Dedektiflerin delil mesaisi
Son günlerde faili meçhul dosyaların tekrar incelemeye alınması, sır perdesi olarak kalan cinayetlerinde aydınlatılması açısından önemli bir süreç olarak görülüyor. Bugün faili meçhul dosyaların aydınlatılmasında gerek soruşturma makamları gerek kolluk kuvvetlerinin ne kadar zorlu ve dikkat gerektiren bir mesai harcadıklarını anlatmaya çalışacağız. Peki faili meçhul dosya ne demek? Özetle bir asayiş olayının, cinayetin, kim ya da kimler tarafından işlendiğinin tespit edilememesi diyebiliriz.
Bir cinayet vakasında maktulün yakınlarının biraz olsun acılarının dinmesi için katil ya da katil zanlılarının hak ettikleri cezayı almaları açısından failin tespit edilip yargıya teslim edilmesi çok önemli. İşte suçlunun cezasız kalmaması ve dosyanın kapanması için gerek savcılık gerek polis, çok titiz bir soruşturma yürütüyor. Ancak bazı dosyalar da, bazen cinayetin gerçekleştiği yerin delil toplama açısından kısır olması, (güvenlik kamerası görgü tanığı gibi delil toplanacak alanın olmaması) bazen de failin ardında delil bırakmamak için ayrıntılı bir plan yapması. Bu gibi nedenlerden dolayı bazı dosyalar faili meçhul olarak rafta bekleyebiliyor.
Ancak polisiye olaylarda söylenen bir söz var, "kusursuz cinayet yoktur". Katil ya da katiller olay yerinde bir iz bırakır. İşte cinayet büro dedektifleri bu izi bulmak için günler haftalar hatta aylar süren bir takip yapıyorlar. Yine de bazı dosyalar yapılan tüm teknik ya da fiziki çalışmalara rağmen aydınlanmayabiliyor. İşte bu dosyalar zamanla faili meçhul olarak adlandırılıyor.
Son günlerde birçok faili meçhul dosyası raftan indirildi ve birçoğu çözüme kavuşturuldu. Ekipler faili meçhul dosyaların aydınlatılması için, yeniden raftan indirdiklerinde, öncelikle yeni gerçekleşmiş bir olay gibi mesaiye başlayıp dosyayı ele alıyor. O dönem maktulün en yakınlarından başlayıp en uzağında olan, ancak bir şekilde temas kurduğu herkes mercek altına alınıyor. Bu süreçte kimileriyle sohbet ediliyor, kimilerinin bilgisine başvuruluyor, kimileri ise şüpheli olarak takibe alınıyor. Tüm bunlar soruşturma makamlarının verdiği izinler çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Olayın gerçekleştiği dönemde teknolojinin yetersiz olduğu noktalar yeniden ele alınıyor. Bu HTS kayıtlarının geriye dönük incelenmesi ya da olay yerinde şüphelilere ait bir DNA örneği araması olabiliyor.
Teknolojik gelişmelerin gelişmesiyle faili meçhul dosyaların incelenmesinde dedektiflerin en önemli yardımcılarından biri de luminol inceleme yöntemi. Bu inceleme sayesinde olayın gerçekleştiği mekanda ortadan kaldırıldığı düşünülen izlere ya da ipuçlarına ulaşmak mümkün. Özellikle bir cinayet vakası üzerinde çalışılıyorsa, ateşli ya da kesici silahla işlenen cinayetin kan izleri, temizlenmiş olsa bile luminol incelemeyle o izlere ulaşılabiliyor. Duvarda, halıda ya da zemindeki izler bu teknikle tespit edilebiliyor. Öyle ki o izlerin kime ait olduğu hassas bir inceleme sonucunda ortaya çıkarılabiliyor. Toplanılan bütün deliller olayın gerçekleştiği dönem toplanan delillerle kıyaslanıyor. Alınan şüpheli ifadeleri yine o dönemdeki ifadelerle karşılaştırılıyor. Ve bu uzun çalışma sonucunda çelişki ya da yeni bir delil elde edilmesi halinde, hem soruşturmanın çemberi daraltılmış oluyor hem de fail ya da faillerin tespit edilmesi sağlanıyor.