Hangi tatil?
Giriş Tarihi:
Hangi tatil bütün bir yılı temize çekebilir?
Hangi tatil rutin hayatımızı huzur nakışıyla süsleyecek kadar uzun ve etkili olabilir?
Yıllar boyu sahillerde keyif yap, her yaz Kuzey Ege'yi ve Çeşme civarını hallaç pamuğu gibi at...
Tatil yörelerindeki kalabalıklara lunaparka girince neşelenen çocuklar gibi yaklaş...
Sonra da kalk, böyle sor...
Ta 2004 yazından bu sorular...
Geçenlerde tesadüfen karşıma çıktı.
Bunları sorup altına da şu satırı eklemişim...
Asıl olan iyi geçsin diye çırpındığımız tatillerimiz değil, rutin hayatımızdır, onun için ne yapıyoruz?
Zaten ne kadar uzatırsak uzatalım, tatillerimiz hep "KISACIK" kalıyor.
Hayır!
Ama meseleyi biraz sert mi koymuşum?
Evet! Dünya dönüşüyor, hele son yıllarda dönüşümün hızı arttıkça artıyor.
Fakat tatil deyince...
Bazı şeyler hep aynı kalıyor.
Mesela geçen gün yine haberini gördüm...
Japonlar hâlâ tatil dönüşlerinde tıbbi yardım alacak kadar ciddi biçimde depresyona giriyorlarmış...
Eskiden de akın akın Paris'e gider, sonra mesela Paris yüksek beklentilerini karşılamayınca, otel odasından çıkmaz, dönüş tarihini beklerlerdi. (Modern psikiyatri de sendromun adını "Bu muymuş Paris?" koymuştu.) Şimdi kim bilir neden tatları kaçıyor!
Ama meselenin "tatil dönüşü" değil, olağan hayata dönüş olduğuna eminim...
Orada problem var çünkü...
Artık "Güzel bir tatile çıkarım, bana iyi gelir" hayalleriyle geçiştirilemeyecek bir problem...
Pandemi sonrası eski yaz mevsimi alışkanlıklarımı terk etmiştim...
Mayıs geldi mi, İstanbul'da bir haftadan fazla durmayıp tekrar tekrar yollara düşen benden eser kalmamıştı.
Ama iki yıldır eski tip bir sayfiye kasabasında geçirdiğim günlere bayılıyorum...
Zaten yanınızda bal gibi tatlı iki kız çocuğu varsa...
Onların saf sevinci, deniz ve güneş coşkusu her şeye baskın çıkıyorsa...
Dönüşte sizi nelerin beklediğine falan hiç takılmıyorsunuz...
O iki üç dakikalık yürüyüşler boyunca ettiğimiz sohbetlerden daha güzel ne olabilir?
Ah bir de şu şahane mehtabı cep telefonuma kaydedebilsem!
"Olmaz dayıcığım" diyor ufaklık;
"cep telefonlarının kameraları o konuda büyük sıkıntı..."
Bilmedikleri bir şey yok ki!
Hangi tatil rutin hayatımızı huzur nakışıyla süsleyecek kadar uzun ve etkili olabilir?
***
Bak şimdi!..Yıllar boyu sahillerde keyif yap, her yaz Kuzey Ege'yi ve Çeşme civarını hallaç pamuğu gibi at...
Tatil yörelerindeki kalabalıklara lunaparka girince neşelenen çocuklar gibi yaklaş...
Sonra da kalk, böyle sor...
Ta 2004 yazından bu sorular...
Geçenlerde tesadüfen karşıma çıktı.
Bunları sorup altına da şu satırı eklemişim...
Asıl olan iyi geçsin diye çırpındığımız tatillerimiz değil, rutin hayatımızdır, onun için ne yapıyoruz?
Zaten ne kadar uzatırsak uzatalım, tatillerimiz hep "KISACIK" kalıyor.
***
Haksız mıyım?Hayır!
Ama meseleyi biraz sert mi koymuşum?
Evet!
***
Fakat tatil deyince...
Bazı şeyler hep aynı kalıyor.
Mesela geçen gün yine haberini gördüm...
Japonlar hâlâ tatil dönüşlerinde tıbbi yardım alacak kadar ciddi biçimde depresyona giriyorlarmış...
Eskiden de akın akın Paris'e gider, sonra mesela Paris yüksek beklentilerini karşılamayınca, otel odasından çıkmaz, dönüş tarihini beklerlerdi. (Modern psikiyatri de sendromun adını "Bu muymuş Paris?" koymuştu.) Şimdi kim bilir neden tatları kaçıyor!
Ama meselenin "tatil dönüşü" değil, olağan hayata dönüş olduğuna eminim...
Orada problem var çünkü...
Artık "Güzel bir tatile çıkarım, bana iyi gelir" hayalleriyle geçiştirilemeyecek bir problem...
***
Biraz da bugünkü hâlimden söz edeyim...Pandemi sonrası eski yaz mevsimi alışkanlıklarımı terk etmiştim...
Mayıs geldi mi, İstanbul'da bir haftadan fazla durmayıp tekrar tekrar yollara düşen benden eser kalmamıştı.
Ama iki yıldır eski tip bir sayfiye kasabasında geçirdiğim günlere bayılıyorum...
Zaten yanınızda bal gibi tatlı iki kız çocuğu varsa...
Onların saf sevinci, deniz ve güneş coşkusu her şeye baskın çıkıyorsa...
Dönüşte sizi nelerin beklediğine falan hiç takılmıyorsunuz...
***
Günde iki kez dondurma almak için güle oynaya bakkala gidişlerimiz mesela...O iki üç dakikalık yürüyüşler boyunca ettiğimiz sohbetlerden daha güzel ne olabilir?
Ah bir de şu şahane mehtabı cep telefonuma kaydedebilsem!
"Olmaz dayıcığım" diyor ufaklık;
"cep telefonlarının kameraları o konuda büyük sıkıntı..."
Bilmedikleri bir şey yok ki!