Liste açıklansın
Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
Fon soruşturması son yılların en ciddi soruşturmalarından biri. 16 Eylül'de yedi yatırım kuruluşuyla başlayan süreç genişliyor, SPK suç duyurularını sürdürüyor, birikimini kaptıran yatırımcılar hesap bekliyor.
Devlet suyun dibindeki çamuru görmeye çalışırken, bir kısım muhalefet de suyu bulandırmak için fırsat kolluyor.
İlk taşı gazeteci Murat Ağırel attı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın fondan para kazandığını ileri sürdü; iddia "400 koydu, 800 aldı" diye dolaşıma girdi. Bolat'ın yanıtı teferruatlıydı: 37.8 milyon liralık aile tasarrufu 26 Şubat 2024'te Hedef Yatırım Portföy bünyesinde bir sukuk hesabına yatırılmış, mal beyanına işlenmiş, 2 yıl 8 aydır yerinde duruyor. Ne hesap kapatılmış ne hisse alınıp satılmış. "Fondaki para" yaftası, devletin kayıtlarında zaten duran bir kira sertifikasını skandal kılığına sokmaktan ibaretti.
İkinci taş Yeni Parti'den geldi. Partinin İzmir milletvekili Ümit Özlale, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın babası Hasan Özdemir'in 830 milyon liralık fon işlemi olduğunu ilan etti. Birkaç saat içinde gerçek ortaya çıktı: Bakan'ın babası Konya, iddiadaki şahıs Bartın nüfusuna kayıtlı; kimlik numaraları farklı. Bu ülkede aynı soyadını taşıyan on binlerce insan var.
Elindeki ad-soyad eşleşmesini nüfus kaydına bakmadan kürsüye taşımak ihmal değil, tercihtir. Ve bu tercihin adı, kanıttan hükme değil hükümden kanıta giden akıldır.
Önce suçlu belirlenir, sonra ona uyacak bir isim aranır. Mecelle'nin 76. maddesi kuralı asırlar önce koymuştur: Beyyine müddeiye, yemin münkire. İspat yükü iddia edenindir. Burada yük tersine çevrildi; bakanlardan masumiyetlerini belgelemeleri beklendi.
Mezkûr telaşın asıl kurbanı sadece iki bakan değil, soruşturmanın kendisidir. Her uydurma iddia gerçek suistimalin üzerine bir perde daha çekiyor, dikkati faillerden siyasi hedeflere kaydırıyor. Fon vurguncularının bundan iyi bir sis perdesi bulması zordu.
Bu yüzden AK Parti'den Özlem Zengin'in çağrısına katılıyorum: "Liste açıklansın, herkes sulhe ulaşsın." Dezenformasyona boğulmadan gerçekleri görmek kamuoyunun hakkı, iktidarın da kamuoyuna borcudur. Kimlik numarasıyla teyit edilmiş, yargı denetiminden geçmiş bir liste, isim benzerliği üzerine kurulan bütün tezgâhları tek hamlede sona erdirir.
Göktaş bir teklifte bulundu: En küçük ispatta görevini bırakacak, ispat edilemezse aynı onuru iddia sahibinden bekliyor. Bu davetin karşılık bulacağını sanmıyorum. Çünkü mal bulmuş Mağribi gibi atlayanlar için itibarla oynamak maalesef bu kadar kolay...
Devlet suyun dibindeki çamuru görmeye çalışırken, bir kısım muhalefet de suyu bulandırmak için fırsat kolluyor.
İlk taşı gazeteci Murat Ağırel attı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın fondan para kazandığını ileri sürdü; iddia "400 koydu, 800 aldı" diye dolaşıma girdi. Bolat'ın yanıtı teferruatlıydı: 37.8 milyon liralık aile tasarrufu 26 Şubat 2024'te Hedef Yatırım Portföy bünyesinde bir sukuk hesabına yatırılmış, mal beyanına işlenmiş, 2 yıl 8 aydır yerinde duruyor. Ne hesap kapatılmış ne hisse alınıp satılmış. "Fondaki para" yaftası, devletin kayıtlarında zaten duran bir kira sertifikasını skandal kılığına sokmaktan ibaretti.
İkinci taş Yeni Parti'den geldi. Partinin İzmir milletvekili Ümit Özlale, Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın babası Hasan Özdemir'in 830 milyon liralık fon işlemi olduğunu ilan etti. Birkaç saat içinde gerçek ortaya çıktı: Bakan'ın babası Konya, iddiadaki şahıs Bartın nüfusuna kayıtlı; kimlik numaraları farklı. Bu ülkede aynı soyadını taşıyan on binlerce insan var.
Elindeki ad-soyad eşleşmesini nüfus kaydına bakmadan kürsüye taşımak ihmal değil, tercihtir. Ve bu tercihin adı, kanıttan hükme değil hükümden kanıta giden akıldır.
Önce suçlu belirlenir, sonra ona uyacak bir isim aranır. Mecelle'nin 76. maddesi kuralı asırlar önce koymuştur: Beyyine müddeiye, yemin münkire. İspat yükü iddia edenindir. Burada yük tersine çevrildi; bakanlardan masumiyetlerini belgelemeleri beklendi.
Mezkûr telaşın asıl kurbanı sadece iki bakan değil, soruşturmanın kendisidir. Her uydurma iddia gerçek suistimalin üzerine bir perde daha çekiyor, dikkati faillerden siyasi hedeflere kaydırıyor. Fon vurguncularının bundan iyi bir sis perdesi bulması zordu.
Bu yüzden AK Parti'den Özlem Zengin'in çağrısına katılıyorum: "Liste açıklansın, herkes sulhe ulaşsın." Dezenformasyona boğulmadan gerçekleri görmek kamuoyunun hakkı, iktidarın da kamuoyuna borcudur. Kimlik numarasıyla teyit edilmiş, yargı denetiminden geçmiş bir liste, isim benzerliği üzerine kurulan bütün tezgâhları tek hamlede sona erdirir.
Göktaş bir teklifte bulundu: En küçük ispatta görevini bırakacak, ispat edilemezse aynı onuru iddia sahibinden bekliyor. Bu davetin karşılık bulacağını sanmıyorum. Çünkü mal bulmuş Mağribi gibi atlayanlar için itibarla oynamak maalesef bu kadar kolay...