Kral Da Geldiyse…
Donald Trump'ın bir can simidine ihtiyacı olduğu açık.
Ama bu, sıradan bir çıkış yolu değil; adeta ateşten bir gömlek.
Bir yanda İsrail,
Bir yanda Avrupa,
Bir yanda Amerikan iç siyasetinin görünmeyen güç merkezleri…
Yani o meşhur Derin Amerika!
Kahraman olma iddiasıyla çıkılmış bir yolculuktu bu.
Ama daha en başında ağır bir kırılma yaşandı.
Bir kurşunla rotası değişen bir yolculuk oldu.
İntikam alacaktı.
Çin'i dengeleyecekti.
Savaşları bitirecekti.
Nobel ile taçlandırılacaktı.
"Barışın başkanı" olacaktı.
Amerika'yı yeniden büyük yapacaktı.
Ama olmadı.
…

İlk döneminde de tartışmalı ama cesur kararları vardı.
İsrail'e daha doğrusu Siyonist Yahudi lobiye yakın bir çizgideydi.
Avrupa ile ilişkiler zaman zaman gerilse de tamamen kopmamıştı.
Hataları da vardı, ancak sistem onu bir şekilde taşıdı ve dönem tamamlandı.
İkinci dönem ise aynı dengeyi kuramadı.
Ya da kurdurulmadı!
Peki ne oldu?
İsrail'le kurulan ilişki, müttefikliğin ötesine geçerek ana stratejiye dönüştü.
Avrupa ile hatta NATO ile bile ilişkiler kopma noktasına geldi.
Çin'in ekonomik ve teknolojik kat ettiği mesafeyi daraltamadı.
Kurucusu ve öncüsü olduğu Uluslararası sistemin değerlerini ayaklar altına aldı.
Ne Ukrayna'yı bitirebildi ne de başka bir savaşı.
Göstermelik şovlarla kısa bir süre hepsi rafa kaldırdı.
Gazze'de Lübnan'da İsrail işgalini ve katliamını durduramadı.
Yetmezmiş gibi…
Venezuela'nın seçişmiş liderini gözaltına aldı.
İran'a savaş açarak, rejimi devirmeye ülkeyi haritadan silmeye kalktı..
Tam bu rüyadan uyanacaktı ki hikaye başladığı yere uzandı.
Trump'lı ABD, Epstein'le sarsıldı.
İçeride ise siyasal ve hukuki baskılar arttı; karar alma süreçleri daraldı.
Joe Biden'ı eleştirdiği "akıl sağlığıyla" kendisi sınandı.
Senatoda azli bile tartışmaya açıldı.
Ve yola çıktıkları bir bir ondan uzaklaşmaya başladı.
…
Kral III. Charles Washington'da.

Birleşik Krallık ile ABD arasındaki ilişki, bir müttefiklikten öte; ortak bir stratejik akıldı.
Bu akıl varken, ABD genellikle daha öngörülebilir ve sonuç alıcı adımlar atardı.
Akıttığı kanın, işgal ettiği toprağın bile hesabını kitabını tutardı.
Kazanan hep Amerikaydı.
Hatta her ABD başkanın bir zafer pozunun arkasında bu ortaklık yatardı.
Ne zaman ki bu ittifak ve ortak akıl devre dışı bırakıldı ve İsrail öncelikleri küresel stratejinin önüne geçti…
İşte o hayalindeki zafer pozları Trump'ı kadrajına almadı.
İşler hiç yolunda gitmedi.
Hatta bir zamanların süper gücü özgürlükler ülkesi, bugün İsrail gibi istenmeyen bir ülke olarak anılmaya başlandı.
Tam da böyle bir dönemde Kral Charles'ın ABD ziyareti dikkat çekici.
Trump'ın ilhak edeceğim dediği Kanada'nın Kralından bahsediyoruz.
Unutmayalım ki..
Sembolik bir yapıda öte olan Britanya Monarşisi, diplomatik etki alanı üreten bir güç unsuru.
İngiltere'de bir avam kamerası var , bir de Lordlar kamerası
Bir Starmer'ın oturduğu başbakanlık, bir de Windsor hanedanlığı…
Belli ki 10 numaranın yapamadığı için Buckingham devrede…
Gerçi dünya için ne fark ediyor orası ayrı bir mesele
Şöyle bir geçmişte yaşatılanlara bakınca…
Al birini vur ötekine…
…