NATO Zirvesi 22 yıl aradan sonra yeniden Türkiye'de
22 yıl aradan sonra NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi yeniden Türkiye'de düzenleniyor.
2004 İstanbul Zirvesi'nin ardından bu kez Ankara, 32 müttefik ülkenin liderlerini aynı masada buluşturuyor.
Bu tablo, yalnızca diplomatik bir organizasyon başarısı değil.
Türkiye'nin ittifak içindeki ağırlığının da göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Zirvenin en dikkat çeken yönlerinden biri ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın masadaki konumu oldu.
Erdoğan, görev süresi bakımından zirveye katılan NATO liderleri arasında en kıdemli isim olarak öne çıkıyor.
Bu durum, Türkiye'nin son yirmi yılına damga vuran dış politika tecrübesini de yansıtıyor.
Ankara'daki zirveye damgasını vuran gelişmelerden biri de ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yönelik açıklamalarıydı.
Trump, Erdoğan'ı "güçlü bir lider" olarak nitelendirirken, zirveye katılımında Türkiye'nin ev sahipliğinin ve Erdoğan'la ilişkilerinin önemli rol oynadığını söyledi.
"Erdoğan olmasa katılmazdım" dedi.
Trump, Türkiye'nin ittifak içindeki konumuna ve savunma alanındaki iş birliğine ilişkin de olumlu mesajlar verdi.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını söyledi. Özellikle bu adım Türkiye için hayati derecede önemli.
Ancak bu zirvenin asıl anlamı yalnızca liderlerin verdiği mesajlarla sınırlı değil.
Türkiye artık NATO'nun sadece doğu kanadını koruyan bir ülke değil.
Aynı zamanda ittifakın güvenlik mimarisine teknoloji üreten ülkelerinden de biri.
Bir dönem dışa bağımlılık üzerinden konuşulan Türk savunma sanayii bugün insansız hava araçlarından elektronik harp sistemlerine, akıllı mühimmatlardan deniz platformlarına kadar geniş bir yelpazede kendi çözümlerini geliştirebiliyor.
Kızılelma… Hürkuş…Anka… Bayraktar TB2…. liste uzayıp gidiyor.
Yerli ve millî üretim kapasitesi yalnızca Türkiye'nin güvenliğine katkı sunmuyor.
NATO'nun caydırıcılık gücüne de önemli destek sağlıyor.
Savunma sanayiindeki bu dönüşüm, Türkiye'ye diplomatik alanda da yeni bir hareket kabiliyeti de kazandırıyor.
Masada sözü dinlenen ülkeler çoğu zaman kendi güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilen ve müttefiklerine katkı sunabilen ülkeler. Türkiye de artık bu ligde yer alan önemli ülkelerden biri.
Ankara'daki zirve bu açıdan sembolik olduğu kadar stratejik bir anlam da taşıyor.
Türkiye, 22 yıl sonra yeniden NATO liderlerine ev sahipliği yaparken yalnızca organizasyon düzenleyen bir ülke değil bölgesel krizlerde arabuluculuk üstlenen,savunma sanayiinde kapasitesini artıran ve ittifakın geleceğine yön veren aktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
Ankara'dan verilen mesaj açık.
Türkiye, NATO'nun sadece sınırını koruyan değil, geleceğini şekillendiren ülkelerinden biri olma iddiasını güçlendiriyor.
Bugün Ankara'da neler konuşulacak, hangi kararlar alınacak.
Merakla bekliyoruz.