Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Bedeli ne olursa olsun

Giriş Tarihi:

Suriye'nin kuzeyindeki son gelişmeleri yalnızca "YPG zayıflıyor" ya da "Şam kontrolüartırıyor" şeklinde okumak, meselenin özünü kaçırmaktır. Sahadaki oyun, yerel aktörlerin değil, dahageniş bir bölgesel planın sonucudur. Bu plan Kamışlı'da ya da Ayn el-Arab'da değil; Tel Aviv'de kurgulanmış, Washington'da onaylanmış ve YPG üzerinden sahaya sürülmüştür.
Yıllardır anlatılan hikâye tanıdıktı: DEAŞ'la mücadele, yerel güçler, özerk yönetim, demokratik kazanımlar... Oysa inşa edilmek istenen yapı ne masumdu ne de geçiciydi. Amaç; Türkiye'nin güney sınırınıkalıcı biçimde baskılayan,Suriye'yi merkezi devletniteliğinden uzaklaştıranve İsrail'in güvenlik mimarisinehizmet eden bir tamponkuşaktı. YPG bu projenin hedefi değil, aracıdır.
Bugün Suriye ordusunun YPG alanlarını daraltması, entegrasyon söyleminin fiilen çökmesi ve kontrolün yeniden merkeze kayması bu yüzden önemlidir. Bu gelişme yalnızca askeri değildir; yıllardır adımadım kurulan bir bölgesel planınilk kez ciddi biçimde sarsılmasıdır.
Hafızayı biraz geriye sarmak gerekir. 26 Haziran 2015'te Cumhurbaşkanı Recep TayyipErdoğan şu net cümleyi kurmuştu:
"Bedeli ne olursa olsun,Suriye'nin kuzeyinde,Türkiye'nin güneyinde bir devletkurulmasına asla müsaadeetmeyeceğiz."
O gün bu sözler sert bulundu; "abartı" diyenler, "iç politika" yorumu yapanlar çıktı. Bugün ise bunun bir çıkış değil, doğru bir teşhis olduğu görülüyor. Türkiye, plan dahakâğıt üzerindeyken neyin inşaedilmek istendiğini fark etmişti.
İsrail açısından tablo nettir. Güçlü, merkezi ve bütünleşik Arap devletleri, İsrail'in güvenlik doktriniyle uyumlu değildir. Irak'ın parçalanması tesadüf değildi; Suriye'nin bölünme senaryosu da aynı zincirin devamıydı. Kuzeyde kurulacak bir yapı İran hattını kesecek, Türkiye'yi güneyden meşgul edecek ve İsrail'i çevreleyen Arap kuşağını daha da zayıflatacaktı.
Peki bu plan neden bugün sallanıyor? Çünkü sahadaki gerçeklik,masa başı projelere direnmeyebaşladı. ABD desteğinin sınırları görünür hâle geldi. Şam, toprak bütünlüğü kartını sahaya sürdü. Türkiye ise yıllardır dile getirdiği kırmızı çizgiyi yalnızca sözle değil, fiili güçle de tahkim etti.
Bu nedenle mesele YPG'nin geleceği değildir. Asıl mesele, YPG üzerindenkurgulanan İsrail merkezlibölgesel dizaynın ilkkez ciddi bir dirençle karşılaşmasıdır. Bu direncin kalıcı olup olmayacağını zaman gösterecek. Ancak artık inkâr edilemeyecek bir gerçek var: Suriye'nin kuzeyibir "özerklik hikâyesi" değil,büyük bir jeopolitik mücadeleninkırılma hattıdır.
Ve bu hatta, Türkiye'nin 2015'te çizdiği sınır hâlâ geçerlidir.
Bedeli ne olursa olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin