Haşmet Babaoğlu
Haşmet Babaoğlu

Haftanın notları: Böyle olmamalıydı...

"Niye ısrarla İstanbul'a kent diyorsun?" diye soruyorsunuz bazen...
"Beton kokuyor bu kelime, fazla soğuk ve tarihsiz... İstanbul'a yakışmıyor" diyorsunuz...
İyi de, Ataşehir'e, Çekmeköy'e, Başakşehir'e, Beylikdüzü'ne İstanbul diyorsak...
Hele Bağcılar'ı, Esenyurt'u da sayarsak...
Sormalıyız: İstanbul nedir, neyin nesidir?
Tarihsel mirastan pay almış, kültürel bakımdan bize "Hah işte İstanbul!" dedirten kaç semt kaldı şunun şurasında?

***

Böyle olmamalıydı...
Büyümek, gelişmek anlamına gelmiyor.
Bu dersten kaldık...

***

Ağzımızda hep şöyle bir laf var ya:
"Hafta sonu şehirden kaçtım..." Veya "Şehirden birkaç saatliğine kaçmak bana iyi gelecek..." Oysa insan hakiki bir şehirden kaçmaz.
Hatta şehre kaçar...
Fakat kentte yaşıyorsan kaçarsın işte!
Ancak kaçınca biraz olsun rahatlar...
Öyle bir yer bulursa tabii...

***

Kentten kaçınca da kent peşimizi bırakmıyor ki...
Kır diyorsun...
Yan yana kahvaltıcılar...
Hepsinde market tereyağları ve peynirleri, pakette çikolata kremaları, uyduruk ballar...
Hani acele kotarılmış gözleme ve pişiler olmasa...
Dekor kabilinden kırık dökük masalar olmasa, kentten dışarı çıktığını fark etmeyeceksin!

***

Sel felaketinin ardından TV'lere çıkanlar bağıra çağıra konuşuyorlar:
"Bu şehir Fatih Sultan Mehmed'in emanetidir bize..." Lacivert lafta üzerimize yok ama o sırada Ayazağa'dan, Kemerburgaz'dan görüntüler geliyor...
Şimdi bir şey söylesem, yanlış anlaşılacak...
Susuyorum!

***

Ne kaybettiğimizi bilelim bari...
İstanbul o!
Fatih'inden Üsküdar'ına...
Beyoğlu'ndan Kanlıca'sına İstanbul...
Yaşlılar hatırlayıp anlatsın, eski yazarlar okunsun...
Bazen nostalji iyidir.
Titreyip kendine getirir insanı...
Belki toparlanırız ha!
Hiç değilse şehr-i İstanbul'dan kalanlara güç ve şevk ile sahip çıkarız.

***

70'lerde başladı, 90'lardan sonra gemi azıya aldı...
Ne mi?
Kentleşme iştahı...
Üzerinde durmaya değerdir; çünkü kırdan gelenlerde bu iştah daha fazlaydı.
Ve ardından kenti iyiden iyiye büyütme sevdası geldi...
Eh, sonra da "Mahalle kültürü bitti, insan değişti" diye dertlenmenin ne âlemi var!

***

Şehir, önce evdir, sonra mahalle ve çarşıdır.
Şehrin merkezinde ibadet mekânları (camiler ve külliyeler) yer alır.
Kent, konuttur, sonra semtler/ siteler ve AVM'lerdir.
Kentin merkezinde iş merkezleri vardır.
Bu ölçülere göre bakıp anlayın yeni İstanbul'u...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin