınız.
Bugün güç dediğimiz küresel aktörlerin çoğu, oluşan krizden nüfuz alanı çıkarmaya çalışıyor.
İlk önceliği ya silah sanayisiyle ya da enerji lobisiyle o ülkeye ayak basmakta buluyor.
Türkiye ise tam tersi.
İnsani ve hukuki bir vizyonla krizden çıkış yolu arıyor.
Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır dile getirdiği "Daha adil bir dünya" anlayışının dış politikadaki karşılığı da burada ortaya çıkıyor.
Türkiye'nin en büyük diplomatik avantajı belki de bu.
Çözüm mekanizması olması gereken kurumların etkisiz kaldığı, uluslararası hukukun yok sayıldığı, çifte standartlı Batı anlayışına karşı yeni bir soluk, yeni bir dil, yeni bir anlayış…
Örnekler hem sahada hem de masada…
Adına ister denge politikası deyin, ister stratejik özerklik…
Daha adil bir dünya bu şartlarda imkânsız mı?
Asla!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin