Kibre karşı mütevaziliğin yükselişi

Giriş Tarihi:

Bu kez konu teknoloji değil.

Ama yine hayatın tam merkezinden, milyonların soluksuz izlediği bir alan futbol.

Türkiye, asırlık iki çınarın mücadelesine bir kez daha tanıklık etti.

Yüzyılı aşkın süredir tutkuyla, rekabetle ama güçlü bir spor kültürüyle süren Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti, Süper Kupa finalinde yeniden sahnedeydi.

Hava buz gibiydi.

O dondurucu soğuğa rağmen tribünler de hıncahınç doluydu.

Sokaklar bomboştu ama bu defa soğuktan değil.

Çünkü herkes bilir,

Fenerbahçe ile Galatasaray karşı karşıya gelirse, Türkiye'de hayat durur.

Nefesler tutulur, gözler ekrana kilitlenir.

Öyle de oldu.

Tribünde olamayanlar da ekran başındaydı.

Türkiye, Ender Bilgin ve Cüneyt Şen'in anlatımıyla ATV ekranlarında bu büyük derbiyi izledi.

Final, Fenerbahçe'nin zaferiyle sonuçlandı.

Sarı-lacivert sevinç, kışın ortasında İstanbul'u ısıttı.

Ama benim için bu maç, futboldan çok hayata dair bir ders barındırıyordu.

Ve bu dersin baş mimarı, Fenerbahçe'nin 9 Eylül 2025'te göreve gelen teknik direktörü Domenico Tedesco idi.

Kibir ve Mütevazilik Arasında Bir Karşıtlık

Başlıktaki soru tam da burada anlam kazanıyor.

Mütevazilik nasıl yeniden yükseldi?

Bu sorunun cevabı, ister istemez bizi başka bir isme götürüyor.

O da nam-ı değer "Special One" Jose Mourinho.

2003'te Porto ile UEFA Kupası'nı kazandığında dikkat çekti.

Ama asıl kırılma 2004'tü

-Yunanistan Avrupa Şampiyonu oldu

-Mourinho'lu Porto, Şampiyonlar Ligi'ni kazandı

-Arsenal ve Werder Bremen şampiyonluk yaşadı

Ve o yılın kazananlarının çoğu, bir daha zirveye çıkamadı. Arsenal ve Werder Bremen o yıldan sonra kendi liglerinde hiç şampiyon olamadı.

Mourinho ise zirve yürüyüşüne devam etti.

Chelsea'de 50 yıllık şampiyonluk hasretini bitirdi.

Inter'de Şampiyonlar Ligi kazandı.

Real Madrid'de Guardiolalı Barcelona'nın egemenliğini kırdı.

Manchester United ile Avrupa Ligi'ni, Roma ile Konferans Ligi'ni aldı.

Bugün futbol tarihine baktığınızda,

Kupa 1, Kupa 2 ve Kupa 3'ü kazanan tek teknik direktör hala o.

Kibirliydi.

Kavgacıydı.

Ama kazanıyordu.

Bu yüzden kimse pek olumsuz yönlerine takılmıyor, aldırmıyordu.

Hayal kırıklığı

Fenerbahçe'ye gelişi, bir rüyanın gerçekleşmesiydi.

Benim gibi milyonlarca taraftar için de öyle. Öyle ki 2003 yılından beri onun Fenerbahçe'nin Teknik Direktörü olmasını istiyordum.

Ama sahadaki futbol, beklentilerin çok gerisinde kaldı.

Benfica maçında ortaya çıkan kötü oyun ve maç sonrası açıklamalar, Mourinho'yu gönüllerden düşürdü.

Ve sonunda, büyük bir hayal kırıklığıyla ülkesine döndü.

Takım ortada kalmış gibiydi.

Hoca yoktu.

Seçim süreci vardı.

Belirsizlik hakimdi.

İşte tam bu kaosun ortasında, İstanbul'a bir isim indi Domenico Tedesco.

"Laptop Hocası" ve Önyargılar

Uçaktan indiğinde onu karşılayan kalabalıklar yoktu.

Her şey çok hızlı gelişmişti.

Sosyal medya ise o daha uçaktayken yargı dağıtılmaya başlanmıştı bile…

-3'lü oynatır

-İletişimi zayıf

-Tecrübesiz

-Laptop hocası

-Futbol oynamamış, oyun oynatamaz

İlk maçına çıkmadan önce antrenman yaptırmaya bile vakti yoktu.

Seçim süreci devam ediyordu.

Kalıp kalmayacağı bile belli değildi.

İlk maçlardan birinde basın toplantısında,

"Sorusu olan var mı?" diye sorulduğunda "Yok" cevabı alınca şaşkınlıkla kafasını sağa çevirip tercümana bakması ve üzüldüğünü belli eden çenesini yukarı kaldırdığı o mimik eminim ki benim gibi Fenerbahçe taraftarlarını da üzdü.

O yine Türkçe "Teşekkür ederim, İyi akşamlar" diyerek masadan nezaketle kalktı.

Yalnızdı, bir kurt kapanının içinde tek başınaydı.

Ama o şikayet etmedi.

Kadroyu bahane etmedi.

Sorumluluktan kaçmadı.

Daha eve bir bile yerleşmemiş, tesislerde yaşıyordu.

Sorulduğunda ise tek cümle kuruyordu.

"Burada ihtiyacım olan her şey var, rahatım"

Çünkü tek odağı futboldu

Basın toplantılarında iddialı cümleler kurmadı.

Yukarıdan konuşmadı.

Hep saygılydı, hep ölçülüydü.

Mourinho'nun kibirli gölgesinden sonra, bu tavır sadece Fenerbahçe'ye değil, Türk futbol iklimine de iyi geldi.

Hennes-Weisweiler Akademisi'ni birincilikle bitirmişti.

Ama bunu kimse önemsememişti.

Bugün dönüp bakınca, aslında her şeyin işareti oradaydı.

Çünkü profesyonel futbol geçmişi olamayan bir mühendisin, hayatını dönüştürmek, teknik direktör olmak için bir otorite tarafından onaya ihtiyacı vardı.

Azmetti akademiyi Nagelsman'ın bile önünde birincilikle bitirdi.

Ama burada yine de eleştirildi.

İstenmedi.

Küçümsendi.

Yerine başka isimler yazıldı.

O hiç bunlarla ilgilenmedi sadece çalıştı.

Güç gizden gelir

İletişimi zayıf denilen Tedesco,

İtalyanca, Almanca, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca konuşuyor.

Sebebi ise çok basit..

Futbolcusuyla kendi dilinde konuşmak, daha iyi iletişim kurmak.

2008 yılında, endüstri mühendisliği öğrencisiyken Stuttgart Kulübü'ne bir mail attı.

U-9 takımının antrenmanlarını izlemek istedi.

Sonra analiz yaptı.

Antrenman programı hazırladı.

O mail, onun kaderiydi.

Hiçbir şey altın tepside sunulmadı.

Göçmen bir işçi ailesinin çocuğu olarak, her fırsatı kendi oluşturdu.

2024 yılında bir röportajında şu sözleri sarf etti;

"Her zaman 'kaçma' şansı vardır, ama ben öyle yetiştirilmedim. Ebeveynlerim bana şunu öğretti. Bir şeye başladıysan, sonuna kadar götür."

Mühendislik.

İnovasyon yüksek lisansı.

Kısa gazetecilik deneyimi.

Altyapı antrenörlüğü.

Ve Avrupa'nın en prestijli futbol akademisi…

Hepsi birikti, disiplinlerarası bilgiler farklı bir hayat deneyimi kazanmasını sağladı.

Kupayı kazanırken geri durmak

Süper Kupa kazanıldığında onu sahada neredeyse hiç görmedik.

Kenardaydı.

Zaferin parıltısını üstüne çekmedi.

Ama işler kötü giderken hep en öndeydi.

İşte Mourinho ile Tedesco arasındaki fark tam olarak burada.

Biri zaferde önde, yenilgide arkadaydı.

Diğeri tam tersiydi.

Gösterişli sözler değil, sessizce çalışan, somutlaştıran kazandı.

Soru sorulmayan o adama, şimdi soru sormak için bir yarış var.

Ben, Mourinho'nun karizmasına aldanmış biri olarak,

böyle bir mütevazılığın Fenerbahçe'nin bu kadar kısa sürede yüzünü güldüreceğini düşünmemiştim. Ama şükür ki oldu.

Ve bana önemli bir ders verdi.

Mütevazilik hala kazanabiliyor.

Ve bu ders için teşekkür ederim Domenico Tedesco.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin