Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Epstein’e uzanan ‘laik’ hat

Giriş Tarihi:

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e ve Milli Eğitim Bakanlığı'na karşı yayımlanan "Laikliği savunuyoruz" bildirisi, aslında laiklik savunusu falan değil; ideolojikbir mevzi çağrısı ama bilin bakalım bana neyi hatırlattı?..
Robert College yönetim kurulu üyesi Thomas Landon'ın Jeffrey Epstein'e yazdığı e-postayı hatırlıyor musunuz? O e-postada Türkiye, "muhafazakâr İslam'ın eğitimi ele geçirdiği", bu nedenle Batı tarzı elit okulların desteklenmesi gereken bir ülke olarak tarif ediliyordu. Yani eğitim, bir ülkenin iç meselesi olmaktan çıkarılıp küresel bağış ağlarınınmüdahale alanı olarak kurgulanıyordu.
Robert College kurumsal olarak bu girişimi sahiplenemedi elbette. Bağış almadığını açıkladı. Ama mesele bağışın alınıp alınmaması değil. Mesele, Türkiye'de eğitimin nasıl bir zihinsel çerçevede tartışıldığı. Aynı çerçeveyi bugün "Laikliği savunuyoruz" bildirilerinde de görüyoruz. Bakanlık eleştirilmiyor; hedefalınan şey, seçilmiş bir siyasal iradenineğitim politikası üretme hakkı.
Yusuf Tekin eleştirilebilir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın uygulamaları tartışılabilir. Buna kimse itiraz edemez. Ama laiklik, her hoşumuza gitmeyen politikaya karşı kullanılan bir sopa haline geldiğinde, savunulan şey laiklik olmaktan çıkar. Ortaya çıkan şey, eski bir vesayetrefleksidir: "Biz biliriz, siz karışamazsınız."
Daha da önemlisi şu: Laikliği savunduğunu söyleyen bu çevreler, Robert College örneğinde görüldüğü gibi, Batılı fon ağlarının Türkiye eğitimini "korunması gereken alan" olarak tanımlamasında bir sorun görmüyor. Aynı kişiler, MEB'in müfredat yetkisini "ideolojik dayatma" diye yaftalıyor. Bu açık bir çifte standarttır.
Gerçek laiklik, eğitimi toplumdan koparıp elit ağlara teslim etmek değildir. Gerçeklaiklik, seçilmiş iktidarın eğitim politikalarınıtartışmaya açabilmektir; amabu yetkiyi toptan gayrimeşru ilan etmekdeğildir. Laiklik, dışarıdan fon arayarak "ülkeyi kurtarma" romantizmi de değildir.
Bugün Türkiye'de laiklik tartışması, Yusuf Tekin üzerinden yürütülüyor olabilir. Ama asıl tartışma şudur: Bu ülkede eğitimi kim tanımlayacak? Seçilmiş siyaset mi, yoksa kendini dokunulmaz gören eski elitler mi?
Robert College-Landon-Epstein hattı bize şunu gösteriyor: Laiklik söylemi, yanlış ellerde bir müdahale aracıdır. Bugün yayımlanan bildiriler ne yazık ki ikinci kategoriye daha yakın duruyor. Laikliği savunduklarını söylüyorlarama aslında savundukları şey, kaybettikleribir iktidar alanı.
Bakan Tekin'in dediği gibi, "Millete kimsenin hakaret etmeye hakkı yok. Bu millete 'sapkın azınlık' denemez. 'Talibanlaşıyorsunuz' denemez. 'Trump'ın ipine sarılmış gidiyorsunuz' denemez."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin