Nasuh Özer
Nasuh Özer

Sensör Casusluğu - 2

Objektiften Sızan Biyolojik Veri... Kameralar Nabzımızı Nasıl Okuyor?

Bir zamanlar kameraların tek görevi vardı.

Görüntü kaydetmek.

Bugün ise yapay zeka sayesinde kameralar, gördüklerini analiz ediyor, anlamlandırıyor ve hatta insan gözünün fark edemediği ayrıntıları ortaya çıkarabiliyor.

Artık bir kamera yalnızca yüzünüzü görmüyor.

Kalbinizin ritmini...

Nereye baktığınızı...

Yüz kaslarınızdaki en küçük hareketleri...

Hatta yorgun ya da stres altında olup olmadığınıza dair bazı fizyolojik ipuçlarını da değerlendirebiliyor.

Bilim insanları buna "görüntü tabanlı fizyolojik analiz" diyor.

İlk bakışta kulağa bilim kurgu gibi gelebilir.

Oysa bu teknolojilerin temeli yaklaşık yirmi yıl önce atıldı.

2008 yılında yayımlanan "Remote Plethysmographic Imaging using Ambient Light" adlı çalışma, sıradan bir kameranın insan yüzündeki gözle görülemeyecek kadar küçük renk değişimlerini analiz ederek kalp atışını hesaplayabileceğini gösterdi.

Nasıl mı?

Kalbimiz her attığında damarlara kan pompalanıyor.

Kanın taşıdığı hemoglobin, ışığı her kalp atışında çok küçük oranlarda farklı şekilde yansıtıyor.

İnsan gözü bu değişimi algılayamıyor.

Ancak yüksek çözünürlüklü bir kamera, saniyede onlarca kare kaydederek bu mikroskobik değişimleri yakalayabiliyor.

Yapay zeka ise bu görüntüleri analiz ederek nabız eğrisini oluşturuyor.

Bugün bu teknoloji "Remote Photoplethysmography", yani temassız fotopletismografi olarak biliniyor.

Son yıllarda yayımlanan araştırmalar, yalnızca akıllı telefon kamerası veya web kamerası kullanılarak nabız ve solunum hızının güvenilir şekilde ölçülebildiğini gösteriyor.

Peki ya stres?

İnternette sıkça "Kamera stresinizi ölçüyor." başlığını görüyoruz.

Gerçekte ise durum biraz farklı.

Kamera stresi doğrudan göremez.

Ancak kalp atış hızı, kalp atış değişkenliği ve yüz hareketleri gibi verileri analiz eden yapay zeka modelleri, kişinin stres altında olma olasılığını tahmin edebilir.

Yani burada bir teşhis değil, istatistiksel bir değerlendirme söz konusudur.

Benzer şekilde tansiyon konusunda da dikkatli olmak gerekiyor.

Bugün bazı araştırmalar kameradan elde edilen verilerle kan basıncını tahmin etmeye çalışıyor.

Ancak bu teknoloji henüz doktorların kullandığı tansiyon cihazlarının yerini alabilecek olgunlukta değil.

Bilimsel araştırmalar umut verici olsa da, günlük sağlık uygulamalarında standart bir yöntem haline gelmiş değil.

Peki bütün bunlar neden önemli?

Çünkü kameralar artık yalnızca "kim olduğunuzu" değil, "nasıl hissettiğinizi" anlamaya çalışan sistemlerin parçası haline geliyor.

Bir görüntü...

Artık yalnızca bir fotoğraf değil.

İçinde biyolojik sinyaller de taşıyan bir veri kümesi.

Bugün bu teknoloji çoğunlukla sağlık uygulamalarında kullanılıyor.

Yoğun bakım hastalarının temassız takibi...

Uzaktan hasta izleme sistemleri...

Yeni nesil tele-tıp uygulamaları...

Hepsi insan hayatını kolaylaştırabilecek önemli gelişmeler.

Ancak her güçlü teknolojide olduğu gibi burada da aynı soru karşımıza çıkıyor.

Ya bu sistemler kötü niyetli kişilerin eline geçerse?

Bugün sıradan bir siber saldırganın kameranızdan gizlice nabzınızı okuyup size zarar vermesi gerçekçi bir tehdit değil.

Bunun için gelişmiş algoritmalar, kaliteli görüntü, uygun ışık koşulları ve özel yazılımlar gerekiyor.

Ancak teknoloji tarihine baktığımızda laboratuvarlarda geliştirilen birçok sistemin yıllar içinde ticari ürünlere, ardından da saldırı araçlarına dönüştüğünü görüyoruz.

Yüz tanıma teknolojileri...

Ses klonlama...

Deepfake...

Hepsi önce akademik makalelerde doğdu.

Sonra günlük hayatın bir parçası haline geldi.

İşte bu nedenle asıl tartışmamız gereken konu, "Bugün ne yapılabiliyor?" değil...

"Beş yıl sonra kameralar neleri anlayabilecek?"

Belki de geleceğin en değerli kişisel verisi, kimlik numaramız ya da parolamız olmayacak.

Yüzümüze yansıyan ve yalnızca yapay zekanın okuyabildiği biyolojik sinyaller olacak.

Çünkü dijital çağda kameralar artık yalnızca görüntü kaydetmiyor.

Sizi, kendinizden daha iyi tanımayı öğreniyor!

'Sensör Casusluğu' serisi devam edece

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin