Tahir İnan
Tahir İnan

Hafızayı Kaybetmek!

Dijital tehlike, en önemli gündem başlığımız…
Özellikle sosyal medyanın, oyunların çocuklarımıza yönelik tehditleri…
Ama büyük bir tehlike boyutu daha var: Dijital hafıza!
Daha önce belki çok değindik bu konuya, ama üzerinde ısrarla durmakta fayda var.

İnsan, hayatı boyunca öğrenir.
Yaşayarak, okuyarak, öğrenerek, izleyerek, duyarak, görerek, gezerek… Şahit olur ve aktarır.
Yeri gelir, zihnimizde biriktirdiklerimizle analiz yapar; hatta fikir beyan edebilmek için tezler oluşturur. Yeri geldiğinde o tezlerle düşüncelerimizi savunuruz.
Eleştirir, tartışır, hatta yeri geldiğinde kavga ederiz.
Bazen acı tecrübeler, bazen de sağlam iradeler ortaya çıkar bu durumdan.
****
Tarih, sanat ve kültür birikimi en büyük devletlerden olmamıza karşın; kabul ederiz ki toplum olarak konuşmayı en çok sevdiğimiz iki şey var: Politika ve futbol.
Hafızamız bu konularda oldukça kuvvetli.
Yakın siyasi tarihimizde yaşananlara baktığımızda da hepimizin acı bir tecrübesi var.
Sağ-sol, Türk-Kürt, Sünni-Alevi vb. ayrışmalar üzerinden ekilen fitne tohumları;
27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007, 15 Temmuz 2016 tarihlerinde yaşatılan darbeler ve muhtıralar;
ASALA, DEAŞ, PKK/YPG, DHKP-C vb. terör örgütlerinin yaşattığı acılar…
Ve çevremiz: Balkanlar'dan Kafkasya'ya, kuzeyimizden güneyimize… Hep bir savaş, hep bir kriz, hep bir kaos…
Hepsini yakından hissettik, yakından ilgilendik.
Yaşayabildiklerimizi, dokunabildiklerimizi, kuyabildiklerimizi hafızamıza kaydettik… Peki ya diğerleri?

Mesela Gazze…
Orada yaşananları onlardan başka kimse anlayamaz, tabii.
Ama birilerinin haberdar olması, empati kurması, onlara umut olması gerekiyor.
Uluslararası hukuk ayaklar altına alınsa da, insanlığın ve vicdanların hâlâ var olduğunu haykırması gerekiyor.
Bu meselenin 7 Ekim'den ibaret olmadığını anlatması gerekiyor. Terör devletinin 100 yıla yakın bir süredir işgal ve soykırım yaptığını anlatması gerekiyor.
İşte bunun için en temel ihtiyaç: Hafıza.
Ama dünya artık eskisi gibi değil. Dedik ya, dijitalleşen dünyada hafızamızı da dijitalleştirdik. Arşivlerimiz bile dijital; okuduklarımız, izlediklerimiz, dinlediklerimiz…
Dijital medya, sosyal paylaşım platformları, dijital ansiklopediler…
Ve dijital dünyada tüm tuşlar neredeyse onların elinde — soykırımı yapanların ve buna ortak olanların!

Gazzeliler bir açık hava hapishanesinde tutulurken, insanlık dijital hapishanede…
O bebeklerin, çocukların, kadınların, yaşlıların, masumların yaşadıkları teker teker silinmeye başlandı bile.
Bir nesil sonrası, dijital dünyada bu acılara ve hukuksuzluklara belki hiç rastlamayacak.

Dijital dünyayı onların elinden kısa vadede kurtaramayacağımız malum.
O hâlde ne yapacağız?
Belki teknolojinin böylesine geliştiği bir dünyada gerici gelebilir;
Ama Gazze gibi gerçekler için
* Tuşlardan biraz elimizi çekip kaleme sarılacağız.
* Gözlerimizi ekranlara değil, yeniden kitap sayfalarında yoracağız.
* Düşüncelerimizi, hissettiklerimizi ses kayıtlarından ve mesajlardan ziyade kulaklara bizzat duyuracağız.
* #Etiketlerde olduğu gibi meydanlarda buluşacağız.
* Çocuklarımıza, arkadaşlarımıza dram efektli "story"ler değil, gerçekleri paylaşacağız.

Belki çok takipçi kazanmayacağız bu yöntemle; ama insanlığımızı kurtaracağız.
Gazze'yi, Filistin'i unutmayacağız, unutturmayacağız!


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin