Gerçeğin dijital sansürü "algoritma"
Bugün dünyanın en güçlü silahı ne tanklar ne füzeler ne de savaş uçakları.
Bugünün en büyük gücü algoritma.
Çünkü artık insanlar gerçeği kendi gözleriyle değil, ekranlarına düşen kadar görüyor. Ne konuşacağımıza, neye öfkeleneceğimize, kimi destekleyeceğimize; çoğu zaman biz değil, görünmez yazılımlar karar veriyor.
Meta'nın, TikTok'un, X'in ve diğer dev platformların kurduğu dijital düzen sadece içerikleri sıralamıyor.
Toplumun hafızasını da algoritma aracılığıyla yeniden şekillendiriyor.
Sabah uyandığınız anda başlayan görünmez bir yönlendirme mekanizmasının içindeyiz artık.
Telefonda kaydırdığınızda önünüze gelen ilk video, dinlediğiniz müzik, canınızın çektiği yemek, öfkelendiğiniz haber, desteklediğiniz siyasi görüş… Hepsi büyük ölçüde algoritmaların süzgecinden geçiyor.
Üstelik bunu baskıyla da değil size "özgür seçim yapıyormuşsunuz" hissi vererek yapıyorlar.
Bugün insanlar ne yiyeceğine kendi karar verdiğini sanıyor.
Oysa bir gün boyunca TikTok'ta karşısına sürekli burger videoları çıkan birinin akşam fast food siparişi verme ihtimali tesadüf değil.
Instagram'da kahve videoları izleyen milyonlar aynı mekanlara gidiyor,
aynı bardaklarla özçekim yapıyor aynı müziklerle farklı bir hayatı yaşadıklarını sanınyor.
Bir dönem herkesin Dubai çikolatasını konuşması aynı kahvaltıları yapması
aynı restoranlarda sıra beklemesi doğal toplumsal bir eğilim değildi.
Algoritmaların büyüttüğü dijital dalgalardı.
Çünkü algoritma sadece size içerikleri göstermiyor arzularınızı da inşa ediyor.
Daha korkutucu olansa bunun haber ve savaş alanında da daha derinden yaşanması.
Eskiden savaşların sonucu cephede belirlenirdi.
Bugün savaşın psikolojik cephesi sosyal medya şirketlerinin sunucularında belirleniyor ona göre istikamet çiziliyor!
ABD-İran geriliminde insanlar artık uzman analizlerinden çok birkaç saniyelik "reels" videolarla fikir oluşturuyor.
Aksi olduğunda çok güzel şekilde sansür zaten devreye giriyor.
Gazze'de bunu daha dün yaşadık.
Youtube, Instagram ve Facebook birçok soykırım içeriklerini İsrail'e zarar verdiği için çeşitli bahanelerle sildi yok etti bile!.
Şu an bir füze görüntüsü milyonlarca kez önümüze düşerken aynı olayın başka açısı hiç gösterilmiyor bile.
Artık insanlar gerçeği değil algoritmanın seçtiği gerçeği görüyor.
Filistin, Ukrayna, İran ya da başka bir kriz…
Hangisinin daha fazla konuşulacağına çoğu zaman insanların vicdanı değil, etkileşim oranları karar veriyor.
Daha çok yorum alan öne çıkıyor daha çok öfke üreten büyütülüyor.
Çünkü dijital sistem için hakikat değil dikkat önemli. İnsanların sakin kalması değil sürekli ekrana bakması gerekiyor.
Ve fark etmeden hepimiz aynı döngünün içine giriyoruz.
Algoritma bize ne izletirse onu düşünüyoruz.
Ne önerirse onu satın alıyoruz.
Neyi öne çıkarırsa onu "önemli" sanıyoruz.
Belki de çağımızın en büyük yanılgısı şu:
İnsanlar hala interneti kullandığını düşünüyor.
Oysa artık internet insanları kullanıyor.
Artık kendi "algoritmalarımıza" dönme zamanı...