Özgür Özel'in AB Konsey Başkanı'na "Bize beş dakikabile ayırmadılar" sitemindeki zavallılığa üzülen bir vatandaş olarak Maduro üzerinden yaptığı eleştiriye cevap vermek isterim. Neticede ana muhalefet liderimizdir; biz doğrusunu anlatalım.
Sayın Özel'in dış politikaya dairderin öngörüsünü, Esed'in düşmesine24 saat bile kalmamışken "Esed'le temaskurmalıyız" çıkışından biliyoruz ama bizyine de izah etmeye çalışalım.
Türkiye'de muhalefetinAmerikancı politikalara yakınlığıyeni değildir. YPG ile aramızı düzeltmeyitavsiye edeninden Ukrayna yüzündenPutin'e rest çekmemizi savunanına kadarpek çok dâhiyane çıkış muhalefetimizdensadır olmuştur.
Nitekim eski ABD Başkanı Biden'ın seçim sürecinde Erdoğan karşıtı muhalefeti destekleme sözü vermesi boşuna değildi. Ya da ABD seçimlerinden sonra Biden'ı dünyada ilk tebrik edenana muhalefet liderinin CHP'dençıkması tesadüf değildi.
Veya CHP'nin dış politikadan sorumlu başdanışmanı Ünal Çeviköz'ün Suriye'den çekilmekten MaviVatan'dan vazgeçmeye kadar uzanan geniş bir alandaki geri adım tavsiyelerini unuttunuz mu?
Ama şu "küçük detayı" hiç unutmayın: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye düşmanı Obama ve Biden dönemlerinde bu ülkeyi 12 yıl koruyarak yönetti. Erdoğan için Washington'da kimin oturduğu değil; ülkemizin yüksek menfaati önemlidir ve ne pahasına olursa olsun onu savunur. 15 Temmuz bu yüzden olmuştur. Bu yüzden önceki lideriniz de olan biteni TV'den takip edebilmiştir. Trump'ın izlediği çizgi de aslında sürpriz değil. Bu, Monroe Doktrini'nin güncellenmiş hâli. "Latin Amerikabenim arka bahçem, herkeskendi bahçesine baksın" anlayışı. Suriye konusunda Türkiye'ye verilen destek de bu bakıştan kaynaklanıyor. Netanyahu'nun Trump'a "Türk askeri Gazze'ye girmeyecek" dedirtememesinin nedeni de tam olarak bu. Erdoğan dış politikada sabırla ilerliyor. Düsturu "Men sabera, zafera" olan bir anlayış bu ve sonuç da alıyor. Sonuç almasının bir diğer sebebi de partinizin neredeyse kuruluşundan itibaren takoz olmaya çalıştığı milli savunma sanayiimiz ve onu küllerinden doğuran Erdoğan'dır.
Maduro'nun kaçırılmasıyla Venezuela'da yeni bir dönem başlayacak. Türkiye bu süreci gücü kadar ama dikkatle izliyor. Ne macera arıyor, ne tribünlere oynuyor.
Şimdi soralım: Libya'ya askergöndermeye karşı çıkanlar,Venezuela'ya asker mi yollayalımistiyor? Bu nasıl bir tutarlılık?
Daha Suriye'de neden bulunduğumuzu anlayamayanların, Yemen'i, Somali'yi anlamasını zaten beklemiyoruz da onlara göre Venezuela'ya hangi güçle, hangi vizyonla, hangi öngörüyle müdahale edilecek acaba?!
Gerçek basit. Türkiye'de muhalefetdış politikada hâlâ Amerika merkezlidüşünüyor. İktidar ise Türkiye'ninmenfaatlerini önceleyen, küresel güneyi dehesaba katan bir çizgide ilerliyor.
Son olarak; dış politika, beş dakikalıkrandevularla değil; sabırla,dengeyle ve güçle yapılır.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.