Tahir İnan

Tahir İnan

Hürmüz'den sızan sadece petrol değil

Giriş Tarihi:

Savaşlar artık eskisi gibi başlamıyor…

Ve eskisi gibi bitmiyor.

En net örneklerden biri: ABD–İsrail–İran hattında şekillenen son gerilim.

İlk bakışta bir enerji krizi gibi görünüyor.

Ama bu tablo, petrol fiyatlarının ötesinde bir kırılmaya işaret ediyor.

Çünkü Hürmüz'den sızan artık sadece petrol değil.

Bir savaş, yavaş yavaş Kızıldeniz'e akıyor.

Yemen… Somali… Sudan…

Sadece bu üç ülkeyi yan yana koymak bile, yaklaşan tablonun ne kadar büyük olduğunu anlamaya yetiyor.

Sıradan bir diplomasi değil.

Bu, cetvelle çizilmeye niyet edilmiş bir strateji.

Ve hedef: Coğrafya üzerinden güç üretmek.

En başından altını çizmekte fayda var.

En tehlikeli aktör İsrail.

Dünya Gazze'ye, Lübnan'a ve İran'a hatta Ortadoğuya kilitlenmişken, İsrail'in Afrika Boynuzu'nda attığı adımlar dikkat çekici biçimde hızlanıyor.

Ve onunla birlikte hareket eden birkaç ülkeyi de unutmamak gerekiyor…

*****

Somali…

Babülmendep Boğazı'nın kilit taşı.

Dünya deniz ticaretinin yaklaşık %10-12'si bu dar boğazdan geçiyor.

Enerji hatları…Konteyner rotaları…Askeri geçişler…

Somali Terör ve yoksulluktan çok çekti ama yükselişe çok yakın.

Hem askeri hem de enerji alanında Türkiye'nin desteği ile Kara Kıtaya umut veriyor.

Ama Somaliland konusu İsrail için çok değerli..

Amacı kırılgan yapıları kullanarak kalıcı bir kontrol alanı oluşturmak.

Ülkeyi bölerek Somaliland üzerinden kurulacak bir hâkimiyet sağlamak…

Çünkü bu geçidin güneyini kontrol eden, sadece bir limanı değil; akışı kontrol eder.

***

Yemen.

Burada yaşananlar sadece bir iç savaş değil.

Konumu elmas kadar değerli, ama toprağı acı deryası.

Husiler üzerinden İran açık bir aktör burada.

Suudi Arabistan – Birleşik Arap Emirlikleri hattı ayrı bir denklem

Her an her şeyin olabileceği bir kırılma alanı.

****

Sudan.

Ortada yalnızca bir iktidar savaşı yok.

Parçalanmaya çalışılan bir otorite…

Kontrolsüz kıyılar…

Dış aktörlerin sızdığı gri alanlar…

Zengin kaynaklara sahip bu ülke önce ikiye bölündü.

Şimdi ise daha derin bir parçalanma riskiyle karşı karşıya.

İsrail ve BAE başrolde…

****

Bugün buralarda yaşananlar aslında oynanan oyunların en net göstergesi.

Yeni haritalar, yeni planlar ve yeni tuzaklar…

Bir de Kızıldeniz'de bu büyük krizlerin ortasındaki diğer taşlar var.

Bölgenin en sessiz ana en kritik diğer üçlüsü…

Eritre… Cibuti… Etiyopya…

****

Eritre…

Uzun ama kontrolsüz kıyısı…

Takip edilmesi zor bir siyasi yapı…

Yıllar süren Etiyopya mücadelesi bitmiş gibi görünse de, gerilim hâlâ diri.

Dış aktörler için eşsiz bir alan.

****

Etiyopya…

Bölgenin en kalabalık ve en dinamik ülkesi. Ama bir eksiği var: Deniz.

Eritre'nin ayrılmasıyla kaybedilen bu erişim, bugün bir jeopolitik zorunluluğa dönüşmüş durumda.

Etiyopya güçlendikçe, Kızıldeniz'e ulaşma ihtiyacı daha da artıyor.

****

Ve Cibuti…

Küçük bir ülke. Ama devasa bir etki alanı.

Babülmendep'in kilidi.

Bu yüzden dünyanın en büyük askeri ve lojistik aktörleri burada: ABD… Çin… Fransa… İtalya… Japonya…BAE… Suudi Arabistan…

Ve dolaylı olarak daha niceleri…

****

Şimdi haritaya yeniden bakalım…

Hürmüz enerjinin kalbiyse… Babülmendep ticaretin.

Kuzeyde Süveyş. Güneyde Babülmendep.

Ortada ise bir hat: Sudan- Cibuti – Eritre – Etiyopya – Yemen – Somali…

Ve bu hattın dışında kalan ama oyunun kaderini belirleyecek iki ülke:

Suudi Arabistan ve Mısır.

Hürmüz'de riski görenler, Kızıldeniz'de pozisyon aldı bile.

Bu yüzden yeni satranç tahtası artık burası.

Ve bu oyunda sadece ABD ve İran yok.

İsrail sessizce yayılıyor.

Çin çoktan yerleşmiş durumda.

Avrupa hâlâ eski reflekslerle hareket ediyor.

Ama bu coğrafyanın insanı artık başka bir şey istiyor.

Kaynaklarının sömürülmesini değil…

Kendi kaderini tayin etmeyi.

Kendi gücüyle var olmayı.

Peki bu mümkün mü? Evet.

Ama şartları var:

Özgüven…Cesaret…Ve çıkarsız güçlü müttefikler.

***

Türkiye ise Artık sadece izleyen değil.

Sahada olan, temas kuran, yön veren bir aktör.

Ama çoğu zaman tek başına.

Eğer bu güç doğru okunursa…

Ve Suudi Arabistan ile Mısır gibi bölgenin büyük güçleri, sahayı ve masayı doğru analiz ederse…

Türkiye ile aynı hatta konumlanırlarsa…

Ortaya çıkacak tablo sadece bir denge değişimi olmaz.

19. ve 20. yüzyılın emperyal izleri silinebilir.

Yeni bir güç doğar.

———————-

Not:

Türkiye – Pakistan – Mısır – Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının İran başlığıyla bir araya gelmesi büyük yankı ve birilerinde de panik uyandırdı.

İyi okuyana iyi bir işaret!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin