Sanaldan sahte dünyaya…
Sanal dünya gerçekliğini ve güvenilirliğini gün geçtikçe yitirmeye başladı. Uzun zamandır konuşulan yapay zeka teknolojileri kullanım amacına göre hem faydalı hem de tehlikeli olabiliyor.
Meselenin özeti şu aslında, teknolojinin gelişmesiyle birlikte konfor alanı genişledikçe güvenlik riskleri de artabiliyor.
Sosyal medya insan yaşamının tam ortasında yer almaya devam ederken, artık bilgiye ulaşma ve eğlenceli vakit geçirme mecrası olmaktan çıktı. Yanıltıcı, yönlendirici ve doğru olmayan içeriklerin dayatıldığı bir mecra haline döndü maalesef.
Paylaşılan videoların gerçek olup olmadığı mutlaka sorgulanır hale geldi. Yapay zeka ile yüklenen videolar çoğu zaman gerçekmiş gibi itibar görüyor. Yukarı da dedik ya, konfor alanı genişledikçe güvenlik açıkları da artabiliyor. Yapay zeka videolarını gerçeğinden ayırmak neredeyse imkansız hale geliyor. Bu sayede paylaşılan videoların içeriğindeki kişi ya da kurumlar istenilen övgüye ya da tam tersi eleştiriye maruz bırakılabiliyor. Ya hak etmeyen değerinden fazla itibar görebiliyor, ya da kişi veya kurumlar linç kültürüne maruz bırakılabiliyor.
Gerçeklik algısının neredeyse tamamen ortadan kalktığı bir mecra ile karşı karşıyayız. Öylesine bir paranoya durumu hakim oldu ki, bazen gerçek kurum ya da kişilerin sahte hesap olup olmadığı, yanlış bilginin doğru gibi itibar gördüğü bir süreçten bahsediyoruz. Dünyanın her yerinde sosyal medya düzenlemeleri yapılsa da, bu devasa dijital dünyada iş çığırından çıkmış gibi görünüyor. Yapay zekaya verilen komutla gerçeğinden ayırt edilemeyen videoların üretilmesi, bot hesaplar oluşturulması, sahte fotoğraflar ve sahte hesaplar açılması…. İşte bunların hepsi ilk zamanlarda eğlence ve sosyalleşme platformları olarak hayatımıza giren sosyal medyayı bugün güvensizliğin merkezi haline getirmiş gibi görünüyor. Sosyal medya kullanıcılarının karşılarına çıkan bilgi ya da görselle ilgili akıllarına gelen ilk soru "gerçek mi sahte mi"


