Yeni hülyalar, yeni haritalar mı?
Gazze…
Filistin…
İran…
Suriye…
Irak…
Lübnan…
Şimdi ise…
Ermenistan…
Bosna…
Güney Kıbrıs…
Somali…
Hepsi ayrı başlıklar gibi görünüyor olabilir.
Ama hiçbiri birbirinden tamamen bağımsız değil.
İlk olarak aklınıza ABD geliyor değil mi?
Ama hayır değil.
Hepsinin ortak noktası:İsrail!
Devletlerin cephedeki savaşlarına alışkınız… Mevzilerine ,yöntemlerine… Mesela Rusya-Ukrayna.
Ama siyonist İsrail'de durum başka.
Hukuk, etik, ahlak, insanlık, vicdan yok.
Kuralları yok.
Soykırım mübah onlar için.
Bebek öldürmek, çocuk bombalamak, kadın katletmek…
Savaşın kuralları yok yani.
Gazze, Lübnan, Suriye, İran' da bunu yaptı yapmaya devam ediyor.
Ama başka bir mahareti daha var.
***
Dersini kimden aldığı malum.
Savaşmadan, işgal etmeden önce alan inşa ediyor.
Nasıl peki?
Satın alarak, fitne yayarak, ajanlarını sahaya sürerek, toplumsal dinamikleri çatıştırarak…
Açılışta saydığım yeni ülkeler işte bunun için.
Dikkatinizi çekmiştir.
GKRY, Yunanistan malum zaten.
Güney Kıbrıs'ta askerî iş birlikleri, Yunanistan ile derinleşen ortaklığı…
Türkiye korkusu öyle bir hal almışki bu topraklarda İsrail ne derse "ağam,paşam" kabul ediyorlar.
Vakti geldiğinde dank edecek ama umarız komşu için iş işten geçmiş olmaz.
Bir Rum siyasetçinin geçtiğimiz günlerde sarf ettiği sözleri feryat niteliğindeydi:
"Farkında mısınız? Topraklarımız adım adım İsrail tarafından işgal ediliyor"
Ama asıl dikkat çekmek istediğim 2 ülke Bosna-Hersek ve Ermenistan.
İsrail dediğimiz ülke yıllardan beri Holokost üzerinden Antisemitizmi silah olarak kullandı.
Batı'da yıllarca bunun borcunu ödeyip durdu.
Hatta öyle bir hal aldı ki Nazilerin yaptıkları dünyada diğer tüm kirli tarihin üzerine örttü.
İşlerine de geldi bu durum bazı Avrupa devletlerinin.
İsrail'e göre tek soykırım onlara yapıldı.
İşte bu yüzden bugün bu iki ülkede dikkat çekici:
Bir yanda Bosna'da soykırıma girişken Sırp milliyetçiler ile temas halinde ,
Diğer yanda Ermenistan'ı sözde soykırım üzerinden yanlarına çekme derdinde.
Neden diye sormak bile abes kaçar.
Açık bir yanıtı var çünkü.
Türkiye.
Türkiye'nin etki alanındaki coğrafyalarda diplomatik ve güvenlik hamleleriyle fitneyi yeniden ateşlemek istiyor.
Ayrılıkçı Sırp siyasetçilerle kurulan temaslarla, sahayı eline almayı…
Türkiye ile iyi ilişkiler kuracak politikalarıyla seçim kazanan Başbakan Paşinyan karşısında Ermeni milliyetçilerini hareketlendirecek yeni savaş alanları yaratmayı amaçlıyor..
Suriye'de Dürziler üzerinden yapılan açıklamalar…
Afrika Boynuzu'nda Somaliland'ın tanınması…
Bunları haritayı önümüze alarak dikkatle incelediğimizde yapılması amaçlanan stratejiyi net olarak görürüz..
Balkanlar…Doğu Akdeniz…Kafkasya…Afrika Boynuzu…
Bunların tamamı Türkiye'nin tarihî, kültürel ve stratejik ilgi alanıdır.
Tesadüf mü?
Belki. Ama o kadar da masum değil.
Türkçede güzel bir söz vardır:
"Sinek küçüktür ama mide bulandırır."
Hayır…
Türkiye'nin midesini bulandırabilecek bir güçten söz etmiyoruz.
Bunu kendileri de biliyor.
Hiç kimse Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmenin bedelini hesaplamadan adım atmaz.
Öyleyse amaç nedir?
Türkiye'yi doğrudan hedef almak değilse..
Türkiye'nin etki alanındaki ülkelerin gündemini değiştirmek…
Yeni toparlanmaya çalışan devletleri kendi iç meseleleriyle meşgul etmek…
Etnik ayrılıkları kaşımak…
Mezhepsel fay hatlarını canlı tutmak…
Siyasi krizleri derinleştirmek…
Çünkü biliyorlar ki huzursuz bir coğrafya, Türkiye'nin enerjisinin önemli bir bölümünü doğal olarak bu bölgelere yöneltecektir.
Fakat burada gözden kaçan çok önemli bir gerçek var.
İsrail artık yalnız!
Hem de yapayalnız.
İsrail bugün belki de olmayan tarihinin en büyük meşruiyet krizini yaşıyor.
Gazze'de akan kan…
Bombalanan hastaneler…
Öldürülen çocuklar…
Açlığa mahkûm edilen insanlar…
Bunların hiçbiri artık dünyanın vicdanından saklanamıyor.
Belki askerî üstünlüğü var…
Belki teknoloji üstünlüğü var…
Ama ahlaki üstünlüğünü çoktan kaybetti.
İşte bu yüzden yeni alanlar arıyor.
Yeni ortaklar…
Yeni fay hatları…
Yeni hesaplar…
Fakat unuttukları bir gerçek var.
Türkiye'nin etkisi sadece askerî gücünden ibaret değil!
Türkiye; Bosna'da bir hatıradır.
Filistin'de bir umut.
Kafkasya'da bir denge.
Afrika'da bir ortaktır.
Türk dünyasında ise bir merkezdir.
Tüm bu bağlar masa başında kurulmadı.
Dolayısıyla masa başında da bozulmaz.
Çünkü bu coğrafyanın hafızası vardır.
Ve o hafıza, günübirlik hesaplardan çok daha güçlüdür.
Türkiye'nin etrafında yeni denklemler kurulabilir.
Ama Türkiye'yi kendi coğrafyasından, tarihinden ve gönül coğrafyasından koparacak bir denklem kurmak…
İşte o, bugüne kadar mümkün olmadı.
Bundan sonra da olmayacak…