Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Aile Yılı’nda manevi dönüşüm

Giriş Tarihi:

"Biz ki her mevcudu yıktık,
gayesiz bir fikr ile,
Yıkmadık bir şey bıraktık...
Sade bir şey: Aile"

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu dizeleri yazdığında altı yüz yıllık imparatorluk yıkılmakta, küllerinden yeni bir devleti doğurma sancıları çekilmekteydi. O günden bugüne alınan mesafe, şüphesiz pek çok başlıkta takdire şayandır. Fakat imparatorluk yıkılırken bile ayakta durduğuna şehadet edilen aile kurumu için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?
Hayır, sadece evlenme ve boşanma oranlarından ya da 1.48 gibi tehlike çanlarının çaldığını çoktan işaret eden doğum oranlarından bahsetmiyorum. Ki bu rakamlar aslında bize erozyonun sandığımızdan da hızlı ve önüne geçilmesi zor olduğunu gösteriyor.
Ancak esas bahsetmek istediğim, aile kavramının zihinlerdeki karşılığının nasıl değiştiği... Türkiye'de aile bağları dendiğinde akla gelen o eski, kalabalık ve her an iç içe olan yapı, yerini sessizce daha mesafeli bir düzene bıraktı. Rakamlara baktığımızda bu değişimin izlerini net bir şekilde görebiliyoruz; eskiden dört beş kişinin paylaştığı sofralar artık üç kişiye, hatta çoğu zaman tek kişiye düşmüş durumda. TÜİK verilerinin gösterdiği bu hane küçülmesi, sadece fiziksel bir daralma değil, aynı zamanda o her an el altındaki sosyal ve duygusal destek ağının da uzağa taşınması anlamına geliyor.
Artık akrabalık bağları gündelik bir yaşam biçimi olmaktan çıkıp adeta bir "acil durum butonu" gibi çalışıyor. Araştırmalar, insanların büyük bir kısmının ailesini hâlâ en güvenli liman olarak gördüğünü söylese de, bu limana genellikle sadece fırtına çıktığında uğranıyor. Ekonomik kriz, hastalık veya büyük bir talihsizlik yaşanmadığı sürece, herkes kendi çekirdek kabuğuna çekilmeyi tercih ediyor.
Araştırmalar toplumun yarısına yakınının, o eski köklü bağların ya zayıfladığını ya da tamamen çözülmeye başladığını hissettiğine işaret ediyor. Modern hayatın getirdiği bireyselleşme, şehirleşme ve geçim telaşı, aileyi "mutlaka içinde olunması gereken bir kale" olmaktan çıkarıp "ihtiyaç duyulduğunda sığınılan bir yapıya" dönüştürüyor. Geleneksel aile içi sorumlulukların esnemesi de bu zihni dönüşümün birer parçası.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026- 2035 dönemini Aile ve Nüfus 10 Yılı ilan etti. Evlenecek gençlere sağlanan faizsiz kredi desteği 250 bin TL'ye yükseltildi. Yeni sistemle ilk çocuğa 5 bin TL, ikinciye aylık 1500 TL, üçüncü ve sonrasına ise 5 yaşına kadar aylık 5 bin TL doğum yardımı verilerek aile yapısı güçlendirilecek. Doğum izni 24 haftaya çıkarıldı.
Maddi teşviklerin hepsi çok değerli fakat zihni dönüşümü nasıl gerçekleştireceğimiz üzerine de eğilen projeler ortaya koymak zorunda olduğumuz kanaatindeyim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin