Tatil dönüşleri ne anlatıyor?
Giriş Tarihi:
Tatil dönüşü yolunda bir benzin istasyonu...
Ortalık ana baba günü...
Herkes birbiriyle tartışıyor; hakaretler, tehditler havada uçuşuyor; basit bir kıvılcım ortalığı ringe çevirecek.
Saçma sapan bir durum ama herkes çok ciddi...
Sanırsınız, benzin bitmiş. Hayır, hiç sorun yok!
Sanırsınız, istasyonun marketinde cips kalmamış...
Acayip bir bencillik ve hoyratlık rüzgârı esiyor...
Yakıt dolunca kontağa basıyorum, cam açık, pompacı beni görüyor; "Ne oluryaz abi" diyor; "Bandırmalı pompacılar isyanda..."
Neden, diye soruyorum.
"Delirmiş insanlar abi" diyor.
Onlarca yıldır "mutlu olma"yı uyduruk hazların denizinde yüzmek, durmadan tüketmek, keyiften keyife koşmak diye pazarladılar...
Biz de kapıldık gittik!
Ve artık yüzleşme zamanı geldi.
Keyifler bir ürün artık ve pahalı...
Hazlar gelip geçici ve daha fenası yarım yamalak...
Çoluk çocuk basit bir yaz tatili geçirip mutlu olmak nasıl bir şeydi yahu?
Hatırlamaya çalışıyoruz ama olmuyor. Tatil dönüşü kritik bir yolculuktur...
Yorgunluk...
Çocuklar arabanın arkasında üzgün...
Niye eve dönmek zorundayız, diye sorup duruyorlar içlerinden; çünkü geçen günlerin en saf hâliyle tadını onlar çıkardılar. Gülüp oynadılar, kordon boyunda koşturdular...
Eşler mi?
Onlar yan koltukta suskun; içlerinde çocuklarla aynı soruları taşıyorlar ama bir yandan da bir tür "boşluk" ve eksiklik duygusuyla cebelleşiyorlar...
Babalar anında bambaşka bir mod'a geçtiler bile...
"Ne çok hesap ödedik? Her şey niye bu kadar pahalı? Kredi kartları şişiyor, üzerine bir de HGS'ler binecek, al sana tatil" deyip duran bir ses var içlerinde...
Sonra bir benzin istasyonunda bütün iç sesler patlayıp dışa vuruyor işte!
Ortalık ana baba günü...
Herkes birbiriyle tartışıyor; hakaretler, tehditler havada uçuşuyor; basit bir kıvılcım ortalığı ringe çevirecek.
Saçma sapan bir durum ama herkes çok ciddi...
Sanırsınız, benzin bitmiş. Hayır, hiç sorun yok!
Sanırsınız, istasyonun marketinde cips kalmamış...
Acayip bir bencillik ve hoyratlık rüzgârı esiyor...
Yakıt dolunca kontağa basıyorum, cam açık, pompacı beni görüyor; "Ne oluryaz abi" diyor; "Bandırmalı pompacılar isyanda..."
Neden, diye soruyorum.
"Delirmiş insanlar abi" diyor.
***
Farkındasınız, değil mi?Onlarca yıldır "mutlu olma"yı uyduruk hazların denizinde yüzmek, durmadan tüketmek, keyiften keyife koşmak diye pazarladılar...
Biz de kapıldık gittik!
Ve artık yüzleşme zamanı geldi.
Keyifler bir ürün artık ve pahalı...
Hazlar gelip geçici ve daha fenası yarım yamalak...
Çoluk çocuk basit bir yaz tatili geçirip mutlu olmak nasıl bir şeydi yahu?
Hatırlamaya çalışıyoruz ama olmuyor.
***
Yorgunluk...
Çocuklar arabanın arkasında üzgün...
Niye eve dönmek zorundayız, diye sorup duruyorlar içlerinden; çünkü geçen günlerin en saf hâliyle tadını onlar çıkardılar. Gülüp oynadılar, kordon boyunda koşturdular...
Eşler mi?
Onlar yan koltukta suskun; içlerinde çocuklarla aynı soruları taşıyorlar ama bir yandan da bir tür "boşluk" ve eksiklik duygusuyla cebelleşiyorlar...
Babalar anında bambaşka bir mod'a geçtiler bile...
"Ne çok hesap ödedik? Her şey niye bu kadar pahalı? Kredi kartları şişiyor, üzerine bir de HGS'ler binecek, al sana tatil" deyip duran bir ses var içlerinde...
Sonra bir benzin istasyonunda bütün iç sesler patlayıp dışa vuruyor işte!
***
Hem tatil bölgelerinde hem de tatil dönüşlerinde gözüme çarpıp zihnimi zorlayan başka sosyal semptomlar da var.
Bir...
Orta sınıfların eriyişinin yol açtığı sinirlilik hâli...
İki...
Garip bir "Benden sonra tufan" anlayışının muazzam bir bencillik olarak insanımızın ruhuna sinmeye başlaması...
Bunları da konuşalım önümüzdeki günlerde...
***
NOT DEFTERİ
Dünyanın acil tedaviye ihtiyacı var. Bu tedavi yalnızca ekonomik, siyasi veya teknolojik değildir. Hastalık yalnızca kurumlarda değil, insanın iç dünyasında... (TURANKIŞLAKÇI / Ruhunu Arayan İnsan)