İran'dan öte bir mesele...
İran…
Ortadoğu'da yaşanan kriz ve kaoslarda büyük payı olan masum sayılamayacak bir ülke.
Bugünlerdeki gündemi malum,
Küçük resme bakınca İran'da haftalardır yaşanılanları klasik bir ekonomik protesto ve özgürlük eylemleri şeklinde özetlemek mümkün.
Evet sokakta öfke Tahran'da panik var, ama unutulmamalı ki menüde de İran var.
O nedenle Tarih, politika ve dış etkenler hesap edilmeden yapılacak her yorum yalın kalır.
O halde biraz büyük resme odaklanalım.
Hiç kuşkusuz enflasyon, işsizlik, alım gücünün çöküşü İran'da ekonomik sorunları içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Burada yönetimin elbette hataları var ama ülke ekonomisini bu hale getiren ana etken ABD ambargoları ve yaptırımlar. Yani insanları sokaklara çağıranlarla sokağı hazırlayanlar aynı. Yoksa dünyanın en çok doğalgaz ve petrolüne, nükleer çalışmaları yürütecek mühendisliğine sahip olup da bu denli krizler içinde olmanın başka bir izahı olamaz.
Peki tarihte pek çok ülke de ekonomik kriz yaşanmasına, dikta rejimlerin başta olmasına ve demokrasi olmamasına rağmen neden tek hedef İran? Çünkü o ülkeler içinde İsrail ve ABD'nin çıkarlarıyla çatışıyor. ABD, kontrol edilebilir ve etkisiz bir yapı olarak görmek isterken, İsrail ise kendisi için varoluşsal bir tehdit olmaktan tamamen çıkmış devlet istiyor.
Bir nevi nüfuz ve çıkar çatışması. İran'ın yayılmacı "direniş ekseni" politikası işi bu noktaya getiren ana etkenlerden birisi olduğunu da unutmamak gerek.
Peki bir müdahale ya da rejim değişikliği her şey için çözüm mü?
Hayır.
Çok uluslu devletlerde olduğu gibi İran'da da süreç çok kötü senaryoları ortaya çıkarabilir. Irak'ta, Suriye'de, Libya'da denendi. Sonuç ortada.
Zira İran çok ulusluluğun yanı sıra Şia mezhebinin de liderliği konumunda…
Peki İran sokaklarına kimler çıktı?
Öncelikle sokakta geçinemeyen halk vardı. Kısa süre sonra aralarına özgürlük isteyen gençler katıldı. Çok geçmeden de rejim karşıtı, Pehlevi yanlısı, ayrılıkçı, terör yanlısı, etki ajanı kim varsa sokakta yer aldı.
Bu arada aynı sokaklarda her ne kadar isimleri çok anılmasa da; Halkın Mücahitleri gibi geçmişi kanlı yapılar, PJAK, PAK, KOMALA gibi ayrılıkçı örgütler de vardı.
Halkın haklı taleplerini bir rejim yıkımına, oradan da ülke bölünmesine taşımak isteyen aparatlar olarak sahadaydılar çünkü..
Ve olay artık İran'ın iç meselesi olmaktan çıktı.
****
Son dönemde Rıza Pehlevi'nin de yeniden vitrine çıkarılması tesadüf değil elbette.
Rejimi eleştirebilirsiniz, şah rejimini isteyebilirsiniz. Siyasi olarak bu görüşlere sahip olmak dile getirmek elbette suç değil. Ama işin ilginç yanı; otoriterlik ve bağnazlıkla eleştirilerek yıkılmak istenen rejimin yerine Pehlevi gibi birinin getirilmek istenilmesi.
Şu gerçeği hatırlamak gerekiyor: İran'ı 1979 devrimine götüren yolun taşlarını da Pehlevi hanedanı döşedi.
Otoriter modernleşme, halktan kopuk bir yönetim, inançlara baskı, Batı'ya sınırsız bağımlılık ve İsrail'le kurulan yakın ilişkiler..Bugün eleştirilen pek çok şeyin ilk örnekleri o dönemde yaşandı. Vaktiyle Pehlevi hanedanının ABD ile İsrail ile kurduğu derin ilişkiler, İran halkının hafızasında derin izler bıraktı. Bugün Rıza Pehlevi'nin İsrail'le yan yana verilen fotoğrafları, İran için "kurtuluş" değil, yeni bir vesayet korkusu doğuruyor. Düşününki ABD Başkanı Trump bile bu adama güvenmiyor.
****
Tüm bu gerçekler ışığında İran'ın karşısında 3 senaryo var:
- Rejimin devrilmesi ve demokrasiye geçiş
- Pehlevi'nin dönüşü ve monarşiye geçiş
- Reform ve nükleer anlaşma süreci
İlk 2 seçenek şu an için çok da mümkün görünmüyor. İsrail her ne kadar bunu diretse de ABD istemiyor. Bunun içinde İran'ı reform ve nükleer müzakereler için masaya zorluyor.
Aksi bir durum olursa asıl tehlike İran'ın parçalanması olacak .
Ayrılıkçı yapıların güç kazanması, kontrolsüz göç dalgalarını oluşturarak enerji ve ticaret hatlarının riske sokacak ve en önemlisi Türkiye sınırında yeni bir istikrarsızlık hattı meydana getirecek.
Batıda Kürtler, Güneyde Araplar, Doğu'da Beluclar fırsat kolluyorlar. Güney Azerbaycan bölgesindeki Türkleri ise unutmamak lazım. Nüfus ve güç anlamında en belirleyici aktör konumundalar.
Dış müdahale gibi bir felaket işin sadece bu kısmını doğurmayacak tabi. Bölgede uzun ve kanlı bir savaş ortamı oluşturacak.
Unutulmamalı ki bugün İran dini lideri Hamaney aynı zamanda Şii mezhebinin de lideri konumunda. İran'daki Devrim Muhafızları ve Besiclerin dışında Bu liderliğe bağlı Afganistan, Pakistan, Irak, Lübnan, Yemen başta olmak üzere pek çok ülkede milis olarak adlandırdığımız yüzbinlerce askeri var.
Rejimi yıkıma götürecek bir durumda yapılacak Cihat çağrısının etkisini varın siz düşünün…
*****
Velhasıl…
İran bugün kritik bir eşikte.
Bu eşik ya kontrollü bir dönüşüme, ya da kontrolsüz bir yıkıma açılacak.
Aksi durumda dış müdahalelerle şekillenecek bir İran, ne halkına huzur getirir ne de bölgeye istikrar.