Hilâl Kaplan
Hilâl Kaplan

Kiev’in sessizliği

Lider Bordo Mavi isimli gemi, 25 Ağustos'ta Samsun'dan Tuapse'ye hareket etti. 26 Ağustos gecesi, Rus kıyısı açıklarında üç dron tarafından vuruldu; güvertede yangın çıktı, mürettebattan dördü dumandan etkilendi, gemi Soçi'ye çekildi.
Ertesi gün aynı firma, hasarlı gemiyi Ünye'ye çekmek üzere L Kocatepe'yi gönderdi. O da vuruldu. Yani sadece yük gemisi değil, onu kurtarmaya giden gemi de hedef alındı.
Bu, tekil bir kaza değildi. Mart ayında da Türk işletmeli tanker Altura, İstanbul Boğazı'na 14 mil mesafede 27 mürettebatıyla, haziran ayı sonunda da Kırım açıklarında bir Türk balıkçı teknesi, 3 Ağustos'ta ise Novorossiysk açıklarında Yasar ve Nadezhda vuruldu. Türk Armatörler Birliği'nin raporuna göre 24 Şubat 2022'den bu yana Karadeniz'de vurulan ya da hasar gören ticaret gemisi sayısı 146.
Bu tablonun tek sorumlusu Kiev değil. Rusya da Odesa ve Tuna limanlarındaki tahıl tesislerini yıllardır bombalıyor, 2023'te Şükrü Okan'ı silah zoruyla durdurmuştu. Ankara, o gün de uyarısını yapmıştı.
Kiev'in savunması sessiz de olsa şöyle yorumlanabilir: Rus limanına yük taşıyan gemi, savaş ekonomisinin lojistiğidir. Bu argümanın deniz savaş hukukunda karşılığı da var; savaş kaçağı doktrini ve 1994 tarihli San Remo Kılavuzu, tarafsız bayraklı ticaret gemilerinin belirli koşullarda hedef sayılabileceğini kabul eder.
Ama -bu büyük bir "ama"- aynı metin bunu uyarı, durdurma, arama ve orantılılık yükümlülüklerine bağlar. Gece vakti, hiçbir ihtar yapılmadan, mürettebatlı bir ro-ro gemisine üç dron göndermek bu çerçevenin içinde değil, dışındadır.
Zelenski, 1 Ağustos'ta Rosatom'a ait Yanina'yı batırdıklarını kendi hesabından duyurmuştu. Rus savaş gemileri ve gölge filo tankerleri söz konusu olduğunda Kiev üstlenmekte beis görmez. Türk gemileri vurulduğunda tek kelime etmez. Oysa beklenen bellidir: ya üstlenecek ya reddedecek. Bu sessizlik hem vurmayı hem hesap vermemeyi mümkün kılmaya yeter mi?
Kaldı ki Türkiye bu uyarıyı yapabilecek en meşru konumdaki ülkedir. Kırım'ın ilhakını tanımadık, BM Genel Kurulu'nun Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne dair kararlarına eş yazar olduk, Montrö'yü savaşın ilk haftasından işlettik, tahıl koridorunu kurduk.
29 Ağustos'ta Dışişleri'ne çağrılan büyükelçi ise Neriman Celal'di. Celal, 2021'de Rusya tarafından tutuklanıp 17 yıl hapse mahkûm edilen, 2024 esir takasıyla kurtulan Kırım Tatar Milli Meclisi başkan yardımcısıydı. Ankara'nın onu bu sebeple çağırmak zorunda kalması, meselenin geldiği yerin ironisini de özetliyor.
Hakan Fidan'ın 8 Ağustos'taki çağrısı hâlâ masada: ticari gemilere saldırılara moratoryum/ saldırmazlık çağrısı. Bu çağrı muhataplarınca dikkate alınırsa herkesin faydasına olacaktır. Zira bir sonraki gemi Türk karasularında vurulursa o çerçeve tutmaz. Ve Ankara'nın elindeki araçlar nota vermekten ibaret değildir; Boğazlardaki geçiş rejimi Türkiye'nin sorumluluğundadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin