Yeni yıla, Ortadoğu ve AfrikaBoynuzu'nda alışıldık diplomatikgerilimlerin ötesine geçen, açık saflaşmalarınve sert güç kullanımının belirleyiciolduğu bir tabloyla giriyoruz.
Yemen sahasında son iki gün içinde yaşananlar, yalnızca yerel bir kriz ya da geçici bir ittifak sarsıntısı değil; bölgeselmimarinin yeniden kurulduğunugösteren yapısal bir kırılmadır.
Suudi Arabistan'ın Mukalla Limanı'nda Birleşik Arap Emirlikleri kaynaklı olduğu açıklanan silah sevkiyatınıvurması, Riyad-Abu Dabi hattındaki örtülü rekabetin artık inkâr edilemez biçimde açık çatışma zeminine taşındığını ortaya koydu.
Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi'nin BAE ile tüm anlaşmaları iptal etmesi, 24 saatlik çekilme ültimatomu, havakara- deniz giriş çıkışlarının kapatılması ve Hadramut ile El-Mehra'nın doğrudan merkezi otoriteye bağlanması, bu kırılmanın kurumsal ve hukuki boyutunu da tamamladı.
Bu tabloyu yalnızca Yemen iç dengeleriyle okumak yanıltıcı olur. Asıl mesele, Kızıldeniz-Babülmendep hattınınartık İsrail karşıtı güvenlik mimarisiyledoğrudan bağlantılı birjeopolitik cepheye dönüşmesidir.
BAE'nin ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi üzerinden "South Arabia" projesini beslediği iddiaları, bu hattın parçalanmasının tesadüf olmadığını gösteriyor. Müslüman Kardeşler'in açıklamasında vurgulanan nokta da tam olarak budur: Yemen'in bölünmesi, yalnızcaYemen'i değil, Kızıldeniz'intamamını istikrarsızlaştıracak birsonuç üretir.
Bu gelişmelerin hemen ardından Somali Cumhurbaşkanı HasanŞeyh Mahmud'un Cumhurbaşkanı'mız ile yaptığı görüşme, meselenin Afrika Boynuzu ayağını da görünür kıldı.
Somali, bugün yalnızca kendi iç güvenliğini değil, Hint Okyanusu-Kızıldeniz geçiş hattının geleceğini de temsil eden bir ülke konumunda. Somaliland üzerinden yürütülen tanıma ve askeri varlık tartışmaları da bu nedenle bölgesel olmaktan çıkıpküresel bir anlam kazanıyor.
Türkiye'nin Somali ile kurduğu derin güvenlik ve devlet inşası işbirliği, bu yeni denklemde Ankara'yı pasif bir izleyici değil, denge kurucu bir aktör hâline getiriyor.
Suriye'de savunduğumuz gibi Yemen'de de "tek devlet, tekordu" vurgumuzun güç kazanması ile Somaliland'daki fiili ayrışma girişimlerine karşı yükselen itirazlar, aynı stratejik çizginin iki farklı cephedeki yansımalarıdır.
Özetle; yeni yıla girerken artık gri alanlardan, belirsiz niyetlerden ya da örtülü hamlelerden söz etmiyoruz. Saflar netleşti. Kılıçlar çekildi. Kızıldeniz'den Somali kıyılarınauzanan hat, küresel güçmücadelesinin yeni ana arterlerindenbiri hâline geldi. Bu hattıdoğru okuyanlar, önümüzdeki döneminsiyasal ve askeri dengelerini de doğrukuracaktır.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.